İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları ve sivil yıkım sonrasında Batılı müttefikleri nezdinde yaşadığı derin meşruiyet krizi, kamuoyu desteğinin tarihi dip seviyelere gerilemesiyle birlikte diplomasi sahasında köklü bir strateji değişikliğini beraberinde getirdi. Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Rakipoğlu’nun kamuoyuna yansıyan araştırmaları ve bağımsız veri analizleri, Tel Aviv yönetiminin kitleleri ikna etme çabalarından vazgeçerek stratejik karar mekanizmalarını, algoritmik bilgi akışlarını ve örtülü lobi ağlarını hedef alan yeni bir hatta çekildiğini somut verilerle ortaya koydu.
ABD ve Avrupa merkezli kamuoyu araştırmaları, geleneksel itibar yönetimi enstrümanlarının işlevsizleştiğini ve Batılı siyasi elitlerin İsrail’e verdikleri koşulsuz desteğin ağır siyasi bedeller doğurduğunu belgeliyor. Gallup’un Şubat 2026 verileri Amerikan toplumunda İsrail’e duyulan sempati oranının son on yıl içindeki yüzde 70 seviyelerinden yüzde 30 bandına gerilediğini kayda geçirirken, Kongre ve seçim sahasındaki yeni siyasi dengeler Washington’dan Avrupa başkentlerine uzanan eksende dengelerin sarsıldığını somut olarak işaret ediyor.
- Kritik Gelişme: İsrail lobisi AIPAC’in Michigan’da harcadığı rekor 30 milyon dolara rağmen adayı kaybetmesi ve Amerikan toplumundaki sempati oranının yüzde 30’a düşmesi meşruiyet zeminini sarsıyor.
- Resmi Veri / Açıklama: Brandeis Üniversitesi’nin Ağustos 2026 araştırmasına göre ABD’li lisans öğrencilerinin yalnızca yüzde 9’u kendisini açıkça İsrail destekçisi olarak tanımlıyor.
- Süreç / Sonraki Adım: Tel Aviv, kitlesel PR kampanyaları yerine karar alıcı mekanizmaları, sosyal medya algoritmalarını ve Avrupa’daki radikal sağ aktörleri hedef alan örtülü stratejilere odaklanıyor.
Sandıktan Kampüslere: Batı Siyasetinde Eşik Aşılıyor
Geleneksel imaj yönetimi tekniklerinin Gazze’deki kesintisiz görsel akış karşısında yetersiz kalması, Batı kamuoyundaki kırılmayı hızlandırdı. Michigan’daki Senato yarışında İsrail lobisi AIPAC’in, Filistinli aday Abdul El-Sayed’i engellemek adına harcadığı yaklaşık 30 milyon dolar tek bir seçim için rekor yatırım olarak kayda geçti. Ancak bu devasa finansal mühafazaya rağmen El-Sayed ön seçimi kazandı. Sürecin genel seçim aşamasında ise Cumhuriyetçi aday Mike Rogers, seçmenin tepkisinden çekindiği ve ‘AIPAC’e bağımlı aday’ suçlamasıyla karşılaşmak istemediği için lobiden açık destek talep etmekten kaçındı.
Bağımsız araştırma kuruluşu Pew Research tarafından yapılan saptamalar, Amerikan halkının İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun küresel meselelerde doğru adımlar atacağına dair güveninin ciddi biçimde sarsıldığını ortaya koyuyor. Özellikle 30 yaş altı seçmen grubunda hızlanan bu güvensizlik dalgası, siyasi temsil mekanizmalarına da yansıdı. ABD Kongresi’nde 100’den fazla Demokrat milletvekilinin İsrail’e yönelik askeri yardımların askıya alınmasını öngören yasa tasarısına imza atması, Amerikan iç siyasetinde daha önce örneğine rastlanmayan bir eşiğin aşıldığını masaya yatırıyor.
Söz konusu dönüşüm yalnızca Sol veya Demokrat kanatla sınırlı kalmıyor. Cumhuriyetçi Parti tabanında da muhafazakar yorumcu Tucker Carlson, eski Temsilciler Meclisi Üyesi Marjorie Taylor Greene ve halihazırdaki Başkan Yardımcısı JD Vance gibi isimlerin temsil ettiği ‘gereksiz dış savaşlara karşıtlık’ çizgisi, İsrail’e verilen koşulsuz desteğin sorgulanmasına yol açıyor. Washington yönetiminde İsrail yanlısı tutum sergilemenin siyasi bir güç unsuru olmaktan çıkıp belirgin bir yük haline dönüştüğü tespiti belgelerle ortaya konuyor.
Güvenlik Doktrininden Dijital Algoritmalara: Taktiksel Makas Değişimi
Doç. Dr. Mehmet Rakipoğlu’nun analizinde, Tel Aviv’in Batı kamuoyundaki görünür propaganda faaliyetlerini geri plana çekerek müttefik başkentlerdeki kapalı karar mekanizmalarına yönelmesinin arkasında yatan dört yapısal gerekçe öne çıkıyor:
- Düşük Tehdit Eşiği ve Bölgesel Hareketlilik: İsrail güvenlik doktrini, sınır hatlarındaki en küçük değişimi dahi acil tehdit kabul ediyor. 8 Aralık 2024 sonrasında Suriye’de yaşanan gelişmeler, Esad rejiminin devrilmesi ve Şam yönetiminin Türkiye’nin desteğiyle istikrar arayışına girmesi bölgesel denklemi dönüştürdü. Geçtiğimiz yıllarda tampon bölge işlevi gören Suriye sahasının doğrudan bir cephe hattına evrilmesi, İsrail’i imaj inşası yerine agresif bir caydırıcılık üretmeye sevk etti.
