1990 yılında Mamak’ın kalbinde doğum yapan İsmet Duran’ın eşi, Zekai Tahir Burak Hastanesi’nden “Bebeğiniz bir virüsten öldü” haberini aldığında, hayatı bir anda karanlık bir labirente dönüştü. 30 yılı aşkın süredir kayıp bebekleri için arayan aileler, hastanenin kapısını açan tek soruları: “Ya çocuğumuz yaşıyorsa?” ve “Defin yeri nerde?” oldu.
Ayşe Ödemiş, 1985’te gece yarısı doğururken, hemşirenin bebeği almasıyla birlikte annelik hayalini kaybetti. 39 yıl süren evlat arayışı, her iki taraf için de duygusal bir çığlık haline geldi. Bu olay, sadece bir hastane hatası değil, aynı zamanda sistemik bir eksikliğin toplum üzerindeki yansımasını da ortaya koyuyor.
- Kritik Gelişme: Hastanenin “virüs ölümleri” raporu aileleri şaşkına çevirdi.
- Resmi Veri / Açıklama: Çocukların cenaze ve ölüm belgeleri hiçbir zaman verilmedi.
- Süreç / Sonraki Adım: Aileler, 30 yıl sonra da hâlâ defin yeri aramaya devam ediyor.
Sahadan İlk Bilgiler ve Tarafların Açıklamaları
İsmet Duran, hastane kayıtlarını inceleyerek, doğum tarihinin 21 Ekim 1990 olduğunu ve doktorun “Bebeğiniz bir virüsten öldü” şeklinde bir bildirimde bulunduğunu tespit etti. Aile, hastane yönetimiyle yapılan görüşmelerde, cenaze ve ölüm belgesi talebinin hiçbir şekilde yerine getirilmediğini gördü. 1990 yılında, hastane kayıt sistemleri henüz dijitalleşmemişti; bu durum, belgeleme süreçlerini büyük ölçüde zorlaştırmıştı.
Ayşe Ödemiş’in anlattığına göre, 10 Ekim 1985’te gece yarısı doğum sonrası, hemşirenin bebeği almasıyla birlikte 02.00’de hastaneden taburcu edildi. Ödemiş, 03.00’de geri döndüğünde kucağında hiç bir çocuk bulamadığını ve o anı “hayatımın en karanlık dakikası” olarak tanımladı. Bu olay, 39 yıl süren arayışın ilk adımı oldu.
Kararın Detayları ve Sürecin İşleyişi
Hastane yöneticileri, 1990’ların başında hasta kayıtlarının çoğunu kağıt üzerinde tuttuğunu ve ölüm bildirimlerinin manuel olarak işlediğini belirtti. Ancak, ailelerin talep ettiği belgeler, 2005 yılında dijitalleştirilen sistemde bile bulunamadı. 2018’de yapılan bir inceleme, Zekai Tahir Burak Hastanesi’nden bazı kayıtların silinmiş olabileceğini ortaya koydu. Bu durum, ailelerin 30 yıl süren evlat arayışının temelini oluşturuyor.
Hastane yetkilileri, “O dönemde hasta kayıtları el ile tutuldu ve bazı belgeler zaman içinde kaybolabiliyor” diye açıklama yaptı. Ancak, aileler, “Bize hiçbir ölüm belgesi verilmedi, cenaze yeri bile bildirilmedi” diyerek, hastane politikalarının şeffaf olmadığını vurguladı.
Bölgesel ve Sektörel Yansımalar
Bu olay, Mamak ve çevresindeki ailelerin duygu durumunu derinden etkiledi. 30 yılı aşkın süredir kayıp bebekleri için arayan aileler, sosyal medya üzerinden “Bebeğimi bul” kampanyaları düzenledi. 2022 yılında, Aydın’da bir sivil toplum örgütü, “Kayıp Çocuklar İçin Adalet” başlıklı bir kampanya başlatarak, hastane kayıtlarının dijitalleştirilmesini talep etti.
Sağlık Bakanlığı, 2024’te, tüm hastanelerde kayıt yönetiminin dijitalleştirilmesini ve ölüm belgelerinin elektronik ortamda saklanmasını zorunlu kılan bir yönetmelik yayınladı. Ancak, bu yönetmelik Zekai Tahir Burak Hastanesi’ne henüz uygulanmadı.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Bu olay, sadece bireysel bir acı değil, aynı zamanda Türkiye’nin sağlık kayıt sistemindeki eksikliklerin de bir yansımasıdır. 1990’ların başında dijital sistemlerin eksikliği, ölüm belgelerinin kaybolmasına yol açtı. Ailelerin uzun yıllar süren arayışları, sağlık kurumlarının şeffaflık eksikliğini ortaya koydu. 2024’te yürürlüğe giren dijitalleştirme yönetmeliği, bu tür eksikliklerin önüne geçmeyi amaçlıyor. Ancak, uygulamanın gecikmesi, sistematik bir sorunun varlığını gösteriyor.
İlk kez, ailelerin talep ettiği belgelerin bulunmaması, hastane yönetiminin sorumluluğunu sorgulamaya yol açtı. Aileler, “Bebeğimizin cenaze yeri ve ölüm belgesi hiçbir zaman verilmedi” diyerek, hastane ve sağlık bakanlığına karşı hukuki adımlar atabileceklerini belirtti. Bu durumda, hem hastane hem de bakanlık, kayıt sistemlerini şeffaflaştırmak ve kayıp bebekleri için adalet mekanizmaları kurmak zorunda kalacak.
Sonuç olarak, bu olay, Mamak’ın ötesinde tüm Türkiye için bir uyarı niteliği taşıyor. Sağlık kayıt sisteminin dijitalleştirilmesi, şeffaflık ve adaletin sağlanması için kritik bir adımdır. Ailelerin yaşadığı acı, sadece bireysel bir kayıp değil, sistemik bir eksikliğin de göstergesidir.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Çocukların ölüm belgesi neden verilmedi?
1990’ların başında hastane kayıtları kağıt üzerinde tutulduğundan, ölüm belgeleri manuel olarak işleniyor ve bazen kaybolabiliyordu. Bu nedenle, aileler belgeleri alamadı.
Soru: Süreç bundan sonra nasıl işleyecek?
2024’te yürürlüğe giren dijitalleştirme yönetmeliği ile kayıtlar elektronik ortamda saklanacak; kayıp bebeklerin cenaze yerleri belirlenecek ve belgeler ailelere verilecek.
Kaynak / Ajans: Aa
