Ortadoğu hattında küresel enerji koridorlarını kilitleyen askeri gerilim yeni bir diplomatik restleşmeye sahne oluyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın ticari gemi trafiğine yeniden açılması yönündeki Tahran kaynaklı uzlaşma teklifini kamuoyu önünde reddetmesinin ardından, İran Dışişleri Bakanlığı sürecin yalnızca müzakere masasında çözülebileceğini kaydetti.
Beyaz Saray’da kameraların karşısına geçen ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminin çatışmalarda ağır kayıplar verdiği gerekçesiyle boğazı yedi gün içinde açmayı hedefleyen bir mutabakat peşinde koştuğunu öne sürerek teklifi kabul edilemez bulduğunu ilan etti. Bu açıklamalara gecikmeden karşılık veren İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Washington yönetiminin resmi tavrını beklediklerini belirterek, krizden tek çıkış yolunun haziran ayında taraflarca parafe edilen ilkeler doğrultusunda yürütülecek diplomatik temaslar olduğunun altını çizdi.
- Kritik Gelişme: Trump, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde açma teklifini ‘kabul edilemez’ bularak geri çevirdi; Tahran ise nihai resmi yanıtı beklediğini duyurdu.
- Resmi Veri / Açıklama: İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Katar aracılığıyla iletilen önerinin 18 Haziran mutabakat zaptı şartlarını taşıdığını ve topun ABD sahasında olduğunu açıkladı.
- Süreç / Sonraki Adım: Kpler verilerine göre günlük ortalama 18 gemi geçişine kadar gerileyen boğaz trafiği ve Kızıldeniz’deki Husi hamleleri enerji piyasalarındaki belirsizliği tırmandırıyor.
Washington ve Tahran Hattında ‘Mutabakat Zaptı’ İkilemi

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında yaptığı değerlendirmede, tarafların uzlaşması halinde Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğinin bir hafta içinde yeniden tesis edilebileceğini somut verilerle ifade etti. Arakçi, Katar kanalıyla Washington’a iletilen taslağın zeminini, 18 Haziran tarihinde üzerinde uzlaşılan 14 maddelik mutabakat metninin oluşturduğunu hatırlattı. Söz konusu metin; İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmayacağı taahhüdünü, tüm cephelerde askeri operasyonların sonlandırılmasını, ABD’nin bölgedeki deniz ablukasının kaldırılmasını ve ekonomik yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini içeriyordu.
Ancak yaz aylarında hazırlanan bu yol haritası, tarafların karşılıklı askeri müdahaleleriyle akamete uğradı. 28 Şubat tarihinde ABD ve İsrail’in İran topraklarına yönelik başlattığı hava akınlarına Tahran; Körfez’deki üsleri hedef alarak, müttefik tesislere füze operasyonları düzenleyerek ve nihayetinde küresel petrol arzının ana arteri olan Hürmüz Boğazı’nı kapatarak yanıt vermişti. Gelinen aşamada Beyaz Saray yönetiminin kamuoyuna yansıyan sert ret yanıtına rağmen, perde arkasında arabulucular vasıtasıyla nükleer başlıkların da masada tutulduğu görüşme trafiğinin sürdüğü diplomatik kaynaklarca teyit edildi.
Boğaz Trafiğinde Sert Düşüş ve Bölgesel Enerji Güzergahları
Çatışma ortamından önce dünya genelinde tüketilen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık yüzde 20’sinin sevk edildiği Hürmüz Boğazı’nda kontrol mücadelesi sürerken, emtia veri ve analiz şirketi Kpler’in paylaştığı deniz taşımacılığı verileri krizin boyutunu tescilledi. Resmi kayıtlar, son 10 günlük periyotta boğazdan geçen ticari gemi sayısının günlük ortalama 18 bandına gerilediğini, kimi günlerde ise bu sayının 9’a kadar düştüğünü ortaya koydu. İran, izinsiz geçiş girişiminde bulunan tankerlere yönelik müdahalelerini sürdürürken; ABD donanması da İran açıklarındaki tankerleri ve liman altyapılarını hedef alan karşı hamlelerine devam etti.
