Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 25. yılını kutlamak üzere 1‑9‑2026 tarihli Bişkek zirvesinde bir araya geliyor; Çin, Rusya, İran, Hindistan, Pakistan ve yeni üyeler Belarus, İran, Hindistan, Pakistan ile birlikte 10 tam üye ve 15 diyalog ortağı ülkeden oluşan blok, bölgesel güvenlik ve ekonomik iş birliğini yeniden tanımlamayı hedefliyor. Türkiye ise 2012’de “diyalog ortağı” statüsüyle katılımını resmileştirerek, hem Asya‑kuzey Afrika politikası hem de Batı‑doğu arasındaki denge arayışının bir parçası olarak bu platformu kullandığını vurguluyor.
Bişkek’te “ŞİÖ’nün 25 Yılı: sürdürülebilir barış, kalkınma ve refaha doğru hep birlikte” sloganıyla düzenlenecek zirve, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacağı bir dizi ikili görüşme ve ortak açıklamayı içeriyor; Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile özel bir ikili görüşme yapacak, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da katılım gösterecek. Zirvenin sonuçları, Türkiye’nin çok kutuplu dış politika stratejisinin geleceğini ve NATO‑AB ilişkilerindeki konumunu yeniden şekillendirebilir.
- Türkiye, ŞİÖ’de diyalog ortaklığı konumundan zirveye en üst düzey davete yükseldi.
- Erdoğan’ın Putin ile yapacağı ikili görüşme, NATO‑AB ilişkileri bağlamında kritik bir anlama sahip.
- ŞİÖ’nün genişlemesi ve yeni üyeler, bölgesel güvenlik mimarisinde çok kutupluluk tartışmasını alevlendirdi.
Türkiye’nin ŞİÖ ile İlişkisi Nasıl Gelişti?

ŞİÖ’nün temelleri 1996’da “Şanghay Beşlisi” olarak atıldı; 2001’de örgüt bugünkü adını alarak terörizm, ayrılıkçılık ve köktencilikle mücadeleyi misyon ilan etti. Türkiye, 2000’li yılların başında Ankara‑Moskova ilişkilerinin güçlenmesiyle örgüte ilgi duymaya başladı. 2012’de Pekin zirvesinde “diyalog ortağı” statüsü alması, Türkiye’nin dış politikasında Asya açılımını somut bir adım haline getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönemdeki açıklamalarıyla ŞİÖ’nün Batı‑AB müzakerelerindeki tıkanıklıklar karşısında bir denge aracı olabileceğini öne sürdü.
2013’te de aynı temayı yineleyen Erdoğan, “ŞİÖ’ye tam üyeliğe açık” olduğunu belirterek, AB’ye karşı alternatif bir dış politika yolunun varlığını ima etti. Ancak Dışişleri Bakanlığı, bu görüşlerin NATO ve AB’ye bir alternatif olmadığını, sadece güvenlik, sınır aşan suçlar, enerji ve bölgesel bağlantısallık alanlarında iş birliğinin sürdüğünü vurguladı. 2022 Semerkant Zirvesi’ne özel konuk olarak katılması, 2024 Kazakistan ve 2025 Çin zirvelerinde de yer alması, Türkiye’nin ŞİÖ içindeki görünürlüğünü artırdı.
Zirveden Beklenen Çıktılar ve Bölgesel Etkileri
Biçimsel olarak, Bişkek zirvesi üç ana eksende ilerleyecek: terörle mücadele ortaklıkları, ekonomik entegrasyon ve altyapı projeleri. Özellikle Orta Asya’da enerji koridorları, demiryolu ağları ve dijital iletişim altyapısı konularında yeni anlaşmaların imzalanması bekleniyor. Türkiye, jeopolitik konumunu kullanarak, enerji geçişi ve lojistik köprü görevini üstlenebilir; bu da Doğu‑Batı arasındaki ticaret hacmini artırma potansiyeli taşıyor.
Öte yandan, ŞİÖ’nün genişlemesi—2024’te Belarus, 2023’te İran gibi ülkelerin tam üye olması—bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. ABD ve Avrupa, bu gelişmeyi “eksen kayması” olarak yorumlarken, Türkiye’nin denge politikası hem eleştiri hem de takdir topluyor. Ankara, NATO çerçevesindeki güvenlik taahhütlerini sürdürürken, Asya’daki yükselen bloklarla iş birliğini çeşitlendirmeyi stratejik bir gereklilik olarak görüyor.
Türkiye‑AB‑NATO İlişkileri Üzerindeki Yansımalar
Erdoğan’ın 2024 Washington NATO Zirvesi’nde yaptığı açıklamalara göre, ŞİÖ ve BRICS gibi çok kutuplu platformlar NATO’ya alternatif değildir; aksine, küresel barış ve istikrarın sağlanmasında tamamlayıcı roller üstlenir. Bu söylem, AB tam üyeliği sürecindeki tıkanıklıkların ve NATO içinde zaman zaman yaşanan gerilimlerin gölgesinde, Türkiye’nin dış politikasında esnek bir yol haritası çizmeye çalıştığını gösteriyor.
Eleştirmenler, Türkiye’nin aynı anda iki blokla da yakın ilişkiler kurmasının uzun vadede tutarsız bir politika yaratabileceğini savunuyor. Destekleyenler ise, çok kutuplu bir dünyada tek bir blokla sınırlı kalmanın stratejik risk taşıdığını ve ŞİÖ’nün sunduğu platformun bölgesel istikrar için önemli bir araç olduğunu vurguluyor.
Merak Edilen Sorular ve Cevaplar
Soru: Türkiye, ŞİÖ’de tam üyelik hedefi güdüyor mu?
Cevap: Resmi açıklamalara göre, Türkiye ŞİÖ ile iş birliğini “terörle mücadele, sınır aşan suçlar, enerji ve bölgesel bağlantısallık” çerçevesinde sürdürmeyi planlıyor; tam üyelik konusunda henüz net bir yönelim belirtilmedi.
Soru: Zirvedeki ikili görüşmeler Türkiye‑NATO ilişkilerini nasıl etkiler?
Cevap: Erdoğan‑Putin ikili görüşmesi, NATO içinde Türkiye’nin güvenlik taahhütlerini yeniden gözden geçirme ve bölgesel istikrar konusundaki rolünü pekiştirme fırsatı sunabilir; ancak NATO’nun ortak politikaları çerçevesinde değerlendirilmesi bekleniyor.
Soru: ŞİÖ’nün genişlemesi Asya‑Avrupa güvenlik mimarisini nasıl değiştirecek?
Cevap: Yeni üyelerle blok, bölgesel güvenlik, terörle mücadele ve ekonomik entegrasyon konularında daha kapsamlı bir platform haline geliyor; bu da ABD‑AB’nin geleneksel etkisini dengeleyerek çok kutuplu bir güvenlik yapısına zemin hazırlıyor.