Aydın siyasetinin ve ülkücü camianın önde gelen isimlerinden Ali Uzunırmak, 2026 yılı itibarıyla özelleştirme kapsamına alınan devlete ait stratejik köprü ve otoyolların devredilmesi kararına karşı sert bir duruş sergiledi. Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada kamu yararı vurgusu yapan Uzunırmak, devletin kendi bütçe imkanlarıyla inşa ettiği ve uzun vadeli gelir üreten bu tesislerin özelleştirilmesini finansal açıdan büyük bir risk olarak değerlendirdi.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle özelleştirme programına dahil edilen ve aralarında İzmir-Aydın Otoyolu ile Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin de bulunduğu kritik altyapı projelerinin devredilmesine karşı çıkan tecrübeli siyasetçi, sürecin mali şeffaflıktan uzak olduğunu savundu. Uzunırmak, iktidarın denetlenebilirliği ve kamusal kaynakların korunması adına tüm sürecin kamuoyu tarafından yakından takip edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
- Dev Altyapı Varlıkları Kapsamda: Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile İzmir-Aydın otoyolunun da dahil olduğu stratejik yollar 2026 yılında özelleştirme programına dahil edildi.
- Sert Finansal Eleştiri: Ali Uzunırmak, özelleştirme hamlesini devletin 30 yıllık gelirlerinin uluslararası düzeyde ‘çek/senet kırdırılması’ olarak tanımladı.
- Şeffaflık ve Denetim Çağrısı: Satış oranları, alıcı firmalara tanınacak muafiyetler ve elde edilecek kaynağın nerede kullanılacağı konusunda kamuoyuna açıklama yapılması talep edildi.
Özelleştirme Kapsamına Alınan Stratejik Noktalar
Kararnameyle 2026 yılı özelleştirme kapsam ve programına dahil edilen kamu varlıklarının büyüklüğü, tartışmaların odağında yer alıyor. Karara göre, ülkenin en yoğun lojistik ve ulaşım ağlarını oluşturan Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Gaziantep-Şanlıurfa ve İzmir-Aydın otoyolları özelleştirme listesinde bulunuyor.
Söz konusu devir planı yalnızca otoyollarla sınırlı kalmıyor; İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan tarihi ve stratejik öneme sahip Boğaziçi ile Fatih Sultan Mehmet köprüleri de bağlantı yolları ve hizmet tesisleriyle birlikte bu kapsama dahil edilmiş durumda. Devletin kendi imkanlarıyla ürettiği bu yüksek gelirli işletmelerin devredilmesi, kamuoyunda iktisadi bağımsızlık ve uzun vadeli bütçe planlaması açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
’30 Yıllık Gelirlerin Kırdırılması’ Eleştirisi ve Mali Sorular
Aydın’ın tanınan isimlerinden Ali Uzunırmak, devletin öz kaynaklarıyla hayata geçirilen bu tesislerin uzun vadeli gelir akışından vazgeçilmesini sert sözlerle eleştirdi. Süreci iktisadi bir risk olarak yorumlayan Uzunırmak, ‘Ülkenin kendi bütçe imkanlarıyla yaptığı, gelir getiren işletmelerin 30 yıllık gelirlerinin uluslararası tefecilere çek/senet kırdırılmasıdır’ diyerek uygulamanın finansal boyutuna ilişkin ağır bir tespitte bulundu.
Özelleştirme sonrasında ortaya çıkacak olan mali tablonun şeffaf bir biçimde kamuoyuna açıklanması gerektiğinin altını çizen tecrübeli siyasetçi, karar vericilere yönelik somut sorular yöneltti. Satış işlemlerinin hangi değerleme oranları üzerinden gerçekleştirileceğini sorgulayan Uzunırmak, alıcı tarafa sağlanacak vergi ya da işletme muafiyetlerinin boyutunu ve kamudan çıkacak bu devasa kaynağın hangi bütçe kalemlerinde harcanacağını sordu.
Demokrasi, Denetim ve ‘Sorgulanmamış Hayat’ Vurgusu
Açıklamasında konuyu yalnızca ekonomik bir devir işlemi olarak görmeyen Uzunırmak, meselenin yönetimsel ve demokratik boyutuna da değindi. İktidarların sandık ve hukuk yoluyla denetlenemediği yönetim modellerinin gerçek manada bir demokrasi teşkil edemeyeceğini savunan siyasetçi, kamusal denetimin önemini vurguladı.
Sokrates’in ünlü felsefi öğretisine atıfta bulunarak ‘Sorgulanmamış hayat yaşanmış sayılmaz’ ifadesini kullanan Ali Uzunırmak, vatandaşların ve sivil toplumun köprü ile otoyolların özelleştirilmesi sürecini yakından izlemesi ve sorgulaması gerektiğini kaydetti. Bu çıkış, yerelde ve ulusal düzeyde kamu kaynaklarının yönetimine dair yeni bir tartışma dalgası başlattı.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Ali Uzunırmak’ın bu çıkışı, sadece yerel düzeyde değil, ulusal siyasette de yankı uyandıracak niteliktedir. Cumhuriyetin bütçe imkanlarıyla inşa edilen otoyol ve köprüler, devletin en düzenli nakit akışı sağlayan ve kamu yararını doğrudan gözeten can damarlarıdır. Bu yapıların 2026 yılında özelleştirme kapsamına alınması, kısa vadeli sıcak para ihtiyacının uzun vadeli kamusal gelirlerden feragat edilerek karşılanmaya çalışıldığını somut verilerle ortaya koymaktadır. Uzunırmak’ın milliyetçi-ülkücü tabanın önemli isimlerinden biri olarak bu eleştiriyi yükseltmesi, iktidarın ekonomi politikalarına yönelik sağ-muhafazakar kesimdeki rahatsızlığın da sahaya yansıması olarak okunabilir. Kamusal denetimin zayıfladığı süreçlerde, bu tür stratejik altyapı satışlarının uzun vadede bütçe açıklarını kapatmaktan ziyade, vatandaşın cebine ek yük getireceği endişesi, ekonomi çevrelerinde de masaya yatırılan en önemli risk senaryolarından biridir.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: 2026 yılı özelleştirme kapsamında hangi otoyol ve köprüler bulunuyor?
Kararname kapsamında Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Gaziantep-Şanlıurfa ve İzmir-Aydın otoyollarının yanı sıra Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile bunlara bağlı bağlantı yolları ve hizmet tesisleri yer almaktadır.
Soru: Ali Uzunırmak özelleştirme sürecine neden karşı çıkıyor?
Uzunırmak, devlet bütçesiyle yapılan ve sürekli gelir üreten stratejik işletmelerin 30 yıllık gelirlerinin devredilmesini, kamu yararına aykırı bulmakta ve bunu finansal açıdan ‘çek/senet kırdırma’ olarak nitelemektedir. Ayrıca satışın hangi şartlarda yapılacağı ve elde edilecek kaynağın nereye harcanacağı konusundaki belirsizlikleri sorgulamaktadır.
Kaynak / Ajans: Sesgazetesi
