Türkiye sermaye piyasalarında yaşanan ve binlerce yatırımcının tasarruflarını doğrudan sarsan yatırım fonu krizinin yankıları derinleşirken, denetleyici ve düzenleyici otorite konumundaki Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) eleştirilerin odak noktasına yerleşti. 2025 yılının son çeyreğinde halka açık pay oranı düşük sığ şirket hisselerinde suni fiyat hareketleri yapıldığının bizzat resmi makamlarca kayda geçirilmesine karşın, somut adımların gecikmesi piyasa aktörleri ve uzmanlar tarafından sorgulanıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 4 Kasım 2025 tarihinde kamuoyuna açıkça dile getirdiği manipülasyon uyarıları ve dönemin SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül’ün itirafları, krizin göz göre göre büyüdüğünü somut verilerle ortaya koydu. 2025 yılı sonunda fonlarda toplanan riskli tutarın yaklaşık 300 milyar TL düzeyindeyken, düzenleyici müdahalenin gecikmesiyle Ağustos 2026 itibarıyla neredeyse üç katına tırmanması, finans çevrelerinde sistemik denetim zafiyeti tartışmalarını hukuki boyut kazandırarak alevlendirdi.
- Kritik Gelişme: SPK’nın 2025 yılı sonunda tespit ettiği sığ hisse manipülasyonuna karşı nihai tasfiye kararını ancak Eylül 2026’da alması, fon büyüklüğünün 300 milyar TL’den yaklaşık 900 milyar TL’ye fırlamasına ve hasarın katlanmasına yol açtı.
- Resmi Veri / Açıklama: Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 4 Kasım 2025’te fon manipülasyonunu ve mevzuat eksikliklerini teyit ederken, dönemin SPK Başkanı Gönül ‘fonlara zarar gelmesin diye tedbirli davrandıklarını’ kayda geçirmişti.
- Süreç / Sonraki Adım: Tera Portföy bünyesindeki TLY gibi fonlar tasfiye sürecine girerken, uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’ın şeffaflık ve koordineli işlemler konusundaki Kasım 2026 istişare takvimi piyasanın üzerinde belirleyici baskı oluşturuyor.
Bakan Şimşek’in Uyarısından Tasfiyeye: Geciken Adımların Kronolojisi
Finansal piyasaları sarsan operasyonel süreç, yatırım fonlarının gerçek şirket performansı ile örtüşmeyen fiyat hareketleri sergilemesiyle başladı. SPK, 2025 yılının son mali çeyreğinde yaptığı tespitte bazı yatırım fonlarının halka açık pay oranı düşük şirket hisselerinde olağan dışı fiyat oluşumlarına neden olduğunu belirlemişti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025’te yaptığı açıklamada ‘Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, manipülasyon alanında eksikler olduğunu biliyoruz, eksikleri gidereceğiz’ ifadeleriyle sahadaki denetim açığını teyit etmişti.
Aynı süreçte Dünya Gazetesi’ne konuşan dönemin SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül de manipülasyonların farkında olduklarını kabul ederek, fon sistemine zarar gelmemesi amacıyla adım atmakta temkinli davrandıklarını ifade etmişti. 2024 yılında bireysel manipülasyonlara yönelik uygulanan rekor cezaların ardından kötü niyetli aktörlerin organize şekilde fon yapılarına yöneldiği masaya yatırılmıştı. Ancak sorunun 2025’te tespit edilmesine ve bünyede özel bir komite kurulmasına karşın, bağlayıcı tebliğ ve kararların Temmuz ve Ağustos 2026’ya kadar ötelenmesi kurumsal sorumluluk tartışmalarını derinleştirdi.
TEFAS Onayı ve Likidite Testi Eksikliği Riski Büyüttü
Eleştirilerin en yoğunlaştığı alanlardan birini de fonların merkezi dağıtım ağına dahil edilme prosedürleri oluşturuyor. Krizin ardından yönetim kurulu başkanı tutuklanan, varlıkları dondurulan ve portföyü tasfiyeye sevk edilen Tera Portföy’ün en agresif fonlarından TLY’nin serüveni dikkat çekici veriler sunuyor. Geçmişi 2021 yılına uzanan ve yüzlerce kat getiri sağlayan TLY fonu, SPK’nın verdiği izinle 6 Ağustos 2025 tarihinde Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Sistemi’nde (TEFAS) genel yatırıma açılmıştı.
