Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, New York’ta düzenlenen BM 81. Genel Kurulu yüksek düzeyli katılım haftası marjında gerçekleştirilen ‘İki Devletli Çözüm ve Gazze Kapsamlı Barış Planı Konulu Yüksek Düzeyli Uluslararası Toplantı’ kapsamında kritik değerlendirmelerde bulundu. Guterres, uluslararası toplumun Filistin ve İsrail meselesinde iki devletli çözüme verdiği desteğin artık soyut beyanların ve diplomatik söylemlerin ötesine geçerek somut eylemlerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Geçtiğimiz yıl çok sayıda ülkenin Filistin Devleti’ni resmen tanıdığını hatırlatan BM Genel Sekreteri, kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmanın yegane yolunun 1967 öncesi sınırlar temelinde iki bağımsız devlet vizyonu olduğunu kaydetti. Sahada bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulma imkanlarının sistematik biçimde daraltıldığına işaret eden Guterres, zamanın hızla tükendiği uyarısında bulundu.
- Kritik Gelişme: BM Genel Sekreteri Guterres, iki devletli çözüme yönelik uluslararası desteğin artık sözlerin ötesine geçerek bağlayıcı kararlar ve eylemlerle ortaya konulması gerektiğini bildirdi.
- Resmi Veri / Açıklama: BMGK’nin 2334 sayılı kararının üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine rağmen işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yasa dışı yerleşimlerin hızla genişlediği kayda geçti.
- Süreç / Sonraki Adım: Barış Planı’nın eksiksiz uygulanması, E1 planı gibi coğrafi bütünlüğü bozan adımların durdurulması ve Kudüs’ün iki devletin ortak başkenti olduğu 1967 sınırları hedefleniyor.
İşgal Altındaki Topraklarda Hukuk İhlalleri ve Genişleyen Yerleşimler
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, toplantıda yaptığı konuşmada, işgal altındaki Filistin topraklarında bağımsız, demokratik, toprak bütünlüğüne sahip, yaşayabilir ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasının koşullarının sistematik biçimde ortadan kaldırıldığını ifade etti. Bölgedeki tek taraflı tasarrufların uluslararası hukuka aykırı ve geçersiz ilhak politikaları anlamına geldiğini belirten Guterres, İşgal Altındaki Filistin Toprakları’ndaki yerleşimlerin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu yineledi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) yerleşim faaliyetlerinin durdurulmasını talep eden 2334 sayılı kararının kabul edilmesinin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini hatırlatan Guterres, buna karşın Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yerleşimlerin hız kesmeden genişlemeyi sürdürdüğünü masaya yatırdı. Yıkımlar, zorunlu tahliyeler, yerinden edilmeler, mülklere el konulması ve kutsal mekanlardaki tarihi statükonun ihlal edilmesinin sahada giderek daha baskıcı bir atmosfer oluşturduğu açıklandı.
E1 Planı ve Gazze’deki İnsani Tablo Masaya Yatırıldı
Uygulanan baskıcı politikaların Filistinli aileleri evlerinden ve kök saldıkları topraklardan koparma noktasına getirdiğini aktaran BM Genel Sekreteri, bu durumun etnik temizlik ihtimaline yönelik kaygıları ciddi biçimde tırmandırdığını dile getirdi. Özellikle Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasındaki coğrafi bağı koparma riski taşıyan E1 yerleşim planının ilerletilmesinin, toprak bütünlüğüne sahip ve yaşayabilir bir Filistin Devleti kurulması ihtimaline ağır bir darbe indireceği belgelendi.
Gazze Şeridi’ndeki mevcut insani kriz ve yıkıma da geniş yer ayıran Guterres, bölgede ağır tahribat ve çaresizlik içinde yaşam mücadelesi veren aileler açısından, somut saha değişiklikleriyle desteklenmeyen vaatlerin inandırıcılığını tamamen yitirdiğinin altını çizdi. Kapsamlı Barış Planı’nın tüm maddeleriyle hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Guterres, güvenilir bir siyasi sürecin derhal işletilmesinin zorunlu olduğunu kaydetti.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in BM 81. Genel Kurulu marjındaki bu net çıkışı, klasikleşmiş diplomatik temennilerin iflas ettiğinin en üst düzeyde itirafı niteliğindedir. BMGK’nin 2334 sayılı kararının üzerinden geçen on yıllık süreçte yerleşimlerin durdurulması bir yana, sahada iki devletli çözümün fiziksel altyapısı hızla parçalanmıştır. Guterres’in ‘etnik temizlik ihtimali’ ve ‘E1 planının yaratacağı geri dönülemez hasar’ vurguları, uluslararası hukukun bağlayıcılığının sahada karşılık bulamaması krizini özetlemektedir. Diplomatik çevrelerde birçok ülkenin tanımasıyla oluşan ivmenin, somut yaptırım ve koruma mekanizmalarına dönüşmemesi halinde, iki devletli çözüm vizyonunun coğrafi ve demografik olarak tamamen imkansız hale geleceği somut verilerle işaret edilmektedir.
1967 Sınırları ve İki Devletli Modelin Zorunluluğu
Antonio Guterres, Orta Doğu’da kalıcı istikrarın temini için belirlenen nihai hedefin son derece net olduğunu belirtti. Hedefin; uluslararası hukuk, ilgili BMGK kararları ve önceki mutabakatlar çerçevesinde, 1967 öncesi sınırlar temelinde kurulacak iki bağımsız devlet olduğu vurgulandı.
Guterres, sözlerini tamamlarken Kudüs’ün her iki devletin başkenti olarak kabul edildiği, güvenli ve tanınmış sınırlar dahilinde yan yana barış ve güvenlik içinde varlığını sürdüren İsrail ve Filistin modelinin tek geçerli formül olduğunu ifade etti. Bunun haricinde sürdürülebilir hiçbir alternatifin bulunmadığı kaydedilirken, siyasi iradenin gecikmeksizin eyleme geçmesi gerektiğinin altı çizildi.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: BM Genel Sekreteri Guterres iki devletli çözüm için hangi somut çerçeveyi işaret etti?
Guterres, uluslararası hukuk ve BMGK kararları doğrultusunda, 1967 öncesi sınırlar temelinde, Kudüs’ün ortak başkent olduğu, güvenli ve tanınmış sınırlar içinde yan yana yaşayacak egemen İsrail ve Filistin devletleri modelini tek geçerli yol olarak belirtti.
Soru: E1 yerleşim planı neden Filistin Devleti için kritik bir tehdit olarak görülüyor?
E1 planı, Doğu Kudüs ile Batı Şeria’yı birbirinden ayırarak Filistin topraklarının coğrafi bütünlüğünü ve yaşayabilir bir devlet olarak varlığını sürdürmesini doğrudan imkansız hale getirme riski taşıdığı için ağır bir darbe olarak değerlendirilmektedir.
Soru: BMGK’nin 2334 sayılı kararının süreçteki rolü nedir?
BMGK’nin yaklaşık 10 yıl önce kabul ettiği 2334 sayılı karar, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu tescil etmiş ve durdurulmasını talep etmiştir; ancak sahada yerleşimlerin genişlemesi devam etmiştir.
Kaynak / Ajans: Aa

