ABD müzakerelerden bahsediyor ama gizli kara harekatı planlıyor

ABD müzakerelerden bahsediyor ama gizli kara harekatı planlıyor

ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş 30. gününde tüm şiddetiyle devam ederken, İran Meclis Başkanı Kalibaf’tan dikkat çeken açıklamalar geldi. Kalibaf “ABD kamuoyunda müzakerelerden söz ediyor ancak gizlice bir kara saldırısı planlıyor. Ordularımız ABD’nin kara harekatını bekliyor ve bölgedeki ortaklarını cezalandırmaya hazır” ifadelerini kullandı.

  • İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’la müzakereye hazır olduğunu söylerken gizlice kara saldırısı planlamakla suçladı.
  • ABD Savunma Bakanlığı’nın İran’da haftalarca sürebilecek olası bir kara operasyonu için hazırlık yaptığı bildiriliyor.
  • ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı ve İran da İsrail ile ABD üslerinin bulunduğu bölge ülkelerinde hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş 30 gündür devam ediyor. Tarafların karşılıklı saldırıları ve askeri hamleleri tansiyonun yükselmesine neden olurken, İran’dan bugün dikkat çeken bir açıklama daha geldi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran güçlerinin ABD birliklerinin gelişine hazır olduğunu söyledi. IRNA haber ajansının aktardığı açıklamalarda Kalibaf, ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’la müzakereye hazır olduğunu söylerken “gizlice kara saldırısı planlamakla” suçladı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibafİran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf

“ADAMLARIMIZ ONLARI ATEŞE VERMEYİ BEKLİYOR”

Kalibaf “Düşman açıkça müzakere mesajı gönderiyor ve gizlice kara saldırısı planlıyor. Bizim adamlarımız, Amerikan askerlerinin karaya inmesini ve onları ateşe vermeyi bekliyor” ifadelerini kullandı.

ZAMANLAMA DİKKAT ÇEKTİ

Bugün erken saatlerde ABD medyası, Pentagon’un İran’da haftalarca sürecek kara operasyonlarına hazırlandığını bildirdi. Bu haber, ABD ordusunun 31. Deniz Piyade Sefer Birliği’nden 3.500 askerin Orta Doğu’ya geldiğini duyurdu.

DÜNYAYI TEDİRGİN EDEN İDDİA

ABD’nin İran’a karşı başlattığı Destansı Öfke Operasyonu sürerken, Washington Post gazetesi dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşıdı. Hükümet kaynaklarına dayandırılan habere göre, ABD Savunma Bakanlığı’nın İran’da haftalarca sürebilecek olası bir kara operasyonu için hazırlık yaptığı bildirildi. Planların savaşta “yeni bir aşamayı” başlatabileceğini belirten kaynaklar, bunun son 4 haftadaki karşılıklı saldırılardan “önemli ölçüde daha tehlikeli” olabileceğini söyledi.

YETKİLİLER RİSKLERE DİKKAT ÇEKTİ

Herhangi bir kara harekatının tam ölçekli bir işgalden farklı olacağını aktaran yetkililer, operasyon kapsamında özel kuvvetlerin de yer aldığı baskınların yapılabileceğine işaret etti. Bunun yol açabileceği tehlikelere dikkat çeken kaynaklar, kara operasyonunun ABD askerlerini “insansız hava araçlarına ve füzelere, kara ateşine ve el yapımı patlayıcılara” maruz bırakabileceğini vurguladı.

FARKLI SEÇENEKLER MASADA

Pentagon’un, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Harg Adası’na yönelik operasyonlar ile Hürmüz Boğazı yakınlarındaki kıyı bölgelerine düzenlenebilecek baskınları da seçenek olarak değerlendirdiği aktarıldı. Bazı yetkililerin olası kara operasyonunun “birkaç hafta”, bazılarının ise “birkaç ay” sürebileceğini söylediği belirtildi.

“BAŞKOMUTANA SEÇENEK SUNMAK PENTAGON’UN GÖREVİ”

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt, habere konu iddialarla ilgili kesin yorum yapmaktan kaçınarak, “Başkomutana en fazla sayıda seçeneği sunmak için hazırlık yapmak Pentagon’un görevidir. Bu, Başkanın bir karar verdiği anlamına gelmez” açıklamasında bulundu.

ABD-İSRAİL’İN İRAN SALDIRILARI

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı. İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, BAE ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, eski İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

Kaynak: Haberler.com

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.

Heyecanlandıran keşif! 600 yıllık caminin altından çıktı

Heyecanlandıran keşif! 600 yıllık caminin altından çıktı!

Heyecanlandıran keşif! 600 yıllık caminin altından çıktı

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Muradiye Külliyesi içinde yer alan 2. Murad Camisi’nde sürdürülen restorasyon çalışmaları sırasında havuz kalıntısı gün yüzüne çıkarıldı.

