Türkiye finans piyasalarında yatırım fonları üzerinden yaşanan sarsıcı krizin yankıları sürerken, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) denetim süreçleri, zamanlama tercihleri ve yasal düzenlemelerdeki gecikmeleri ekonomi çevrelerince mercek altına alındı. 2025 yılının son çeyreğinde halka açık pay oranı düşük hisselerdeki yapay fiyat hareketlerinin tespitiyle başlayan süreç, fon tasfiyeleri, yönetici tutuklamaları ve milyarlarca liralık kayıpla sonuçlandı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile dönemin SPK yönetiminin manipülasyon tespitlerini 2025 yılı sonunda kamuoyuyla paylaşmasına rağmen, bağlayıcı adımların Temmuz ve Ağustos 2026 dönemine sarkması krizin büyüklüğünü üç katına çıkardı. Uzmanlar, mevzuat açıklarının yanı sıra çıkar çatışmaları ve geç kalan idari müdahalelerin piyasa güvenini zedelediğini somut verilerle ortaya koydu.
- Kritik Gelişme: 2025 yılı sonunda 300 milyar TL büyüklüğe sahip şüpheli fon havuzu, müdahalede geç kalınması nedeniyle Ağustos 2026’da yaklaşık 900 milyar TL seviyesine ulaşarak zararın boyutunu katladı.
- Resmi Veri / Açıklama: SPK’nın 28 Ağustos kararıyla getirilen zorunlu portföy azaltımı takvimi sonrası fonlar temerrüde düştü; kurul 17 Eylül’de 131 fonu kapsayan tasfiye ve işlem durdurma kararını devreye aldı.
- Süreç / Sonraki Adım: Uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’ın Türkiye piyasalarını şeffaflık ve fiili dolaşım sorunları nedeniyle uyarmasının ardından kasım ayına kadar somut reformlar talep edildi.
Manipülasyon Tespiti ile Müdahale Arasındaki Gecikme

Piyasalardaki çözülmenin kökleri, 2025 yılının son mali çeyreğine dayanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025 tarihinde yaptığı resmi değerlendirmede, bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini ve yasal boşlukların giderileceğini kayda geçirmişti. Aynı dönemde dönemin SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül de Dünya Gazetesi’ne verdiği mülakatta, fon ekosistemine zarar gelmemesi amacıyla tedbirli davrandıklarını, ancak bireysel manipülatörlerin fon yapılarını araç olarak kullandığını belirterek düzenleme sözü vermişti.
Ancak bu açıklamaların ardından harekete geçilmesindeki gecikme, uzmanların temel eleştiri odağı oldu. Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Finansal Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Prof. Yiğit Atılgan, 2025 sonunda manipülasyon tespit edilmesine ve komite kurulmasına karşın Temmuz 2026’ya kadar yürürlüğe giren bir kararın bulunmamasını kurumsal süreklilik açısından izah edilemez olarak değerlendirdi. Prof. Atılgan, gecikmenin veri eksikliğinden değil; kriz eşiği, otomatik alarm ve aksiyon zinciri mekanizmalarının işletilmemesinden kaynaklandığını vurguladı.
TEFAS Onay Mekanizması ve Mevzuat Boşlukları
Krizin odak noktasında yer alan Tera Portföy bünyesindeki TLY kodlu fonun serüveni, denetim zafiyetlerini gözler önüne serdi. SPK, geçmişi 2021 yılına uzanan ve piyasa dinamikleriyle açıklanamayacak biçimde yüzlerce kat değer kazanan TLY fonunun Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Sistemi’nde (TEFAS) işlem görmesine 6 Ağustos 2025 tarihinde izin verdi.
