Heyecanlandıran keşif! 600 yıllık caminin altından çıktı - Tralleskop

Heyecanlandıran keşif! 600 yıllık caminin altından çıktı

Heyecanlandıran keşif! 600 yıllık caminin altından çıktı!

Heyecanlandıran keşif! 600 yıllık caminin altından çıktı

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Muradiye Külliyesi içinde yer alan 2. Murad Camisi’nde sürdürülen restorasyon çalışmaları sırasında havuz kalıntısı gün yüzüne çıkarıldı.

Sultan 2. Murad tarafından 1426’da yaptırılan camide, Bursa Valiliği, Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Bursa Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından ocak ayında yapılan teslimin ardından özel bir şirket tarafından restorasyon çalışmaları başlatıldı.

HAVUZ ORTAYA ÇIKTI

Osman Hamdi Bey’in Londra’daki bir müzayedede satılan “Cami Kapısında (At the Mosque Door)” adlı tablosunda ana giriş kapısı tasvir edilen camide 19 Ocak’ta başlatılan çalışmalar kapsamında, cümle kapısından ana mekana geçit veren holde yer aldığı tahmin edilen havuza ilişkin kazı yürütüldü.

Çalışmalar sonucunda süs, ses yalıtımı ve dinlendirme amacıyla yapıldığı düşünülen sekizgen planlı, mermer ve çini kaplamalı bir havuz yapısı tespit edildi.

“BİLİNÇLİ ŞEKİLDE KAPATILDIĞI KANAATİNDEYİZ”

Restorasyondan sorumlu yönetici Selim Haşlak, AA muhabirine, çalışmalara 19 Ocak’ta başladıklarını belirterek, ramazan ayından önce cami içindeki havuzu net bir şekilde ortaya çıkardıklarını söyledi.

Söz konusu yapının sekizgen olduğunu ve çini bordürlerle köşelerin döndüğünü ortaya çıkardıklarını anlatan Haşlak, “Bu havuzun, süreç içerisinde bilinçli bir şekilde kapatıldığı kanaatindeyiz.” dedi.

Haşlak, havuzun detaylarına dair araştırmalar yapıldığını, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna raporların iletildiğini aktararak, “En son onların değerlendirmesine göre, havuz ihya edilerek yapılacaktır.” ifadesini kullandı.

Çeşitli üniversitelerden gelen akademisyenlerin incelemelerinden sonra sunduğu raporlar doğrultusunda cami içindeki yapının bir süs havuzu olduğunun anlaşıldığı bilgisini veren Haşlak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Caminin sağında ve solunda ‘tabhane’ denilen bölümler var. Seyyahlar, dervişler, buralara geliyor ve bir sohbet ortamı oluşuyor. Bunların konuşmalarının birbirlerine gitmemesi, bu konuşmalardan harim (ibadet edilen iç mekan) bölgesinde namaz kılanların rahatsız olmaması için bir ses yalıtımı amacıyla havuz yapılmış. Aynı zamanda arka taraflarda odacıklar mevcut. Bu odacıklar da yoldan gelenlerin dinlenmesi amacıyla yapılmış. Orada dinlenen kişilerin de rahatsız olmaması ve dinlendirmesi için bu havuzun yapıldığı düşünülüyor. Dışarıda bir şadırvan da var. Bu havuzun abdest alma mantığıyla değil de süs, yalıtım ve dinlendirme amacıyla yapıldığını düşünüyoruz.”

“TURKUAZ AĞIRLIKLI MAVİNİN KOYU VE AÇIK TONLARINDA ÇİNİLER ÇIKIYOR”

Haşlak, havuzun etrafında mermer ve çini parçalarının görüldüğünü belirterek, “Havuzun etrafında çıkan parçalar ve zeminde sabit olan çini parçalarıyla caminin özellikle harim bölümündeki çinilerin analizleri yapıldı. Aynı dönemin çinileri olduğu kanaatine varıldı. Genelde turkuaz ağırlıklı mavinin koyu ve açık tonlarında çiniler çıkıyor.” diye konuştu.