- İç Siyaset ve Seçim Takvimi: Yaklaşan seçim atmosferi, Tel Aviv’de dış dünyaya yönelik diplomatik dilden ziyade iç kamuoyunu konsolide eden güvenlik odaklı bir dili zorunlu kılıyor.
- Geleneksel Lobiciliğin Sınırları: Data for Progress kurumunun Temmuz 2026 tarihli araştırması, AIPAC fonu alan adayların seçimlerde istatistiksel olarak daha düşük performans gösterdiğini saptadı. Aynı süreçte AZAPAC gibi Siyonizm karşıtı lobi yapılarının kurumsallaşması, açık lobiciliğin maliyetini yükseltti.
- Algoritmik Müdahale ve Dijital Ağlar: Netanyahu’nun ifadeleriyle de örtüşen anlayışa göre meşruiyet mücadelesi artık kitleleri ikna etmekten ziyade dijital bilgi akışını yönetmekten geçiyor. TikTok üzerindeki mülkiyet tartışmaları ve sosyal medya platformlarının editoryal denetim mekanizmalarına yönelik ilgi, İsrail’in kamuoyu algısını doğrudan algoritmalar üzerinden şekillendirme stratejisini gösteriyor.
Bu stratejinin bir diğer ayağını ise Avrupa’daki radikal sağ yapılarla kurulan işbirlikleri oluşturuyor. Hollanda’da Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders gibi İslam karşıtı söylemleriyle öne çıkan otoriter siyasi figürlerle geliştirilen temaslar, Avrupa’da artan Müslüman nüfusa ve olası diaspora etkilerine karşı önceden konumlanmış bir denge arayışı olarak değerlendiriliyor.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Usta gazeteci gözüyle sürece bakıldığında, İsrail’in yaşadığı meşruiyet kaybı askeri stratejilerinden bağımsız düşünülemez. Tel Aviv, kamuoyu gözündeki itibar aşınmasını ‘yönetilebilir bir maliyet’ olarak kodlamış durumdadır. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken temel tehlike, olası bir iktidar değişimi senaryosunda saklıdır. Netanyahu’nun siyaset sahnesinden çekilmesi durumunda göreve gelecek daha ‘liberal’ söylemli bir yönetimin, mevcut hükümeti ‘günah keçisi’ ilan ederek uluslararası kamuoyu nezdinde hızlı bir itibar restorasyonuna girişmesi muhtemeldir. Bu durum, Gazze’de yaşanan yapısal ihlallerin hafızalardan silinmesi ve uluslararası toplumun vicdani baskısının zayıflatılması riskini barındırmaktadır.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar: Ateşkes Süreci ve İtibar İnşası
Avrupa başkentlerindeki tepkiler homojen bir yapı sergilemiyor. Madrid hükümeti İsrail’e karşı sert söylemler geliştirse de bu tutum sahada caydırıcı bir yaptırıma dönüşmedi; Londra ise klasik liberal barış söyleminin dışına çıkamadı. Brandeis Üniversitesi’nin Ağustos 2026 tarihli araştırması, ABD’li lisans öğrencilerinin sadece yüzde 9’unun kendisini ‘İsrail destekçisi’ olarak tanımladığını, devasa bir çoğunluğun ise konudan uzak ve kararsız durduğunu gösteriyor. Bu tablo, Batı kamuoyundaki tepkinin köklü bir ideolojik dönüşümden ziyade yeniden şekillendirilmeye açık yüzeysel bir tepkisellik olduğuna işaret ediyor.
İsrail yönetimi, ortaya çıkan bu boşluğu ‘ateşkes’ süreçlerini zamana yayarak, gündemi İran gibi alternatif kriz alanlarına kaydırarak ve parçalı itibar inşası hamleleriyle doldurmayı hedefliyor. Müttefik hükümetlerin karar alıcı mekanizmaları üzerindeki baskısını sürdüren Tel Aviv, kitlesel protestoları göz ardı ederek diplomatik ve askeri koruma kalkanını muhafaza etmeye çalışıyor.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: İsrail’in Batı kamuoyundaki meşruiyet kaybı hangi somut verilerle tespit edildi?
Gallup’un Şubat 2026 araştırması sempati oranının yüzde 70’ten yüzde 30’a gerilediğini ortaya koydu. Ayrıca Brandeis Üniversitesi’nin Ağustos 2026 araştırmasında ABD’li öğrencilerin yalnızca yüzde 9’u İsrail’i desteklediğini belirtti.
Soru: İsrail geleneksel lobicilik yerine nasıl bir yeni strateji izliyor?
AIPAC gibi açık lobi yapılarının siyasi maliyetinin artması üzerine İsrail; dijital platformların algoritmik yapısını etkilemeye, kapalı kapılar ardındaki karar alıcıları hedeflemeye ve Avrupa’daki radikal sağ aktörlerle ittifaklar kurmaya yöneldi.
Soru: Suriye’deki son gelişmeler İsrail’in stratejisini nasıl etkiledi?
8 Aralık 2024 sonrası Esad rejiminin devrilmesi ve Şam’ın Türkiye desteğiyle istikrar araması, eski tampon bölgeleri doğrudan cephe hattına dönüştürdü. Bu durum İsrail’i imaj kaygılarından ziyade doğrudan sert caydırıcılığa odakladı.
Kaynak / Ajans: Aa
