İsrail’in önde gelen ekonomi yayın organlarından Calcalist’te yayımlanan geniş kapsamlı bir analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Washington ve Arap coğrafyasındaki etki alanını genişleterek Orta Doğu’da göz ardı edilemeyecek temel bir aktöre dönüştüğü kayda geçti. Tel Aviv merkezli yayın organının değerlendirmesinde, Ankara’nın izlediği bütüncül ve kararlı dış politika hamleleri neticesinde Türkiye’nin, İsrail açısından çevresel etki alanlarında nüfuzu sürekli artan güçlü bir bölgesel rakip konumuna yükseldiği vurgulandı.
Tel Aviv ile Ankara hattındaki diplomatik, ticari ve askeri dengelerin son dönemde derin bir kopuş sürecine girdiğine işaret edilen haberde, Türkiye Ticaret Bakanlığının Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile doğrudan ticareti sıfırladığı verisi hatırlatıldı. Türkiye’nin Gazze Şeridi’ndeki kitlesel sivil kayıplara karşı takındığı sert tutumun yanı sıra Suriye sahasında üstlendiği kilit rolün, bölgesel denklemde İsrail aleyhine yeni bir stratejik zemin şekillendirdiği somut verilerle masaya yatırıldı.
- Kritik Gelişme: İsrail ekonomi gazetesi Calcalist, Türkiye’nin Orta Doğu’da İsrail için nüfuz sahibi güçlü bir bölgesel rakibe dönüştüğünü yazdı.
- Resmi Veri / Açıklama: Türkiye Ticaret Bakanlığı verilerine göre İsrail ile doğrudan ticaret Mayıs 2024’ten itibaren sıfır seviyesinde bulunuyor.
- Süreç / Sonraki Adım: Ankara, Şam yönetimiyle 5 milyar dolarlık ticaret hedefi koyarken, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve Gazze Barış Kurulu gibi çok taraflı mekanizmalarla bölgesel etkisini pekiştiriyor.
Ticari Kopuş ve Diplomatik Hattın Keskinleşmesi
İsrail basınında geniş yankı bulan Calcalist imzalı analiz, Ankara ile Tel Aviv arasındaki bağların ekonomik ve ticari boyutunun yanı sıra havacılık alanında da tam bir durma noktasına geldiğini belgelerle ortaya koydu. Haber detaylarında, Türkiye Ticaret Bakanlığı tarafından kararlılıkla uygulanan ve Mayıs 2024 tarihi itibarıyla doğrudan ticari ilişkileri tamamen sonlandıran verilerin altı çizildi. İki ülke arasındaki karşılıklı uçuşların ve ticari sevkiyatların kesilmesi, diplomatik ilişkilerdeki soğukluğun sahaya yansıyan en somut göstergelerinden biri olarak nitelendirildi.
Yazıda yer alan değerlendirmelerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgesel arenada konumunu pekiştirerek yılı İsrail’e karşı daha dirençli ve hasmane bir siyasi duruşla tamamladığı ifade edildi. İsrailli analistler, Ankara’nın Gazze’de on binlerce Filistinli sivilin yaşamını yitirdiği saldırılar karşısındaki kararlı tutumunun, Türkiye’nin Arap sokağındaki ve Müslüman dünyasındaki meşruiyetini artırdığına dikkat çekti. Gerilimin odağının yalnızca Filistin topraklarıyla sınırlı kalmadığı, Suriye sahasındaki stratejik gelişmelerle birlikte daha geniş bir coğrafi alana yayıldığı aktarıldı.
Suriye Sahasındaki Dönüşüm ve 5 Milyar Dolar Hedefi
Ankara’nın güvenlik konseptinde İsrail’in Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve güvenliğine zarar veren askeri hamlelerinin Türkiye’nin ulusal güvenliğine de doğrudan tehdit oluşturduğu görüşünün hakim olduğu ifade edildi. Türkiye’nin bölgesel denklemdeki ağırlığının, Aralık 2024’te Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye sahasında yaşanan değişimle birlikte yeni bir safhaya evrildiği kayda geçti. Rejimin çöküşü sonrası Türkiye’nin Suriye’nin ana hamilerinden biri konumuna geldiği vurgulandı.
