Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu görüşmeleri için Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentine giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası yönetim mimarisindeki tıkanıklıklara dikkat çekerek BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkının tamamen kaldırılması yönünde somut bir öneriyi kaleme aldı. 22 Eylül 2026 tarihi itibarıyla ‘Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç veren bir BM’ teması altında toplanan dev zirveye 195 ülkeden üst düzey temsilciler katılırken, Erdoğan Genel Kurul kürsüsünden 16’ncı kez küresel kamuoyuna hitap edecek.
Amerikan Bloomberg yayın grubunda yayımlanan makalesinde küresel krizlerin çözümünün yalnızca birkaç başkentin iradesine ihale edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, mevcut yapının bugünün dünyasındaki küresel gerçeklerle bağdaşmadığını kaydetti. Uluslararası karar alma mekanizmasının acilen demokratikleştirilmesi gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı, çözümün Konsey’e yeni daimi üyeler eklemekten değil; hiçbir ülkenin uluslararası toplumun ezici çoğunluğunun iradesini tek başına ipotek altına alamayacağı reformist bir sistemin kurulmasından geçtiğinin altını çizdi.
- Kritik Gelişme: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bloomberg’deki makalesinde BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkının tamamen kaldırılması ve karar alma mekanizmalarının demokratikleştirilmesi çağrısında bulundu.
- Resmi Veri / Açıklama: BM 81. Genel Kurulu 195 ülkenin katılımıyla ‘Güveni yeniden tesis etmek’ temasıyla başladı; Erdoğan zirvede dördüncü sırada 16’ncı hitabını gerçekleştirecek.
- Süreç / Sonraki Adım: ABD’nin vize vermediği Filistin Yönetimi Başkanı Abbas’ın Genel Kurul’a video ile katılması beklenirken; İngiltere, Fransa ve Meksika’nın ‘kitlesel zulüm’ hallerinde veto hakkından gönüllü vazgeçme girişimine katıldı.
New York’ta Diplomatlar Trafiği ve İkili Temas Silsilesi

21 Eylül Pazartesi günü New York’a ulaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temas trafiği üst düzey ikili görüşmelerle şekillendi. Zirve marjında ilk olarak Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Menfi ve Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Sabah Halid ile bir araya gelen Erdoğan, ardından ‘100 Yıllık Dostluk Türkiye-ABD’ etkinliğinde yer aldı.
Salı günü BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile icra edilen görüşmenin hemen akabinde, akşam saatlerinde İngiltere Başbakanı Andy Burnham ve Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile masaya oturulması kararlaştırıldı. Diplomatik takvimin Çarşamba günkü ayağında ise Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Irak Başbakanı Ali Zeydi ile ikili zirveler gerçekleştirilecek. Program, 23 Eylül’de BM Genel Sekreteri’nin ev sahipliğinde düzenlenecek İklim Etkinliği’ndeki konuşma ile tamamlanacak.
Vize Engeli ve Güvenlik Konseyi’ndeki Veto Denklemindeki Son Durum
New York’taki Genel Kurul marjında somut verilerle sahaya yansıyan bir diğer gelişme ise ev sahibi ABD’nin tutumu oldu. Washington yönetimi, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’a BM Genel Kurulu’na katılabilmesi amacıyla ülkeye giriş vizesi tahsis etmedi. Bu karar sebebiyle Mahmud Abbas’ın Genel Kurul oturumuna fiziksel katılım sağlayamayacağı ve hitabını video bağlantısı yöntemiyle icra edeceği kesinleşti.
BM sisteminde karar alma mekanizmasının temel yapısını oluşturan veto yetkisi, yalnızca Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi olan Çin, Fransa, Rusya, Birleşik Krallık ve ABD’nin elinde bulunuyor. Bu beş ülkeden tek bir tanesinin olumsuz oy kullanması, Konsey masasına gelen esas nitelikteki bir karar tasarısının uygulanmasını tek başına engelleyebiliyor. Bütün üye devletlerin birer oya sahip olduğu BM Genel Kurulu kararları ise çoğunlukla tavsiye niteliğinde kalıyor ve Güvenlik Konseyi kararları gibi bağlayıcılık taşımıyor.
