ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içerisinde yeniden ticari trafiğe açma yönündeki şartlı önerisini kamuoyu önünde reddetmesinin ardından Tahran yönetiminden diplomatik hatta yanıt geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Körfez’deki tırmanışı ve süregelen askeri çatışmayı sona erdirebilecek tek yolun ‘müzakereye dayalı bir çözüm’ olduğunu vurgulayarak Washington’dan kesin ve resmi bir yanıt beklediklerini kaydetti.
Beyaz Saray’da gerçekleşen basın toplantısında İran’ın sunduğu şartların kabul edilebilir olmadığını belirten Trump, Tahran’ın ağır kayıplar verdiği için boğazı açmak istediğini savundu. Karşılıklı sert demeçlerin gölgesinde New York ve Katar hattında yürütülen dolaylı temaslar ise küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyen devasa bir jeopolitik krizin çözümü için diplomasi masasının henüz tamamen devrilmediğine işaret etti.
- Kritik Gelişme: ABD Başkanı Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde trafiğe açmayı öngören teklifini yetersiz bularak reddetti.
- Resmi Veri / Açıklama: İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, askeri yöntemlerin barış getirmeyeceğini, nihai çözümün müzakere masasında olduğunu altını çizerek belirtti.
- Süreç / Sonraki Adım: İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 18 Haziran mutabakatına dönülmesi halinde BM nükleer denetçilerine kapıların açılabileceğini ifade etti.
Diplomasi Trafiği ve Müzakere Masasındaki Şartlar

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medya hesabı Telegram üzerinden yaptığı değerlendirmede, Trump’ın ret kararını not ettiklerini ancak kararın bağlayıcılığı için ABD tarafının resmi kanallardan ileteceği yanıtı bekleyeceklerini dile getirdi. ABD Başkanı’nın geçmişte çelişkili beyanlarda bulunduğuna dikkat çeken Arakçi, Birleşmiş Milletler temasları kapsamında New York’ta yaptığı açıklamada, gerekli koşulların sağlanması durumunda boğazın yedi gün içinde normal deniz trafiğine dönebileceğini sunduklarını hatırlattı.
Söz konusu koşulların 18 Haziran’da taraflar arasında varılan mutabakat zaptında yer aldığını belirten Arakçi, Katar’ın arabuluculuğunda iletilen teklifin ardından ‘seçim hakkının artık ABD’ye ait olduğunu’ masaya yatırdı. BBC’ye konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili ise arabulucular kanalıyla nükleer konuların da ele alındığı görüşmeler yürütüldüğünü kabul etmekle birlikte, ‘Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimimiz sebebiyle güçlü pozisyondayız, acele etmemizi gerektiren bir durum yok’ değerlendirmesinde bulundu.
Savaşın Bilançosu ve Enerji Koridorunda Yaşanan Tıkanma
ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde İran hedeflerine yönelik başlattığı kapsamlı hava saldırıları, Orta Doğu’da dengeleri derinden sarstı. İran’ın bu operasyonlara yanıtı ise İsrail’e, Körfez’deki ABD askeri üslerine ve ABD müttefiki Arap ülkelerine yönelik füze saldırıları düzenlemek ve stratejik Hürmüz Boğazı’nı kapatmak oldu. Sıcak çatışmalar öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği rotanın kapanması, dünya enerji piyasalarında sert dalgalanmalara yol açtı.
Emtia veri ve analiz şirketi Kpler’in nakliye hareketlerine dayanan son verileri, krizin derinliğini somut verilerle ortaya koydu. Son 10 günlük periyotta boğazdan günlük ortalama yalnızca 18 geminin geçiş yapabildiği, bazı günlerde ise bu sayının 9’a kadar gerilediği kayda geçti. ABD deniz kuvvetlerinin uyguladığı ablukaya karşılık İran’ın izinsiz geçiş yapmaya çalışan tankerleri hedef alması, ticaret koridorunu fiilen durma noktasına getirdi. Bu tablo, özellikle Kasım ayında gerçekleşecek Kongre seçimleri öncesinde Beyaz Saray üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıyı artırdı.
