Türkiye finansal piyasalarını sarsan milyarlarca liralık yatırım fonu krizinde Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) denetim yetersizliği, geciken mevzuat adımları ve kriz yönetimi eleştirilerin odağına oturdu. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile SPK kanadından 2025 yılı sonunda yapılan manipülasyon uyarılarına rağmen somut adımların 2026 Ağustos ve Eylül aylarına kadar sarkması, piyasadaki zararın kartopu gibi büyümesine yol açtı.
İşlem hacmi yüz milyarlarca lirayı bulan portföy yönetim şirketlerinin sığ hisselerde yapay fiyat hareketleri oluşturmasına göz yumulduğu iddiaları, uluslararası derecelendirme kuruluşu MSCI’nın Türkiye’yi uyarmasıyla yeni bir hukuki ve finansal boyut kazandı. Sermaye Piyasası Kurulu’nun riskli fonların Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Sistemi’ne (TEFAS) kabul sürecindeki niteliksel denetim eksikliği ve çıkar çatışmaları, binlerce küçük ve nitelikli yatırımcının temerrüt ve tasfiye kararlarıyla mağdur olmasına zemin hazırladı.
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Kritik Gelişme: 2025 sonunda 300 milyar TL seviyesinde olan sorunlu fon büyüklüğü, müdahalede geç kalınması sebebiyle Ağustos 2026’da yaklaşık üç katına ulaşarak devasa bir zarara dönüştü.
- Resmi Veri / Açıklama: SPK’nın 28 Ağustos tebliğiyle sığ hisselerde kademeli satış zorunluluğu getirmesinin ardından temerrüde düşen fonlara yönelik 17 Eylül’de tasfiye ve işlem durdurma kararı alındı.
- Süreç / Sonraki Adım: Uluslararası endeks sağlayıcı MSCI’nın Türkiye’yi gelişmekte olan ülkeler kategorisinden çıkarma uyarısı üzerine Kasım ayına kadar piyasada yapısal reformların tamamlanması bekleniyor.
Uyarılar 2025’te Başladı, Somut Müdahale İse Aylarca Gecikti
Sermaye Piyasası Kurulu’nun fon krizindeki rolüne ilişkin resmi tespitler 2025 yılının son mali çeyreğine kadar uzanıyor. Kurum, yaptığı değerlendirmelerde bazı yatırım fonlarının, halka açık pay oranı düşük şirket hisselerinde gerçek mali performansla bağdaşmayan fiyat hareketlerine yol açtığını belirlemişti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de 4 Kasım 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, fonlar üzerinden manipülasyonlar yapıldığını bildiklerini ve mevzuattaki eksikliklerin giderileceğini ilan etmişti.
Ancak bu açıklamalara rağmen yasal düzenlemelerin zamanında hayata geçirilmediği altı çizildi. Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi iktisatçı Prof. Hayri Kozanoğlu, bakanlık uyarısının ardından kısa sürede düzenleme yapılmasının beklendiğini, hatta düzenleme öncesinde dahi kayyum atama gibi idari tedbirlerin alınabileceğini belirtti. Aynı dönemde Dünya Gazetesi’ne demeç veren dönemin SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül ise manipülasyonların farkında olduklarını fakat ‘fonlara zarar gelmesin’ düşüncesiyle temkinli davrandıklarını ifade etmişti. Gönül, 2024 yılında bireysel manipülasyonlara verilen rekor cezaların ardından kötü niyetli aktörlerin fonlar üzerinden piyasayı yönlendirmeye çalıştığını kayda geçirmişti.
TEFAS Onayı ve Niteliksel Denetim Zafiyeti Masaya Yatırıldı
Krizin merkezinde yer alan ve hakkında tasfiye kararı verilerek varlıkları dondurulan Tera Portföy’ün en hızlı değer kazanan TLY fonu, Kamuoyunu Aydınlatma Platformu (KAP) verilerine göre SPK tarafından 6 Ağustos 2025 tarihinde TEFAS’ta işlem görmeye uygun bulundu. Fonun geçmişi 2021 yılına kadar uzanırken, söz konusu dönemde de sıra dışı performans sergileyerek yüzlerce kat değer kazandığı belgelerle ortaya kondu.
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Finansal Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Prof. Yiğit Atılgan, SPK’nın bir fona TEFAS vizesi vermesinin o ürünün kaliteli olduğu anlamına gelmediğini altını çizerek açıkladı. Atılgan, mevcut mevzuat uyarınca SPK onayının yalnızca evrakların uygunluğunu gösterdiğini, niteliksel bir değerlendirme veya likidite testi yapılmadığını belirtti. Halka açık verilerle dahi risk sinyali veren bir fonun TEFAS’a kabul edilmesinin mevzuat zafiyetinden kaynaklandığı vurgulandı. MASAK eski başkan yardımcısı Ramazan Başak da süreci bir ‘düzenleme başarısızlığı’ olarak nitelendirirken, World Rating Başkanı Orhan Ökmen son 2-3 yıldır fonlardaki suni fiyatlamaların ve taşıdığı yüksek risklerin sektörde bilindiğini, tedbirlerin 1,5-2 yıl önce alınması gerektiğini savundu.
