İsrail’in köklü ekonomi gazetesi Calcalist’in son sayısında yer alan kapsamlı analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikadaki kararlı duruşunun Türkiye’nin uluslararası arenadaki konumunu kökten değiştirdiği kayda geçti. Yazıda, Ankara’nın Washington ve Arap dünyasındaki etki alanını önemli ölçüde genişlettiği, Türkiye’nin Orta Doğu coğrafyasında görmezden gelinemez bir güç haline geldiği altı çizildi. İsrail perspektifinden değerlendirilen makalede, Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye’nin Tel Aviv için çevresindeki bölgede giderek daha fazla nüfuz sahibi bir rakip konumuna geldiği somut verilerle ortaya kondu.
Tel Aviv ile Ankara arasındaki ilişkilerin 2026 yılına girerken de derinleşen gerilim ekseninde seyrettiği vurgulandı. Ekonomik, ticari ve havacılık kanallarında neredeyse tam bir kopuşun yaşandığına işaret edilen değerlendirmede, Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın resmi istatistiklerine atıf yapılarak İsrail ile doğrudan ticaret hacminin Mayıs 2024’ten bu yana sıfır seviyesinde takılı kaldığı belirtildi. Bu tablo, siyasi mesafelerin ekonomik işbirliğinde de somut bir duraksamaya yol açtığını gösteren çarpıcı bir gerçeklik olarak masaya yatırıldı.
- Bölgesel Konumun Değişimi: Calcalist, Erdoğan’ın Türkiye’yi Orta Doğu’da görmezden gelinemez ve İsrail için artan nüfuzdaki bir rakip duruma getirdiğini vurguladı.
- Ticari Kopuşun Resmi Verisi: Türkiye Ticaret Bakanlığı verileri, İsrail ile doğrudan dış ticaretin Mayıs 2024’ten bu yana sıfır seviyesinde seyrettiğini doğruladı.
- Yeni Jeopolitik Hamleler: Suriye’de güvenlik desteği, 5 milyar dolarlık ticaret hedefi, Gazze Barış Kurulu ve Mekke Savunma Anlaşması Ankara’nın yeni rotasını işaret ediyor.
Ticaretin Sıfırlanması ve İlişkilerdeki Yapısal Kopuş
Calcalist’teki detaylı inceleme, iki devlet arasındaki gerilimin artık yalnızca diplomatik kulislerle sınırlı kalmadığını, somut ekonomik göstergelerde de kendine yer bulduğunu belgeledi. Türkiye’nin resmi istatistik kurumlarından elde edilen bilgilere yer verilen yazıda, İsrail ile doğrudan ticari ilişkilerin Mayıs 2024 ayından itibaren tamamen durdurulduğu kayda geçti. Havacılık ve lojistik ağlarındaki bu mesafe, iki ülke arasındaki özyineleme döngüsünün kırıldığını gösteren belirgin bir sinyal olarak değerlendirildi. Gazze Şeridi’nde yaşanan son gelişmelerin yarattığı hassasiyetin, Ankara’daki kararların temel dayanağı olduğu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu yılı bölgesel arenada daha güçlü, İsrail’e karşı ise daha hasmane bir konumda tamamladığının altı çizildi.
Suriye ve Gazze’deki Yeni Jeopolitik Dengeler
İsrail basınındaki analizde, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin odağının Gazze’nin ötesine geçerek Suriye sahasına da genişlediği dikkat çekici biçimde kurgulandı. Ankara’nın, İsrail’in Suriye’nin güvenliğine yönelik saldırılarının ülkenin kuzeyindeki istikrarı tehdit ettiği görüşünün yerel yönetimde ve siyasi çevrelerde hakim olduğu aktarıldı. Aralık 2024’teki siyasi dönüşümün ardından Suriye’nin ana hamilerinden biri konumuna yükselen Türkiye’nin, Şam yönetimine güvenlik alanındaki desteklerini hızla artırdığı belirtildi. İki ülke arasında derinleşen ticari entegrasyonun somut bir hedefe bağlandığı kaydedilirken, Ankara’nın önümüzdeki iki yıl içinde Suriye ile 5 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefi belirlediği belgelerle ortaya kondu.
Bölgesel diplomasideki bu yeni rota, sadece kuzeydoğu komşusuyla sınırlı kalmadı. Yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin Washington ve Arap dünyasındaki etki alanını genişlettiği hatırlatılarak, Ankara’nın ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine Gazze Barış Kurulu’nun kurucu üyeleri arasında yer aldığı vurgulandı. Ayrıca Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na atıf yapılan metinde, Ankara’nın güvenlik mimarisindeki çok kutuplu yaklaşımın bölge dinamiklerini yeniden şekillendirdiği altı çizildi. ABD ile Türkiye arasındaki yakın işbirliğine değinilen analizde, Başkan Trump’ın 7-8 Temmuz tarihleri arasında Ankara’daki NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılımının iki ülke stratejik ortaklığının sağlamlığını simgelediği kayda geçti.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Calcalist’in bu değerlendirmesi, İsrail’in kendi güvenlik algısının dışından Türkiye’nin yükselen rolünü nasıl tahlil ettiğini gösteren nadir örneklerden biri. Ankara’nın Gazze meselesindeki tutarlı duruşu, Suriye’deki güvenlik ve ticari entegrasyon hamleleri, bölge ülkeleriyle kurulan savunma ittifakları ve Washington arasındaki stratejik diyalogun korunması, Türkiye’nin artık tek eksenli bir dış politika izlemekten çok uzak olduğunu kanıtlıyor. İsrail basınındaki bu “rakip” algısı, aslında Türkiye’nin bölgedeki denge gücü olarak yeniden konumlandırıldığının somut bir göstergesi. Mayıstan bu yana sıfır ticaret verisi, siyasi kararlılığın ekonomik alanlara da yansıdığını; 5 milyar dolarlık Suriye hedefi ve Mekke anlaşması ise Ankara’nın bölgesel boşlukları nasıl doldurduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde, Gazze Barış Kurulu’ndaki aktif rolün diplomatik sonuçları ve ABD-Türkiye stratejik koordinasyonunun artması, Orta Doğu’daki yeni güç haritasının şekillenmesinde belirleyici olacaktır.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ilişkiler şu an nasıl bir tablo çiziyor?
Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın resmi verilerine göre, iki ülke arasındaki doğrudan ticaret Mayıs 2024 ayından bu yana sıfır seviyesinde seyrediyor. Bu durum, ekonomik ve havacılık kanallarındaki kopuşun somut bir göstergesi olarak kayda geçti.
Soru: Ankara’nın Suriye üzerindeki yeni politikası ve ticaret hedefi nedir?
Aralık 2024’teki gelişmelerin ardından Türkiye, Suriye’nin ana hamilerinden biri konumuna geldi. Şam yönetimine güvenlik desteği sağlanırken, önümüzdeki iki yıl içinde 5 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefi belirlendi.
Kaynak / Ajans: Trthaber