Kriz yalnızca Hürmüz Boğazı ile sınırlı kalmayarak Arap Yarımadası’nın batı yakasına da sıçradı. Tahran ile koordineli hareket eden Yemen’deki Husiler, Kızıldeniz üzerinden Suudi Arabistan petrol ihracatını sekteye uğratacak stratejik hamlelerini yoğunlaştırdı. Husilerin, Babülmendep Boğazı’na hakim konumdaki kritik Moha Limanı dahil geniş sahil şeridini kontrolleri altına alması ve Suudi enerji tesislerini hedef alması, Riyad yönetiminin savunma mekanizmalarını harekete geçirdi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon unsurları hafta sonu iki balistik füze ile çok sayıda insansız hava aracını hava savunma sistemleriyle imha ettiğini kayda geçirdi.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Diplomasi koridorlarından sızan bilgiler, Beyaz Saray ile Tahran arasındaki bu sert söylem savaşının yaklaşan ABD Kongre seçimleriyle doğrudan ilintili olduğunu somut biçimde gösteriyor. Trump’ın ‘Hürmüz’de inisiyatif bizde, acelemiz yok’ tavrı, iç siyasette taviz vermeyen lider profilini pekiştirme gayreti taşırken; petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın Amerikan seçmeni üzerindeki enflasyonist baskısı Washington’ı sessiz diplomasiye mecbur bırakıyor. İran tarafında ise Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın BM denetçilerine kapı aralayan pragmatik tutumu, Tahran’ın ağır ekonomik abluka karşısında kontrollü bir nefes alma koridoru aradığının göstergesi. Sahada askeri caydırıcılık yarışı sürerken, kapalı kapılar ardında Katar ve Pakistan eksenli arabuluculuk masalarının açık tutulması, her iki aktörün de topyekûn bir savaştan kaçınarak en yüksek diplomatik tavizi koparma stratejisi güttüğünü belgeliyor.
Pezeşkiyan’dan Denetim Kartı: Pakistan Mutabakatı Vurgusu
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Amerikan CBS News kanalına verdiği mülakatta ülkesinin müzakereye hazır olduğu mesajını yineledi. Ateşkes sürecinin Washington’ın şartları kabul ettiği an başlayacağını dile getiren Pezeşkiyan, nükleer silah geliştirme iddialarını kesin bir dille yalanlayarak, Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçilerinin ülkeye dönüşüne izin verilebileceğini belirtti. Pezeşkiyan, daha önce Pakistan’da taraflar arasında kayıt altına alınan mutabakat zaptı zeminine sadık kalınması durumunda deniz trafiği ve enerji akışının hızla eski düzenine kavuşabileceğini vurguladı.
Buna karşılık BM Genel Kurulu kürsüsünden Tahran’a yüklenen Donald Trump, Kasım seçimlerinin ertesinde İran ile ya sıfırdan kapsamlı bir anlaşma yapılacağını ya da ülkenin yıkıcı askeri tedbirlerle yüzleşmek zorunda kalacağını ifade etti. Bu tehditkar söylemleri reddeden Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise barışın dayatma ve şantaj politikalarıyla kurulamayacağını, Tahran’ın zorlamalara boyun eğmeyeceğini ve hukuki çerçevede çözüme açık olduğunu kamuoyuna duyurdu.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji piyasaları açısından önemi nedir?
Hürmüz Boğazı, kriz öncesi dönemde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sinin sevk edildiği dünyanın en stratejik dar deniz geçiş noktasıdır. Boğazdaki trafik aksamaları ham petrol fiyatlarında doğrudan küresel dalgalanmalara yol açmaktadır.
Soru: İran’ın ABD’ye sunduğu ve reddedilen teklifin içeriği neydi?
İran, 18 Haziran mutabakat zaptı temelinde ABD ablukasının ve yaptırımlarının hafifletilmesi karşılığında, yedi gün içinde Hürmüz Boğazı’nı yeniden uluslararası ticari seyrüsefere açmayı ve BM nükleer denetimlerine izin vermeyi önermişti.
Soru: Bundan sonraki süreçte diplomatik temaslar sürecek mi?
Trump’ın ret açıklamasına rağmen arabulucu ülkeler (Katar ve Umman) üzerinden nükleer ve bölgesel güvenlik konularını kapsayan gayriresmi görüşmelerin sürdüğü teyit edilmektedir; Kasım seçimleri kritik bir eşik olarak görülmektedir.
Kaynak / Ajans: BBC