Hükümetin 6 Eylül tarihi itibarıyla kamuoyuna duyurduğu 2027-2029 yıllarını kapsayan yeni Orta Vadeli Program (OVP), Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasındaki temel politika tercihlerini netleştirdi. Açıklanan makroekonomik veriler, büyüme oranlarının siyasi otorite tarafından dokunulmaz alan olarak korunduğunu, dezenflasyon hedeflerinin ise zamana yayılarak ötendiğini somut biçimde ortaya koydu. Yapılan revizyonlar neticesinde tek haneli enflasyon hedefi kağıt üzerinde dahi iki yıl ileriye kaydırılırken; cari açık ve döviz kuru tahminlerinde belirgin artışlar kayda geçti.
Açıklanan yeni patikada, büyüme hedeflerinden feragat edilmeksizin enflasyonla mücadele edileceği iddiası öne sürülse de veriler faturanın kur ve cari dengeye kesildiğini gösterdi. Sıkı para politikasının büyüme üzerindeki baskısını sınırlı tutmak amacıyla bütçe dengelerinin gevşetilmesi ve kamusal harcamaların canlı kalması, dezenflasyon sürecinin maliyetini doğrudan makro dengelerin geneline yaydı. Yapılan resmi düzenlemeler, iktisadi büyümenin bir tahmin unsuru değil, doğrudan bir politika tercihi olarak korunduğunu altını çizerek kanıtladı.
- Kritik Gelişme: Enflasyonda tek haneli seviyelere ulaşma hedefi iki yıl ertelenerek patikada yukarı yönlü revizyona gidildi.
- Resmi Veri / Açıklama: 2026 yılı büyüme hedefi %3,3’e çekilirken, cari açık beklentisi 47,5 milyar dolarla eski hedefin iki katını aştı.
- Süreç / Sonraki Adım: 2027 yılı itibarıyla örtük dolar/TL kur tahmini 56,1 seviyesine yükseltilerek reel değerlenme stratejisinden esnemeler kayda geçti.
Kararın Detayları ve Makro Göstergelerdeki Revizyonlar

Yeni OVP metninde, bir önceki programa kıyasla en radikal değişiklikler enflasyon ve dış denge kalemlerinde gerçekleşti. Eski programda 2026 için %3,8, 2027 için %4,3 ve 2028 için %5,0 olarak belirlenen büyüme hedefleri; sırasıyla %3,3, %4,2 ve %4,6 olarak güncellendi. Büyüme tarafında üç yıllık dönem için ortalama yalnızca 0,3 puanlık sınırlı bir geri çekilme yaşanırken, aynı yıllara ilişkin enflasyon hedeflerinde sırasıyla 12,4 puan, 12,0 puan ve 5,5 puanlık keskin yukarı yönlü revizyonlar yapıldı. Bu durum, üretimin kesintiye uğramaması adına fiyat istikrarı hedefinden taviz verildiğini somut verilerle masaya yatırdı.
İstihdam piyasasına yönelik projeksiyonlarda da benzer bir korumacı tutum gözlemlendi. 2026 yılı için daha önce %8,4 olarak açıklanan işsizlik oranı hedefi %8,1 seviyesine çekilerek işgücü piyasasında olumsuz bir tablo oluşmasının önüne geçilmek istendi. 2026 yılı büyümesindeki %0,5 puanlık kaybın gerekçeleri ise program ana metninde üç temel etkene bağlandı: Şubat ayında patlak veren ABD/İsrail-İran geriliminin tetiklediği dış talep zayıflığı, küresel ticaretteki yavaşlama ve dezenflasyon sürecinin gerektirdiği sıkı finansal koşullar. Ancak 2027 yılı için büyüme hedefinin yeniden %4,2’ye çıkarılması, ekonomi yönetiminin vites küçültme niyetinde olmadığını açıkça gösterdi.
Kur Patikası, Cari Açık ve Merkez Bankası’nın Tutumu
OVP hedeflerinin zımni kur patikasına yansıyan rakamları, döviz kurunda izlenen politikada kritik bir eksen kaymasına işaret etti. Önceki programda 2027 yılı için 50,7 ve 2028 yılı için 53,8 olarak öngörülen ortalama dolar/TL kuru; yeni belgede 2027 için 56,1, 2028 için ise 63,7 seviyesine çıkarıldı. Türk Lirası’nda planlanan reel değerlenmenin 2027 itibarıyla yerini enflasyona paralel bir kur artışına bırakacak olması, ithalat baskısını artırarak cari denge üzerinde kalıcı yükler oluşturdu. Nitekim 2026 yılı cari açık hedefi, eski tahminin iki katından fazla artış göstererek 47,5 milyar dolar seviyesine fırladı.
Süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) duruşu da netleşti. Merkez Bankası’nın 13 Ağustos tarihindeki Enflasyon Raporu toplantısında 2027 ve sonrası için hedef açıklamayıp kararı OVP’ye bırakması dikkat çekmişti. OVP sunumunda değerlendirmelerde bulunan TCMB Başkanı Fatih Karahan, 2026 ve sonrası hedeflerdeki yukarı yönlü güncellemeleri ‘maliye politikasıyla eşgüdümün bir sonucu’ şeklinde izah etti. Karahan’ın bu vurgusu, para otoritesinin hareket alanının maliye politikasının ve siyasi otoritenin büyüme tercihleri sınırları içerisinde kaldığını şeffaf bir şekilde sahaya yansıttı.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
25 yılı aşkın ekonomi muhabirliği ve Ankara büro tecrübemizle bu programı okuduğumuzda gördüğümüz gerçek şudur: Türkiye’de enflasyonla mücadelede yapılması gereken sert talep daraltılması ve ‘acı reçete’, seçim takvimleri ve siyasi maliyetler nedeniyle bir kez daha ertelemeye tabi tutulmuştur. Güçlü sermaye girişlerinin bulunmadığı ve para politikasının itibar çıpasının henüz tam tesis edilemediği koşullarda, büyümeden feragat etmeden enflasyonu düşürme iddiası iktisadi gerçeklikle örtüşmemektedir. Merkez Bankası Başkanı Karahan’ın ‘maliye politikasıyla eşgüdüm’ ifadesi, aslında pasın doğrudan siyasi iradeye atıldığının kibar bir belgesidir. Büyümeyi düşürmemenin faturası; yüksek enflasyon, yüksek kur ve genişleyen cari açık olarak vatandaşa kesilmektedir. Kredibilite açığı kapatılmadığı sürece her yıl hedeflerin sağa ve yukarı kaydırıldığı benzer OVP metinlerini okumaya devam edeceğiz.
Büyüme Rakamları ve Hanehalkının Satın Alma Gücü
OVP verilerindeki içsel çelişkilerin en çok hissettirildiği alan ise hanehalkı bütçesi ve reel ücretler oldu. İstatistiklerde büyüme oranlarının %3 ila %4 bandında tutulması, toplumun genel refah düzeyine doğrudan yansımıyor. Enflasyon patikasının 2026 sonu için %28,4 ve 2027 sonu için %21 olarak belirlenmesi, fiyat artış hızının yüksek kalacağını belgeliyor. Ücret artışlarının geçmiş enflasyona endekslenme alışkanlığının sürmesi, fiyatlama davranışlarındaki katılığı beslemeyi sürdürüyor.
Hem kamu harcamalarının hem de özel tüketimin canlı tutulduğu bu modelde, yapısını koruyan büyüme enflasyonist baskıları besliyor. Satın alma gücü sürekli gerileyen geniş halk kitleleri açısından kağıt üzerindeki büyüme somut bir anlam ifade etmezken, ‘büyüyoruz ama zenginleşmiyoruz’ algısı toplumsal tabanda pekişiyor. Karar vericilerin dezenflasyon sürecinin gerektirdiği toplumsal mutabakatı ve desteği sağlayamaması, ekonomik reformların yarıda kalması riskini beraberinde getiriyor.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Yeni OVP’de enflasyonun tek haneye ineceği tarih ne zaman olarak belirlendi?
Yeni programa göre enflasyonun tek haneli seviyelere çekilmesi hedefi iki yıl ertelenmiştir. 2026 yılı sonu enflasyon hedefi %28,4, 2027 yılı hedefi %21 olarak belirlenmiş olup, tek haneli seviyeler program döneminin sonuna kalıplanmıştır.
Soru: Büyüme hedefleri düşürüldü mü, ekonomide bir küçülme bekleniyor mu?
Hayır, iktisadi küçülme beklenmemektedir. Büyüme hedeflerinde radikal bir kesintiye gidilmemiş, 2026 büyümesi %3,8’den %3,3’e çekilirken 2027 hedefi %4,2 olarak korunmuştur. Büyüme, iktidarın ana politika tercihi olarak kalmaya devam etmektedir.
Soru: Dolar kuru beklentilerinde nasıl bir değişim yaşandı?
Programdaki zımni dolar/TL tahminleri yukarı yönlü revize edilmiştir. 2027 yılı ortalama dolar kuru tahmini 50,7 TL’den 56,1 TL’ye, 2028 yılı tahmini ise 53,8 TL’den 63,7 TL’ye yükseltilmiştir.
Kaynak / Ajans: Bbc