Caminin drenaj hattında da restorasyon çalışmaları yürütüldüğünün bilgisini veren Haşlak, şunları kaydetti:

“Drenaj hattında yapılan kazılarda caminin altında, doğudan batıya, kuzeyden güneye kanallar gördük. Bu kanallarla ilgili araştırma devam ediyor. Bu kanallar, bir havalandırma kanalı mı, camiyi ısıtmak için bir sıcak su taşıma kanalı mı yoksa temel sisteminde bazı camilerde örnekleri var, ahşap hatıl konulması için oluşturulmuş kanallar mı? Bu, havuz kadar önemli bir konu. Çünkü çok nadir. Böyle kanalların caminin temel kısmında ve beden duvarlarının içinde çıkması… Bundan dolayı da ciddi bir araştırma yapıyoruz.”

2. Murad Cami İmamı Muhammed Lütfi Taşci de caminin ibadete açılmasının 600. yılında sürdürülen restorasyondan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Emeği geçen herkese teşekkür eden Taşci, “Burada 600 yıllık bir havuz ortaya çıktı. Sultan 2. Murad Han döneminde yapılan orijinal havuz. Cenab-ı Allah’a hamdediyoruz. Tarihimize ve Bursa’nın hafızasına yeni bir sayfa açıldı.” dedi.

Bizi Takip Edin & Son Dakika Gelişmelerini Kaçırmayın
🛡️ EDİTORYAL TEYİT & E-E-A-T STANDARDI
✅ Doğrulanmış İçerik

Bu haber metni; 5187 sayılı Basın Kanunu, Basın Ahlak Yasası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ilkeleri çerçevesinde editoryal süzgeçten geçirilmiş ve teyit edilmiştir.

✍️ Redaksiyon: furkankural ⏱️ Son Güncelleme: 20.08.2026 12:16 ⚖️ Yasal Denetim: BİK & Basın İlkeleri Uyumlu

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.

Asırlardır merak ediliyordu, 900 yıllık gizem çözüldü: Onlarca ton ağırlığındaki heykelleri böyle taşımışlar

Asırlardır merak ediliyordu, 900 yıllık gizem çözüldü: Onlarca ton ağırlığındaki heykelleri böyle taşımışlar

Pasifik Okyanusu’nda bulunan Paskalya Adası’ndaki dev heykellerin kaynağı dünyanın en büyük arkeolojik gizemlerinden biri. Her biri tonlarca ağırlıkta olan bu heykellerin bulundukları noktalara nasıl taşındığı asırlardır merak konusu. O kadar ki bu işte uzaylıların parmağı olduğunu iddia edenler bile var. Peki gerçek ne? Bu sorunun cevabını geçtiğimiz günlerde bilim insanları verdi.

En yakın komşusundan 1.289 mil uzakta bulunan, sönmüş volkanlarla dolu küçük bir üçgen olan Paskalya Adası’nın çeşitli noktalarına yayılmış yaklaşık 900 adet heykel bulunuyor. Ortalama 4 metre boyunda ve 12 ila 80 ton ağırlığında olan bu devasa taş heykellerin Rano Raraku taş ocağından çıkarılan volkanik tüften oyulduğu tahmin ediliyor.

Nitekim taş ocağında bulunan 400’den fazla heykelin bazıları halen yapım aşamasında, bazıları ise tamamlanıp nihai konumlarına taşınmayı bekler vaziyette kalmış.

Asırlar önce adada yaşamış olan Rapa Nui halkının, yerel dildeki adı moai olan bu heykelleri nasıl taşıdığı uzun zamandır merak konusuydu. Nihayet üç boyutlu modelleme verileri ile gerçek hayattaki deneylerden elde edilen bulguları bir araya getiren bilim insanları, heykellerin son varış noktalarına “yürüdüklerini” ortaya koydu.

“TEK KOLLA BİLE ÇEKEBİLİYORLARDI”

Heykelleri inceleyen antropologlar, ada yerlilerinin üç tarafından halatlar bağladıkları moai’leri, zikzak şeklinde yürüttüğünü ortaya koydu.

Bu teknik sayesinde az sayıda kişiden oluşan ekiplerin, moai’leri çok fazla çaba sarf etmeden uzun mesafeler boyunca taşıyabildikleri anlaşıldı.

Çalışmanın yazarlarından Prof. Dr. Carl Lipo, Daily Mail’e yaptığı açıklamada, “Heykelleri bir kez hareket ettirdikten sonra gerisi hiç zor değildi. İnsanlar moai’leri tek kolla bile çekebiliyorlardı” dedi.

ABD’de bulunan Binghampton Üniversitesi’nde görev yapan Lipo, “Bu şekilde enerji tasarrufu sağlayıp çok hızlı hareket edebiliyorlardı. Asıl zorluk heykelin en başta sallanmasını sağlamaktı” diye konuştu.