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Finansal Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Prof. Yiğit Atılgan, BBC Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede mevzuattaki yapısal boşluğa işaret etti. SPK’nın TEFAS onayının bir kalite veya güvenilirlik sertifikasyonu taşımadığını, yalnızca evrak uygunluğu anlamına geldiğini vurgulayan Atılgan, fonların sisteme kabulü sırasında likidite testine tabi tutulmamasının ve portföy varlıklarının kaç günde nakde çevrilebileceğinin hesaplanmamasının riskleri devasa boyutlara taşıdığının altını çizdi. MASAK eski başkan yardımcısı Ramazan Başak’ın süreci ‘bir düzenleme başarısızlığı’ olarak nitelemesi ve World Rating Başkanı Orhan Ökmen’in risklerin 2-3 yıldır bilinmesine rağmen müdahalenin geciktiğini belirtmesi, regülasyon zafiyetini sahaya yansıtan somut tespitler oldu.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Sermaye piyasalarındaki bu büyük çözülme, klasik bir piyasa dalgalanmasından öte sistemik bir regülasyon krizidir. 2025 yılı sonundan Ağustos 2026’ya kadar geçen dokuz aylık süreçte fon havuzunun 300 milyar TL’den 900 milyar TL barajına ulaşmasına seyirci kalınması, krizin hasar faturasını katlamıştır. Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in aynı zamanda Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) yönetiminde yer alması gibi çıkar çatışmaları, kurumsal denetim mekanizmalarının bağımsızlığını zedelemiştir. Diğer taraftan uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’ın Haziran 2026 raporunda koordineli işlemler ve fiili dolaşım şeffaflığı konusunda Türkiye’ye Kasım ayına kadar süre vererek gelişmekte olan piyasalar statüsünden çıkarma uyarısında bulunması, SPK’nın 28 Ağustos tebliğini alelacele çıkarmasındaki en somut dış dinamik olarak kayda geçmiştir.
Enflasyon Baskısı, Nitelikli Yatırımcı Çelişkisi ve Tasfiye Dalgası
Fon piyasasında yaşanan yıkımın bir diğer kritik ayağını ise yüksek enflasyon ortamında birikimlerini korumaya çalışan tasarruf sahipleri oluşturdu. Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Hayri Kozanoğlu, Merkez Bankası’nın 23 Eylül 2026 tarihli anketinde 12 ay sonrası hanehalkı enflasyon beklentisinin yüzde 45,6 olarak belirlendiğini hatırlatarak, negatif reel getiri endişesinin küçük yatırımcıları yüksek riskli karmaşık fonlara yönelttiğini ifade etti.
Normal şartlarda yalnızca finansal okuryazarlığı ve belirli bir varlık büyüklüğü bulunan ‘nitelikli yatırımcı’ statüsündeki kişilere satılması gereken bu enstrümanların, aracı kurumların komisyon motivasyonu nedeniyle yeterli filtreleme yapılmaksızın geniş kitlelere dağıtıldığı ortaya çıktı. SPK’nın 28 Ağustos 2026 tarihli kararıyla fonların sığ şirket paylarını yıl sonuna kadar satmasını zorunlu kılması piyasada ani bir likidite sıkışıklığı yarattı. Panik satışlarıyla fonlar temerrüde düşerken, kurul 17 Eylül 2026’da alım satımları durdurarak 131 fon için tasfiye kararı aldı. Prof. Kozanoğlu, ek geçiş tebliğleri hazırlanmadan yayımlanan 28 Ağustos kararının fonlar için bir ‘ölüm ilanı’ niteliği taşıdığını ve sonucun kaçınılmaz bir kaosa dönüştüğünü vurguladı.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: SPK fon krizinde neden zamanında müdahale etmemekle suçlanıyor?
Kurul ve Ekonomi Yönetimi manipülasyonu 2025 yılının son mali çeyreğinde tespit etmesine karşın, bağlayıcı adımların Temmuz-Ağustos 2026’ya kadar gecikmesi ve fon hacminin 300 milyar TL’den yaklaşık üç katına çıkmasına engel olunamaması en temel eleştiri konusudur.
Soru: TEFAS platformuna fon kabulünde hangi mevzuat açıkları öne çıktı?
TEFAS onayının fonun kalitesini veya portföy likiditesini denetleyen bir filtre olmaması, yalnızca evrak prosedürüne dayanması nedeniyle sığ hisselere yatırım yapan yüksek riskli fonların merkezi sisteme kolayca dahil olabildiği belirlendi.
Soru: Uluslararası piyasalar ve MSCI uyarısının bu süreçteki rolü nedir?
MSCI’ın Haziran 2026 raporunda Türkiye’deki koordineli işlemler ve şeffaflık sorunları nedeniyle Kasım ayına kadar süre tanıması, Türkiye’nin gelişmekte olan ülke statüsünü kaybetmemesi adına SPK’nın sert adımları devreye sokmasında tetikleyici faktör oldu.
Kaynak / Ajans: Bbc