TEFAS onay sürecinin niteliksel bir güvence sağlamadığını belirten iktisatçılar, sistemin yalnızca evrak uygunluğuna baktığını kaydetti. Prof. Yiğit Atılgan, SPK onayının bir kalite sertifikası anlamına gelmediğini, asıl riskin likidite testi yapılmadan ve kamuya açık verilerde kırmızı alarm veren fonların merkezi dağıtım sistemine kabul edilmesinden doğduğunu aktardı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak da yaşananları ‘bir düzenleme başarısızlığı’ olarak nitelendirerek, yatırımcıların korunmasız bırakıldığını dile getirdi. Kredi derecelendirme kuruluşu World Rating Başkanı Orhan Ökmen ise fiyatların suni biçimde oluşturulduğunun 2-3 yıldır bilindiğini ve adımların en az 1,5-2 yıl önce atılması gerektiğini savundu.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Finansal regülasyonların temel gayesi piyasa derinliğini korurken küçük yatırımcıyı asimetrik bilgi ve manipülatif fiyatlamalardan korumaktır. Fon krizinde ortaya çıkan tablo, denetleyici mekanizmaların reaktif reflekslerle hareket ettiğini belgeliyor. Uluslararası endeks kuruluşu MSCI’ın Türkiye’yi gelişmekte olan piyasalar statüsünden çıkarma uyarısında bulunması, SPK üzerindeki dış baskıyı artırmış ve adımların sıklaşmasını tetiklemiştir. Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Erhan Aslanoğlu ve Altınbaş Üniversitesi’nden Prof. Hayri Kozanoğlu’nun altını çizdiği üzere, küresel endeks uyarıları süreci hızlandırmıştır. Bununla birlikte, Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) yönetiminde yer alması gibi kurumsal çıkar çatışmaları ve aracı kurumların komisyon güdüsüyle niteliksiz yatırımcılara riskli ürünleri pazarlaması, Türk sermaye piyasalarında köklü yapısal reformların kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.
28 Ağustos Tebliği, Likidite Sıkışması ve Tasfiye Süreci
Kurulun kriz karşısında attığı adımların sıralaması da sektörel tartışmaları beraberinde getirdi. SPK, 28 Ağustos 2026 tarihinde aldığı kararla, fonların ellerinde bulundurduğu sığ ve pay oranı düşük hisseleri yıl sonuna kadar belirlenen takvim çerçevesinde elden çıkarmasını zorunlu kıldı. Bu kararın ardından fiyatların sert düşeceğini öngören yatırımcıların hızla fona satış talimatı vermesi, portföy yönetim şirketlerini derin bir likidite krizine ve temerrüde sürükledi.
Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Hayri Kozanoğlu, 28 Ağustos tebliğinin söz konusu fonlar için fiili bir ‘ölüm ilanı’ olduğunu, bu düzenlemenin piyasada yaratacağı altüst oluşun öngörülerek bir geçiş protokolüyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Kozanoğlu, yüksek enflasyon ortamında (Merkez Bankası anketinde 12 ay sonrası beklentinin %45,6 çıkması) birikimlerini korumak isteyen hanehalkının bu fonlara çekildiğini ve SPK’nın 131 fonun bu şoka dayanamayacağını önceden hesaplamış olması gerektiğini sözlerine ekledi. Yaşanan likidite tıkanıklığının ardından SPK, 17 Eylül 2026 tarihinde söz konusu fonların işlemlerini durdurarak tasfiye kararı aldı.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: SPK fon krizinde neden geç kalmakla eleştiriliyor?
Manipülasyon tespiti Hazine ve Maliye Bakanlığı ile SPK tarafından Kasım 2025’te resmen dile getirilmesine karşın, somut ve bağlayıcı tedbirlerin Temmuz-Ağustos 2026’ya kadar ötelenmesi, fon havuzunun 300 milyar TL’den yaklaşık 3 katına çıkarak zararın büyümesine yol açmıştır.
Soru: TEFAS platformuna fon kabulünde hangi mevzuat açığı bulunuyor?
Mevcut mevzuatta SPK onayı sadece şekli ve hukuki evrak yeterliliğine dayanmakta; fonun likidite dayanıklılığı, varlıklarının niteliği ve fiyat anomalileri gibi unsurlar sisteme kabul edilmeden önce bağımsız testlere tabi tutulmamaktadır.
Soru: MSCI uyarısı kriz sürecini nasıl etkiledi?
MSCI’ın koordineli işlemler ve düşük dolaşım oranları sebebiyle Türkiye’nin piyasa statüsünü istişareye açabileceğini bildirmesi, SPK’nın 28 Ağustos ve 17 Eylül tasfiye kararlarını almasında belirleyici bir dış faktör olmuştur.
Kaynak / Ajans: Bbc