Antropologlar, daha önce moai’lerin yere düz bir biçimde oturtulup hedeflerine kadar çekildiklerini düşünüyorlardı. Ancak böyle bir operasyonun çok sayıda insan gerektirmesi ve son derece yorucu bir iş olması, bazı büyük heykellerin taşınmasını neredeyse imkansız hale getiriyordu.

HEYKELLER SALLANARAK YÜRÜYORMUŞ

Ne var ki güncel araştırmalar, Rapa Nui halkının çok daha hassas bir çözüm bulduğunu gösteriyor. Buna göre kafanın her iki yanına bağladıkları ipleri bir sağdan bir soldan çeken ada yerlileri, moai’lerin yanlara doğru sallanmasını ve “yürüyüş” hareketi ile ilerlemesini sağlıyordu.

Lipo ve Arizona Üniversitesi’nden Profesör Dr. Terry Hunt, geçmişte daha küçük modeller üzerinde test ettikleri bu yürüyüş teorisinin daha büyük moai’lerde işe yarayıp yaramayacağını görmek için bir deney tasarladı.

Araştırmacılar öncelikle heykellerin üç boyutlu ayrıntılı bir modelini oluşturarak hangi özelliklerin yürümelerine yardımcı olduğunu inceledi. Bunun sonucunda moai’lerin yürüyecek şekilde tasarlandığı anlaşıldı.

Heykellerin büyük D şeklindeki tabanlarının ve öne eğik pozisyonlarının, yanlara sallandıklarında zikzak şeklinde ilerlemelerini kolaylaştırdığı görüldü.

Bizi Takip Edin & Son Dakika Gelişmelerini Kaçırmayın
🛡️ EDİTORYAL TEYİT & E-E-A-T STANDARDI
✅ Doğrulanmış İçerik

Bu haber metni; 5187 sayılı Basın Kanunu, Basın Ahlak Yasası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ilkeleri çerçevesinde editoryal süzgeçten geçirilmiş ve teyit edilmiştir.

✍️ Redaksiyon: furkankural ⏱️ Son Güncelleme: 20.08.2026 12:16 ⚖️ Yasal Denetim: BİK & Basın İlkeleri Uyumlu

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.

Trump, İran tehdidi ihtimalini açıklarken ABD uçaklarını hareket ettirdi

Ne? ABD Başkanı Donald Trump, Nebraska seyahati öncesi Beyaz Saray'dan ayrılırken, İngiltere'deki ABD askeri bombardıman uçaklarının konumlandırılmasıyla ilgili "İran'la bağlantılı olabilecek bir tehdit" olasılığını dile...

Trump, İran tehdidi

Ne? ABD Başkanı Donald Trump, Nebraska seyahati öncesi Beyaz Saray’dan ayrılırken, İngiltere’deki ABD askeri bombardıman uçaklarının konumlandırılmasıyla ilgili “İran’la bağlantılı olabilecek bir tehdit” olasılığını dile getirdi.


Kim, Nerede, Ne Zaman? Trump, Washington’da gazetecilere verdiği röportajda, 5 Ekim 2026 tarihinde, RAF Fairford’a konuşlandırılan uçakların ABD ana üslerine geri gönderildiğini teyit eden Pentagon açıklamasına atıfta bulundu.

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Kritik Gelişme: Trump, uçakların “çok uzağa değil” hareket ettirildiğini ve maliyetinin düşük olduğunu vurguladı.
  • Resmi Veri / Açıklama: Pentagon, RAF Fairford’tan geri dönüşü onayladı; İran olası bir tehdit unsuru olarak değerlendirildi.
  • Süreç / Sonraki Adım: ABD, olası İran saldırı senaryolarına karşı ek önlemler almayı planlıyor.

Trump, sorulan “İran’ın İngiltere’ye saldırı dronu soktuğu için mi çektiniz?” sorusuna “Bunu söyleyemem ama yaptılarsa ağır bedel öderler” diyerek, olası bir İran müdahalesine karşı sert bir tavır sergiledi. Ayrıca, bir İsrail uçağının kaçırılma girişimiyle ilgili soruya da sorumlunun İran olabileceğini işaret etti.


