Rusya Federasyonu’nda 18-20 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen parlamento seçimleri, Kremlin kontrolündeki siyasi mimarinin öngördüğü doğrultuda, herhangi bir sürprize geçit vermeden tamamlandı. Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından desteklenen iktidardaki Birleşik Rusya Partisi, parlamentonun alt kanadı olan 450 sandalyeli Duma’da anayasal çoğunluğunu korurken, resmi olmayan ilk sonuçlar partinin bir önceki döneme kıyasla daha büyük bir temsil gücü elde ettiğini ortaya koydu. Ukrayna ile süregelen ve dört buçuk yılı geride bırakan savaşın, ekonomik yaptırımların ve son olarak petrol rafinerilerini hedef alan insansız hava aracı saldırılarının gölgesinde gidilen sandıktan şaşırtıcı bir sonuç çıkmadı.
Siyasi analistler ve sahayı yakından izleyen usta gazeteciler için bu sonuçlar beklenmedik olmasa da, Kremlin’in elde edilen tabloyu önümüzdeki süreçte nasıl bir meşruiyet aracına dönüştüreceği büyük önem taşıyor. Muhalif seslerin tamamen sınırlandırıldığı, tek savaş karşıtı alternatif olan Yabloko Partisi’nin seçim pusulalarından Yüksek Mahkeme kararıyla silindiği bu süreç, Rus toplumunun savaş koşullarındaki sessiz kabullenişini ve devlet aygıtının mutlak kontrolünü bir kez daha tescilledi.
- Sarsılmaz Çoğunluk: Birleşik Rusya Partisi, 450 sandalyeli Duma’da anayasal çoğunluğunu pekiştirerek liderliğini korudu.
- Muhalefete Engel: Seçimlere girmesine izin verilen tek savaş karşıtı parti olan Yabloko, tescilinden sadece 12 gün sonra Yüksek Mahkeme tarafından pusuladan çıkarıldı.
- Savaşın Gölgesinde Sandık: Seçim sürecinde Ukrayna’nın Moskova bölgesine düzenlediği drone saldırılarında 3 kişi hayatını kaybederken, başkentteki petrol rafinerisi de hedef alındı.
Kararın Detayları ve Sürecin İşleyişi
Seçim sisteminin sınırları içinde, %5 barajını aşarak parlamentoya girmeyi başaran diğer siyasi oluşumların tamamının, önceki dönemde olduğu gibi Kremlin’in askeri ve siyasi politikalarını kayıtsız şartsız destekleyen partiler olduğu kayda geçti. Bu durum, parlamentonun yeni dönemde de iktidarın alacağı kararları onaylayan bir mekanizma olarak işlev göreceğini somut verilerle ortaya koydu. Seçim barajını aşamayan ve parlamento dışında kalan partilerin başında ise liberal çizgideki Yabloko Partisi yer aldı.
Yabloko, seçimlere katılma izni verilen tek savaş karşıtı siyasi parti olmasına rağmen, bu izin oldukça kısa sürdü. Siyasi analistler, partinin barış yanlısı mesajlarının kamuoyunda geniş kitlelerce benimsenmesinden duyulan endişenin, Yüksek Mahkeme’nin engelleme kararında başrolü oynadığını belirtiyor. Seçim listesine kaydedildikten sadece 12 gün sonra pusuladan çıkarılan Yabloko, Kremlin’in muhalif seslere karşı uyguladığı katı denetimin en somut örneği olarak kayıtlara geçti.
Tasfiye Edilen Barış Arayışı: Yabloko Örneği
Yabloko Partisi Genel Başkanı Nikolai Rybakov, seçimlerin ardından yaptığı değerlendirmelerde siyasi tablonun önceden çizildiğini açıkça ifade etti. Rybakov, «Seçimlerde yarışan 10 partinin hepsi Putin’in politikalarını destekliyorsa, seçimlerden başka nasıl bir sonuç çıkabilir ki?» sorusunu yönelterek, yeni parlamentonun da yürütmenin kararlarına %100 oranında onay vereceğinin altını çizdi. Yabloko, parti olarak pusuladan çıkarılmış olsa da yaklaşık yüz adayı seçim bölgelerinde bağımsız olarak yarışmayı sürdürdü; ancak resmi olmayan sonuçlara göre bu adaylardan hiçbiri sandalye kazanmayı başaramadı.