Öte yandan Birleşik Krallık; Fransa ve Meksika’nın öncülük ettiği diplomatik harekete dâhil oldu. Bu girişim, BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin ‘kitlesel zulüm’ durumlarında veto yetkilerini kullanmaktan gönüllü olarak feragat etmelerini öngörüyor. Londra yönetiminin attığı bu adım ile İngiltere; Paris’in ardından söz konusu reformist tutumu destekleyen ikinci daimi üye statüsünü kazandı. Halihazırda 128 ülkenin desteğini arkasına alan girişim kapsamında İngiltere Dışişleri Bakanlığı, sosyal medya kanalları üzerinden veto hakkının sorumlu kullanımı yönündeki taahhüdünü sürdüreceğini duyurdu.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM 81. Genel Kurulu öncesinde doğrudan Amerikan medyasının önde gelen organlarından Bloomberg üzerinden veto yetkisini hedef alması, Türkiye’nin ‘Dünya 5’ten büyüktür’ tezinin konjonktürel bir söylemden öte kurumsal bir reform teklifine dönüştüğünü gösteriyor. Konsey’e yeni daimi üyeler eklenmesi yerine veto hakkının sınırlandırılması veya tamamen kaldırılması fikri, BMGK’nın beş daimi üyesinin karar alma süreçlerindeki küresel kilitlenmeyi aşma arayışından kaynaklanıyor. Washington’ın Filistin lideri Mahmud Abbas’a vize vermemesi gibi diplomatik krizler ve 128 ülkenin desteğini alan ‘kitlesel zulüm anlarında veto hakkından vazgeçme’ girişimi, BM mekanizmasının kendi içinde ciddi bir meşruiyet ve işlevsellik sınavından geçtiğini belgeliyor. İngiltere’nin Fransa’nın ardından bu gönüllü kısıtlamaya destek vermesi, daimi üyeler arasında dahi sistemin mevcut haliyle sürdürülemez olduğuna dair çatlakların belirdiğini somut biçimde ortaya koyuyor.
BM Sisteminde Reform Arayışları ve İklim Zirvesi Ajandası
Dünya genelindeki krizlerin çözümünde Birleşmiş Milletler’in etkisiz kaldığı yönündeki eleştiriler, New York’taki 81. Genel Kurul görüşmelerinde ana gündem maddesi haline gelmiş durumda. Erdoğan’ın kaleme aldığı metindeki, ‘Çözümün Güvenlik Konseyi’ne yeni daimi üyeler eklemek yerine, hiçbir ülkenin uluslararası toplumun çoğunluğunun iradesini tek başına engelleyemeyeceği bir düzen kurmak’ ifadesi, uluslararası hukukta çoğunlukçu ve eşitlikçi bir temsil modeline işaret ediyor.
Erdoğan’ın ikili görüşme trafiğinde Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Irak Başbakanı Ali Zeydi ile gerçekleştireceği temaslar da bölgesel dengeler açısından kritik bir öneme sahip. Zirvenin ilerleyen günlerinde düzenlenecek olan BM Genel Sekreteri İklim Etkinliği ise çevresel krizlerin ve küresel dönüşümün yönetilmesi hususunda devlet başkanlarının tutumlarını netleştireceği diğer bir önemli platform olarak kayda geçti.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip ülkeler hangileridir?
BM Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisi yalnızca beş daimi üye ülkeye aittir: Çin, Fransa, Rusya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD).
Soru: Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas Genel Kurul’a neden video bağlantısıyla katılıyor?
Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Mahmud Abbas’a New York’taki BM Genel Kurulu’na katılması için gerekli olan giriş vizesini vermediği için hitabın video konferans yöntemiyle yapılması kararlaştırılmıştır.
Soru: Veto hakkının kısıtlanmasına yönelik uluslararası girişim neyi öngörüyor?
Birleşik Krallık, Fransa ve Meksika’nın öncülük ettiği ve 128 ülkenin desteklediği girişim, kitlesel zulüm durumlarında daimi üyelerin veto haklarını kullanmaktan gönüllü olarak vazgeçmelerini teklif etmektedir.
Kaynak / Ajans: Bbc