Sermaye piyasalarında yaşanan bu büyük sarsıntı, yalnızca denetim mekanizmalarının yavaş işlemesinden kaynaklanmıyor; aynı zamanda finansal mimarideki köklü çıkar çatışmalarını ve kurumsal süreklilik eksikliğini görünür kılıyor. Dönemin SPK yönetiminin ‘fon piyasası zarar görmesin’ gerekçesiyle müdahaleyi zamana yayması, müdahale anında yaşanacak kaçınılmaz çöküşü engellemediği gibi, riskin 300 milyar TL’den yaklaşık 900 milyar TL sınırına tırmanmasına imkan tanıdı. Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı’nın Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) yönetiminde yer alması gibi etik ve kurumsal çatışmalar uluslararası yatırımcı güvenini zedelerken, yüksek enflasyon baskısı altında birikimini korumaya çalışan vatandaşlar aracı kurumların komisyon hırsı yüzünden ‘nitelikli yatırımcı’ kisvesiyle sistemin içine çekildi. 28 Ağustos tebliğiyle başlatılan tasfiye süreci bir nevi kaçınılmaz bir müdahale oldu; ancak asıl hesaplaşma piyasa denetleyicilerinin kriz eşiği ve otomatik alarm sistemlerini neden yıllardır kurmadığı noktasında kilitleniyor.
MSCI Uyarısı ve Büyüyen Milyarlık Maliyet
Müdahaledeki yavaşlığın mali faturası somut verilerle işaret edildi. 2025 yılı sonunda kamuoyuna yansıyan ilk uyarılarda manipülasyona konu fon büyüklüğü 300 milyar TL civarındayken, kurumsal aksiyon zincirinin kurulamaması sebebiyle bu miktar Ağustos 2026’da neredeyse üç katına yükseldi. Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Erhan Aslanoğlu ve Prof. Hayri Kozanoğlu, SPK’nın son adımlarının uluslararası endeks sağlayıcı MSCI’nın sert uyarısının ardından geldiğini vurguladı.
MSCI, Haziran 2026 raporunda Türkiye’deki bazı fon ve hisselerde koordineli işlemler tespit edildiğini, fiili dolaşım oranlarının sağlıklı hesaplanamadığını ve şeffaflık sorunları yaşandığını bildirmişti. Kasım ayına kadar somut ilerleme sağlanamaması halinde Türkiye’nin ‘gelişmekte olan ülke’ statüsünün gözden geçirileceği uyarısı yapılmıştı.
Enflasyon Baskısı, Nitelikli Yatırımcı Karmaşası ve 28 Ağustos Tebliği
Normal şartlarda karmaşık yatırım fonlarının yalnızca yüksek finansal okuryazarlığa ve belirli bir birikime sahip ‘nitelikli yatırımcılar’ tarafından alınabilmesi gerekiyor. Ancak kriz sonrası sosyal medyada birikimlerini kaybeden çok sayıda bireysel yatırımcının mağduriyet beyanları sahaya yansıdı. Prof. Yiğit Atılgan, yatırımcıların nitelikli olup olmadığını test etme görevinin aracı kurumlara devredilmesinin büyük bir çıkar çatışması doğurduğunu, aracı kurumların komisyon geliri elde etme güdüsüyle katı bir eleme yapmadığını altını çizerek belirtti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 23 Eylül tarihli anketinde 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisinin %45,6 çıkması, vatandaşların birikimlerini koruma amacıyla yüksek getirili fon arayışını hızlandırdı. SPK’nın 28 Ağustos kararıyla fonlara eldeki sığ hisseleri satma zorunluluğu getirmesi, piyasada panik satışlarına ve fonların temerrüde düşmesine yol açtı. Ardından 17 Eylül’de 131 fon hakkında tasfiye kararı verilerek alım satımlar durduruldu. Uzmanlar, bu tebliğin kaçınılmaz bir adım olduğunu ancak doğuracağı likidite krizine karşı ek önlemler alınmaması nedeniyle piyasada büyük bir kaosa sebebiyet verdiğini kayda geçirdi.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: SPK’nın TEFAS onayı fona resmi bir güvenilirlik garantisi sağlar mı?
Hayır. Uzmanlar SPK’nın TEFAS kabul onayının fonun kalitesine veya yatırım güvenliğine dair bir sertifikasyon olmadığını, yalnızca mevzuat belgelerinin tamamlandığı anlamına geldiğini vurguluyor. Sistemde likidite ve risk testlerinin zorunlu olmaması en büyük eksiklik olarak gösteriliyor.
Soru: MSCI uyarısı Türkiye piyasalarını nasıl etkileyebilir?
Uluslararası endeks kuruluşu MSCI, koordineli işlemler ve şeffaflık sorunları çözülmediği takdirde Kasım ayında Türkiye’yi gelişmekte olan ülkeler endeksinden çıkarma riskini ilan etti. Bu durum yabancı sermaye akışının durmasına ve küresel fonların Türkiye’den çıkış yapmasına yol açabilir.
Kaynak / Ajans: Bbc
📰
Haber Kaynağı / Ajans:
Bbc