Parti yönetimi, seçim süreci boyunca sistematik bir baskı altında kaldıklarını savunuyor. Rybakov, aday gösterilmesi planlanan bazı isimlerin cezaevinde olduğunu, birçoğunun adaylığının doğrudan engellendiğini ve seçim gözlemcilerinin kayıt süreçlerindeki bürokratik engeller nedeniyle oylama gününde görev yapamadıklarını belirtti. Bu durum, seçimlerin adillik derecesi üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Moskova’da Savaşın Rutini ve Toplumsal Kabulleniş
Üç gün süren oy verme işleminin son gününden hemen önce, Ukrayna ordusunun Moskova bölgesine yönelik gerçekleştirdiği geniş çaplı insansız hava aracı saldırısı, savaşın sıcaklığını doğrudan başkente taşıdı. Saldırıda üç sivil hayatını kaybederken, Moskova’daki bir petrol rafinerisi de isabet aldı. Ancak bu durum sandık başındaki seçmenlerin tutumunda radikal bir değişime yol açmadı. Moskova’daki petrol rafinerisinin yakınında kurulan seçim merkezinde konuşan seçmenler, yaşanan saldırıyı derin bir şaşkınlık yerine kanıksanmış bir sessizlikle karşıladı.
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonları beşinci yılına girerken, başkent sakinlerinin şehirlerinin zaman zaman bir cephe hattı haline gelmesine alıştığı sahaya yansıdı. Seçim merkezinde görüş bildiren Viktor isimli bir seçmen, «Donbas’ta, Bryansk’ta ve Ukrayna sınırına yakın Belgorod’da yaşayan insanlar bu tür şeyleri her gün yaşıyor ve onlar da hayatlarına devam ediyorlar» diyerek toplumdaki genel kabulleniş halini özetledi.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
25 yılı aşkın mesleki tecrübemizle Rusya’daki bu seçim sürecini analiz ettiğimizde, karşımıza çıkan en net olgu, Kremlin’in sandık sonuçlarını askeri stratejilerine toplumsal bir ‘açık çek’ olarak sunma arzusudur. Dört yılı aşkın süredir devam eden Ukrayna savaşı, ordu bünyesindeki ciddi kayıplar ve petrol altyapısına yönelik ağır darbeler nedeniyle sıradan Rus vatandaşının günlük yaşamını zorlaştırırken, sandıktan çıkan bu mutlak çoğunluk iktidar tarafından ‘halkın savaşa tam desteği’ olarak lanse edilecektir. Ancak madalyonun diğer yüzünde, Rus toplumunda derinden derine hissedilen yeni bir seferberlik endişesi yatmaktadır. Her ne kadar Devlet Başkanı Vladimir Putin, yakın zamanda yaptığı açıklamalarda ‘Bugün bunu gerektirecek hiçbir senaryo yok’ diyerek yeni bir seferberlik dalgası olasılığını reddetmiş olsa da, resmi otoritelerin bu taahhütleri toplumdaki kaygıyı dindirmeye yetmemiştir. Kremlin’in bu seçim zaferini, cephe hattındaki operasyonları daha da tırmandırmak için bir meşruiyet zemini olarak kullanması kaçınılmaz görünmektedir.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Seçim sonuçları Rusya’nın Ukrayna politikasını nasıl etkileyecek?
Kremlin’in bu seçim sonuçlarını, Ukrayna’ya yönelik yürütülen askeri operasyonlara halkın verdiği kitlesel bir destek ve yetki olarak yorumlaması beklenmektedir. Bu durum, askeri ve siyasi kararların mevcut kararlılıkla sürdürülmesine zemin hazırlayacaktır.
Soru: Savaş karşıtı Yabloko Partisi neden seçim dışı bırakıldı?
Yabloko, seçim listesine alındıktan sadece 12 gün sonra Yüksek Mahkeme kararıyla pusuladan çıkarılmıştır. Bu hamle, partinin barış yanlısı mesajlarının Rus kamuoyunda geniş kitlelerce benimsenmesinden duyulan endişenin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.
Soru: Rusya’da yeni bir askeri seferberlik dalgası gündeme gelebilir mi?
Devlet Başkanı Vladimir Putin yeni bir seferberlik dalgasına gerek olmadığını açıklasa da, toplum içindeki güvensizlik ve endişe varlığını korumaktadır. Seçim sonuçlarının sağladığı siyasi meşruiyetin, gelecekteki olası askeri ihtiyaçlar doğrultusunda yeni kararlar alınmasını kolaylaştırabileceği belirtilmektedir.
Kaynak / Ajans: Bbc