Sultan 2. Murad tarafından 1426’da yaptırılan camide, Bursa Valiliği, Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Bursa Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından ocak ayında yapılan teslimin ardından özel bir şirket tarafından restorasyon çalışmaları başlatıldı.

HAVUZ ORTAYA ÇIKTI

Osman Hamdi Bey’in Londra’daki bir müzayedede satılan “Cami Kapısında (At the Mosque Door)” adlı tablosunda ana giriş kapısı tasvir edilen camide 19 Ocak’ta başlatılan çalışmalar kapsamında, cümle kapısından ana mekana geçit veren holde yer aldığı tahmin edilen havuza ilişkin kazı yürütüldü.

Çalışmalar sonucunda süs, ses yalıtımı ve dinlendirme amacıyla yapıldığı düşünülen sekizgen planlı, mermer ve çini kaplamalı bir havuz yapısı tespit edildi.

“BİLİNÇLİ ŞEKİLDE KAPATILDIĞI KANAATİNDEYİZ”

Restorasyondan sorumlu yönetici Selim Haşlak, AA muhabirine, çalışmalara 19 Ocak’ta başladıklarını belirterek, ramazan ayından önce cami içindeki havuzu net bir şekilde ortaya çıkardıklarını söyledi.

Söz konusu yapının sekizgen olduğunu ve çini bordürlerle köşelerin döndüğünü ortaya çıkardıklarını anlatan Haşlak, “Bu havuzun, süreç içerisinde bilinçli bir şekilde kapatıldığı kanaatindeyiz.” dedi.

Haşlak, havuzun detaylarına dair araştırmalar yapıldığını, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna raporların iletildiğini aktararak, “En son onların değerlendirmesine göre, havuz ihya edilerek yapılacaktır.” ifadesini kullandı.

Çeşitli üniversitelerden gelen akademisyenlerin incelemelerinden sonra sunduğu raporlar doğrultusunda cami içindeki yapının bir süs havuzu olduğunun anlaşıldığı bilgisini veren Haşlak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Caminin sağında ve solunda ‘tabhane’ denilen bölümler var. Seyyahlar, dervişler, buralara geliyor ve bir sohbet ortamı oluşuyor. Bunların konuşmalarının birbirlerine gitmemesi, bu konuşmalardan harim (ibadet edilen iç mekan) bölgesinde namaz kılanların rahatsız olmaması için bir ses yalıtımı amacıyla havuz yapılmış. Aynı zamanda arka taraflarda odacıklar mevcut. Bu odacıklar da yoldan gelenlerin dinlenmesi amacıyla yapılmış. Orada dinlenen kişilerin de rahatsız olmaması ve dinlendirmesi için bu havuzun yapıldığı düşünülüyor. Dışarıda bir şadırvan da var. Bu havuzun abdest alma mantığıyla değil de süs, yalıtım ve dinlendirme amacıyla yapıldığını düşünüyoruz.”

“TURKUAZ AĞIRLIKLI MAVİNİN KOYU VE AÇIK TONLARINDA ÇİNİLER ÇIKIYOR”

Haşlak, havuzun etrafında mermer ve çini parçalarının görüldüğünü belirterek, “Havuzun etrafında çıkan parçalar ve zeminde sabit olan çini parçalarıyla caminin özellikle harim bölümündeki çinilerin analizleri yapıldı. Aynı dönemin çinileri olduğu kanaatine varıldı. Genelde turkuaz ağırlıklı mavinin koyu ve açık tonlarında çiniler çıkıyor.” diye konuştu.

Caminin drenaj hattında da restorasyon çalışmaları yürütüldüğünün bilgisini veren Haşlak, şunları kaydetti:

“Drenaj hattında yapılan kazılarda caminin altında, doğudan batıya, kuzeyden güneye kanallar gördük. Bu kanallarla ilgili araştırma devam ediyor. Bu kanallar, bir havalandırma kanalı mı, camiyi ısıtmak için bir sıcak su taşıma kanalı mı yoksa temel sisteminde bazı camilerde örnekleri var, ahşap hatıl konulması için oluşturulmuş kanallar mı? Bu, havuz kadar önemli bir konu. Çünkü çok nadir. Böyle kanalların caminin temel kısmında ve beden duvarlarının içinde çıkması… Bundan dolayı da ciddi bir araştırma yapıyoruz.”

2. Murad Cami İmamı Muhammed Lütfi Taşci de caminin ibadete açılmasının 600. yılında sürdürülen restorasyondan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Emeği geçen herkese teşekkür eden Taşci, “Burada 600 yıllık bir havuz ortaya çıktı. Sultan 2. Murad Han döneminde yapılan orijinal havuz. Cenab-ı Allah’a hamdediyoruz. Tarihimize ve Bursa’nın hafızasına yeni bir sayfa açıldı.” dedi.