Ankara’nın yeni Şam yönetimine güvenlik ve istikrar alanında kapsamlı destek sunduğu, iki ülke arasında derin bir ticari ve lojistik entegrasyonun sağlanması için stratejik adımlar attığı belirtildi. İki yıl içinde Suriye ile yıllık 5 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşma hedefinin konulduğu bilgisi paylaşılırken, bu ticari ve askeri yakınlaşmanın İsrail’in kuzey sınırlarındaki hareket alanını daralttığı değerlendirmesi yapıldı.
Washington-Riyad Hattında Yeni İttifaklar ve Gazze Barış Kurulu
Calcalist gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece yakın havzada değil, küresel diplomasi merkezlerinde de etki alanını genişlettiğine işaret etti. Türkiye’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın davetiyle Gazze Barış Kurulu’nun kurucu üyeleri arasında yer alması, Ankara’nın kriz çözme kapasitesinin uluslararası toplum tarafından kabul gördüğünün bir kanıtı olarak sunuldu. Washington yönetimi ile kurulan doğrudan temasların, bölgesel krizlerin çözümünde Türkiye’yi vazgeçilmez bir masa ortağı haline getirdiği altı çizildi.
Çok taraflı diplomaside atılan bir diğer kritik adım olarak Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması gösterildi. İslam dünyasının önde gelen askeri ve ekonomik güçlerini bir araya getiren bu stratejik paktın, bölgedeki güç dengelerini yeniden biçimlendirdiği vurgulandı. Öte yandan, ABD ile Türkiye arasındaki diplomatik trafiğin yoğunlaştığı bir dönemde, Başkan Trump’ın 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılım sağlaması, iki ülke arasındaki stratejik diyalog kanallarının açıklığını gösteren bir olgu olarak raporda yer aldı.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
İsrail’in önde gelen ekonomi yayın organı Calcalist’te kaleme alınan bu kapsamlı analiz, Tel Aviv yönetiminin Ankara’nın izlediği çok boyutlu dış politikayı nasıl bir stratejik okumaya tabi tuttuğunu gözler önüne seriyor. Türkiye’nin Mayıs 2024’te İsrail ile olan tüm ticari kanalları kapatması, ilk etapta sembolik bir yaptırım olarak görülse de aradan geçen süreçte ekonomik ilişkilere ağır bir darbe vurduğunu kanıtlamıştır. Ancak esas kırılma noktası, Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından Ankara’nın Şam ile kurduğu güvenlik ve 5 milyar dolarlık ticari entegrasyon vizyonudur.
Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı hayata geçirmesi ve aynı zamanda Washington yönetimiyle Gazze Barış Kurulu zemininde kurucu aktör olarak yer alması, Ankara’nın kendisini ‘sadece tepki veren’ değil, ‘oyun kuran ve kuralları belirleyen’ bir bölgesel güç olarak konumlandırdığını gösteriyor. İsrail basınındaki bu itiraf niteliğindeki değerlendirmeler, önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz ve Orta Doğu güç mimarisinde Türkiye’siz bir denklemin kurulamayacağını somut biçimde doğrulamaktadır.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: İsrail basını Türkiye’nin Orta Doğu’daki rolünü nasıl tanımlıyor?
İsrail Calcalist gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Orta Doğu’da göz ardı edilmesi imkansız bir aktör haline geldiğini ve İsrail için çevresel nüfuz alanlarında giderek güçlenen temel bir rakibe dönüştüğünü kaydetmektedir.
Soru: Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ilişkilerde son durum nedir?
Türkiye Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Mayıs 2024 tarihinden bu yana İsrail ile doğrudan ticaret sıfır seviyesinde seyretmektedir. İki ülke arasında ekonomik, ticari ve havacılık alanlarında neredeyse eksiksiz bir kopuş yaşanmaktadır.
Soru: Türkiye’nin Suriye ile ilgili belirlediği yeni hedefler nelerdir?
Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’nin ana hamilerinden biri haline gelen Türkiye, Şam yönetimine güvenlik desteği sağlarken iki ülke arasındaki ticari entegrasyonu derinleştirerek 2 yıl içinde 5 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmayı hedeflemektedir.
Kaynak / Ajans: Trthaber