Kararın Detayları ve Sürecin İşleyişi

Trump, İran tehdidi ihtimalini açıklarken ABD uçaklarını hareket ettirdi
Trump, İran tehdidi ihtimalini açıklarken ABD uçaklarını hareket ettirdi

ABD Savunma Bakanlığı, Wall Street Journal’a verdiği açıklamada, “Şu anda RAF Fairford’a konuşlandırılan tüm ABD bombardıman uçaklarının ABD’deki ana üslerine döndüğünü teyit edebiliriz” ifadelerini kullandı. Bu geri dönüş, ABD’nin Avrupa sahasındaki hava gücünü yeniden yapılandırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Trump, uçakların hareket ettirilmesinin maliyetinin düşük olduğunu ve “düşmanı kışkırtmaktansa ele geçirip yenmeyi” tercih ettiğini yineledi.

Sahadan İlk Bilgiler ve Tarafların Açıklamaları

Washington’da yapılan basın toplantısında Trump, Rusya’da görülen bir hastalık vakasının ABD’ye sıçramaması için alınan önlemler sorusuna “Şu an bu konuyu çok ciddi bir şekilde ele alıyoruz” diyerek yanıt verdi ve konunun hâlâ erken aşamalarda olduğunu belirtti. Rus TASS’ın haberine göre, Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi, Sibirya ve Uzak Doğu’da bir çalışanının hastalanması üzerine özel önlemler almıştı.


Aydın’da, uluslararası güvenlik ve dış politika konularını yakından izleyen akademisyenler, Trump’ın açıklamalarının bölgesel etkilerini değerlendirdi. Aydın’ın yerel medyası, bu tip yüksek düzeydeki diplomatik açıklamaların, Türkiye’nin NATO müttefikleriyle ilişkileri ve bölgesel istikrar üzerindeki yansımalarına dair kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu taşıdığını vurguladı.

🔍 GAZETECİ MASASI

Olayın Perde Arkası ve Analiz

Trump’ın “uçakları biraz hareket ettirdik” açıklaması, ABD’nin Avrupa’da konumlandırdığı stratejik hava varlığının yeniden gözden geçirildiğinin sinyalini veriyor. İran’ın bölgedeki nükleer ve balistik programları, Washington’ın askeri varlığını dengelemek amacıyla esnek bir konumlandırma politikası izlediğini gösteriyor. Aynı zamanda, Trump’ın maliyet vurgusu, ABD bütçesindeki savunma harcamalarının iç politikada nasıl bir argümana dönüştüğüne işaret ediyor. Aydın gibi NATO üyesi ülkelerde, bu tür açıklamalar yerel güvenlik algısını şekillendirirken, Türkiye’nin bölgesel diplomasi stratejileri de yeniden değerlendirilebilir.

Bölgesel ve Sektörel Yansımalar

Türkiye, NATO çerçevesinde ABD’nin Avrupa’daki askeri hareketlerine yakından bağlı bir konumda. Aydın’da bulunan limanlar ve lojistik merkezler, olası bir askeri yoğunlaşmanın ikincil etkilerini hissedebilir. Bunun yanı sıra, bölgedeki savunma sanayi firmaları, ABD’nin uçak konumlandırma kararlarından kaynaklı yeni sözleşme ve iş fırsatlarını değerlendirebilir.

Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar

Soru: Trump, İran’ın olası tehditini nasıl tanımlıyor?

Trump, İran’ın İngiltere’ye saldırı dronu sokmuş olma ihtimalini “ağır bedel ödeyecekleri” şeklinde değerlendirdi ve olası bir saldırının ABD’nin askeri konumlandırmasını tetiklediğini belirtti.

Soru: ABD uçakları neden RAF Fairford’tan geri çekildi?

Pentagon, uçakların maliyet ve stratejik gerekçelerle “çok uzağa değil” bir konumda tutulduğunu ve şu anda ABD ana üslerine geri döndüğünü teyit etti.

Kaynak / Ajans: Haberturk


📰
Haber Kaynağı / Ajans: Haberturk
Bizi Takip Edin & Son Dakika Gelişmelerini Kaçırmayın
🛡️ EDİTORYAL TEYİT & E-E-A-T STANDARDI
✅ Doğrulanmış İçerik

Bu haber metni; 5187 sayılı Basın Kanunu, Basın Ahlak Yasası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ilkeleri çerçevesinde editoryal süzgeçten geçirilmiş ve teyit edilmiştir.

✍️ Redaksiyon: furkankural ⏱️ Son Güncelleme: 06.10.2026 01:48 ⚖️ Yasal Denetim: BİK & Basın İlkeleri Uyumlu

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.