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.

Asırlardır merak ediliyordu, 900 yıllık gizem çözüldü: Onlarca ton ağırlığındaki heykelleri böyle taşımışlar

Asırlardır merak ediliyordu, 900 yıllık gizem çözüldü: Onlarca ton ağırlığındaki heykelleri böyle taşımışlar

Pasifik Okyanusu’nda bulunan Paskalya Adası’ndaki dev heykellerin kaynağı dünyanın en büyük arkeolojik gizemlerinden biri. Her biri tonlarca ağırlıkta olan bu heykellerin bulundukları noktalara nasıl taşındığı asırlardır merak konusu. O kadar ki bu işte uzaylıların parmağı olduğunu iddia edenler bile var. Peki gerçek ne? Bu sorunun cevabını geçtiğimiz günlerde bilim insanları verdi.

En yakın komşusundan 1.289 mil uzakta bulunan, sönmüş volkanlarla dolu küçük bir üçgen olan Paskalya Adası’nın çeşitli noktalarına yayılmış yaklaşık 900 adet heykel bulunuyor. Ortalama 4 metre boyunda ve 12 ila 80 ton ağırlığında olan bu devasa taş heykellerin Rano Raraku taş ocağından çıkarılan volkanik tüften oyulduğu tahmin ediliyor.

Nitekim taş ocağında bulunan 400’den fazla heykelin bazıları halen yapım aşamasında, bazıları ise tamamlanıp nihai konumlarına taşınmayı bekler vaziyette kalmış.

Asırlar önce adada yaşamış olan Rapa Nui halkının, yerel dildeki adı moai olan bu heykelleri nasıl taşıdığı uzun zamandır merak konusuydu. Nihayet üç boyutlu modelleme verileri ile gerçek hayattaki deneylerden elde edilen bulguları bir araya getiren bilim insanları, heykellerin son varış noktalarına “yürüdüklerini” ortaya koydu.

“TEK KOLLA BİLE ÇEKEBİLİYORLARDI”

Heykelleri inceleyen antropologlar, ada yerlilerinin üç tarafından halatlar bağladıkları moai’leri, zikzak şeklinde yürüttüğünü ortaya koydu.

Bu teknik sayesinde az sayıda kişiden oluşan ekiplerin, moai’leri çok fazla çaba sarf etmeden uzun mesafeler boyunca taşıyabildikleri anlaşıldı.

Çalışmanın yazarlarından Prof. Dr. Carl Lipo, Daily Mail’e yaptığı açıklamada, “Heykelleri bir kez hareket ettirdikten sonra gerisi hiç zor değildi. İnsanlar moai’leri tek kolla bile çekebiliyorlardı” dedi.

ABD’de bulunan Binghampton Üniversitesi’nde görev yapan Lipo, “Bu şekilde enerji tasarrufu sağlayıp çok hızlı hareket edebiliyorlardı. Asıl zorluk heykelin en başta sallanmasını sağlamaktı” diye konuştu.

Antropologlar, daha önce moai’lerin yere düz bir biçimde oturtulup hedeflerine kadar çekildiklerini düşünüyorlardı. Ancak böyle bir operasyonun çok sayıda insan gerektirmesi ve son derece yorucu bir iş olması, bazı büyük heykellerin taşınmasını neredeyse imkansız hale getiriyordu.

HEYKELLER SALLANARAK YÜRÜYORMUŞ

Ne var ki güncel araştırmalar, Rapa Nui halkının çok daha hassas bir çözüm bulduğunu gösteriyor. Buna göre kafanın her iki yanına bağladıkları ipleri bir sağdan bir soldan çeken ada yerlileri, moai’lerin yanlara doğru sallanmasını ve “yürüyüş” hareketi ile ilerlemesini sağlıyordu.

Lipo ve Arizona Üniversitesi’nden Profesör Dr. Terry Hunt, geçmişte daha küçük modeller üzerinde test ettikleri bu yürüyüş teorisinin daha büyük moai’lerde işe yarayıp yaramayacağını görmek için bir deney tasarladı.

Araştırmacılar öncelikle heykellerin üç boyutlu ayrıntılı bir modelini oluşturarak hangi özelliklerin yürümelerine yardımcı olduğunu inceledi. Bunun sonucunda moai’lerin yürüyecek şekilde tasarlandığı anlaşıldı.

Heykellerin büyük D şeklindeki tabanlarının ve öne eğik pozisyonlarının, yanlara sallandıklarında zikzak şeklinde ilerlemelerini kolaylaştırdığı görüldü.

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.