Kızıldeniz Hattına Sıçrayan Çatışma ve Husilerin Hamlesi
Körfez’deki kriz yalnızca Hürmüz Boğazı ile sınırlı kalmayıp Arap Yarımadası’nın diğer yakasına da yansıdı. İran ile müttefik konumdaki Yemenli Husiler, Kızıldeniz üzerindeki baskıyı artırarak Suudi Arabistan’ın petrol ihracatını sekteye uğratacak askeri harekâtlar düzenledi. Husiler, küresel deniz ticareti açısından hayati önem taşıyan Babülmendep Boğazı’na hakim stratejik Moha Limanı’nı ve çevresindeki geniş bölgeleri kontrol altına aldı.
Suudi Arabistan’ın enerji tesislerine düzenlenen füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları sonrası Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Washington’dan ilave askeri destek talep ettiği basına yansıdı. Yemen’deki Suudi liderliğindeki koalisyon güçleri, cumartesi günü fırlatılan iki balistik füze ve çok sayıda kamikaze İHA’nın hava savunma sistemlerince imha edildiğini bildirdi.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Washington ile Tahran arasındaki Hürmüz bilek güreşi, salt bir askeri gövde gösterisinden ziyade ABD iç siyaseti ve küresel enflasyon baskısıyla doğrudan ilintili bir satranç tahtasına dönüşmüş durumda. Trump’ın ‘çok güçlü konumdayız’ söylemine rağmen, boğazın kapalı kaldığı her gün yükselen akaryakıt fiyatları, Kasım seçimlerine giden ABD Başkanı için ciddi bir handikap oluşturuyor. İran tarafında ise uygulanan ağır deniz ablukası ve liman hedeflerine yönelik bombardımanlar iç ekonomide ivme kazanan bir tahribat yaratıyor. Pezeşkiyan’ın BM nükleer denetçilerine yeniden kapı aralama vaadi ve Arakçi’nin ‘müzakere şart’ çıkışı, Tahran’ın 18 Haziran zaptındaki kazanımlarını koruyarak ablukayı kaldırma stratejisini koruduğunu gösteriyor. Ancak Husilerin Babülmendep hattını ele geçirmesi, krizin bölgesel bir enerji kilitlenmesine evrildiğini ve tek taraflı askeri dayatmalarla çözülemeyeceğini belgeliyor.
Nükleer Denetim ve 14 Maddelik Mutabakatın Geleceği
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD merkezli CBS News kanalına verdiği mülakatta, ateşkes sürecinin ABD’nin şartları kabul ettiği gün başlayacağını belirtti. Daha önce Pakistan’da görüşülen ve 18 Haziran’da resmiyet kazanan 14 maddelik mutabakat zaptına atıfta bulunan Pezeşkiyan, “ABD bu metin çerçevesinde ilerlemeyi kabul ederse durum hızla eski haline döner” mesajını verdi.
Pezeşkiyan, Washington’ın en büyük çekincesi olan nükleer silah iddialarını bir kez daha reddederek, Birleşmiş Milletler Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin ülkedeki tesislere girmesine izin verebileceklerini söyledi. 18 Haziran zaptı; İran’ın nükleer silaha sahip olmamasını, tüm cephelerde askeri operasyonların durdurulmasını, ABD ablukasının ve yaptırımlarının kaldırılmasını ve boğazın Umman ile iş birliği halinde güvenli trafiğe açılmasını öngörüyordu. Ancak karşılıklı misillemelerin sürmesi anlaşmanın uygulanmasını engellemişti.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşan Donald Trump ise diplomasinin tamamen bitmediğini işaret ederek, “İran ile kendisini yeniden inşa etmesine imkan tanıyacak bir anlaşma mı yapılacak, yoksa onları cehenneme mi sürükleyeceğim? Bu sorunun yanıtı seçimlerin hemen ardından netleşecek” ifadelerini kullandı.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmak için sunduğu temel şartlar nelerdir?
İran, 18 Haziran’da imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptına uyulmasını şart koşmaktadır. Bu şartlar arasında ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının ve ekonomik yaptırımların kaldırılması, askeri operasyonların durdurulması ve deniz trafiğinin Umman ile koordineli düzenlenmesi yer almaktadır.
Soru: Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel piyasaları nasıl etkiledi?
Savaştan önce dünya petrol ve LNG arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda günlük gemi trafiği 18’e kadar gerilemiştir. Bu tıkanma küresel enerji fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açmış ve tedarik zincirinde aksamalara neden olmuştur.
Kaynak / Ajans: Bbc