Aydın siyasetinin ve ülkücü camianın tecrübeli isimlerinden Ali Uzunırmak, son kararnameyle Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri başta olmak üzere aralarında İzmir-Aydın güzergâhının da bulunduğu stratejik otoyolların 2026 yılı özelleştirme kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Uzunırmak, devlet bütçesiyle inşa edilen ve doğrudan kamuya düzenli gelir sağlayan stratejik altyapı tesislerinin devredilmesinin kamu yararıyla bağdaşmadığını kaydetti.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı kapsamlı değerlendirmede özelleştirme kararnamesinin getireceği mali yüklere ve uzun vadeli sonuçlara işaret eden Uzunırmak, söz konusu sürecin kamu maliyesi açısından ciddi riskler barındırdığını vurguladı. Satış işlemlerinin şeffaflık ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirten deneyimli siyasetçi, ortaya çıkacak mali tablonun kamuoyuna tüm ayrıntılarıyla açıklanması çağrısında bulundu.
- Kritik Gelişme: 2026 yılı özelleştirme programına Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin yanı sıra İzmir-Aydın otoyolu da dahil edildi.
- Resmi Veri / Açıklama: Ali Uzunırmak, düzenli gelir üreten kamu tesislerinin devredilmesini mali ve yapısal açıdan eleştirerek sürecin kamu yararı boyutunu sorguladı.
- Süreç / Sonraki Adım: Özelleştirme kapsamına alınan otoyol, köprü, bağlantı yolları ve hizmet tesislerinin geleceği ile ihale şartlarının kamuoyu tarafından izlenmesi gerektiği kaydedildi.
Özelleştirme Kapsamına Alınan Güzergâhlar ve Tesisler

Yayımlanan kararname doğrultusunda özelleştirme programına dahil edilen stratejik varlıklar arasında Türkiye’nin ana ulaşım arteri niteliğindeki çok sayıda güzergâh bulunuyor. Listede Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Gaziantep-Şanlıurfa ve Ege Bölgesi’nin kritik aksı olan İzmir-Aydın otoyolları yer alıyor.
Program kapsamında yalnızca otoyol gövdeleri değil; İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan Boğaziçi Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, bu güzergâhlara entegre bağlantı yolları ve hat üzerinde faaliyet gösteren tüm hizmet tesisleri de devir listesine dahil edildi. Devletin kendi öz kaynaklarıyla inşa ettiği bu devasa altyapı ağının mülkiyet ve işletme hakkı transferi, altyapı ekonomisi açısından geniş kapsamlı bir tartışmayı beraberinde getirdi.
‘Çek Senet Kırdırma’ Benzetmesi ve Şeffaflık Çağrısı
Alınan kararın ekonomik mantığını sorgulayan Ali Uzunırmak, kamu bütçesiyle tamamlanmış ve düzenli nakit akışı sağlayan tesislerin devredilme biçimini çarpıcı ifadelerle eleştirdi. Uzunırmak değerlendirmesinde, “Ülkenin kendi bütçe imkanlarıyla yaptığı, gelir getiren işletmelerin 30 yıllık gelirlerinin uluslararası tefecilere çek/senet kırdırılmasıdır” ifadelerini kullanarak işlemin uzun vadeli kamu zararı doğuracağını savundu.
Kararın ardından yanıtlanması gereken temel ekonomik sorular bulunduğunu ifade eden Uzunırmak; satış işlemlerinin hangi iskonto ve değerleme oranları üzerinden yapılacağını, ihaleyi alacak taraflara ne tür vergi ve işletme muafiyetleri tanınacağını ve elde edilecek kaynağın hangi bütçe kalemlerine aktarılacağını sordu. Kamusal varlıkların elden çıkarılmasında şeffaflık ilkesinin vazgeçilmez olduğunun altı çizildi.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Ali Uzunırmak’ın çıkışı, yalnızca bölgesel bir siyasi tepki olmanın ötesinde, Türkiye’de altyapı yatırımlarının finansman modellerine yönelik köklü bir eleştiriyi temsil ediyor. Kamunun doğrudan işlettiği ve hazineye düzenli döviz ile nakit girdisi sağlayan Boğaziçi Köprüsü ve İzmir-Aydın gibi oturmuş hatların özelleştirilmesi, kısa vadeli bütçe açığını kapatma hedefi taşırken uzun vadeli kamu gelirlerinden feragat edilmesi anlamına geliyor. Uzunırmak’ın işaret ettiği denetim ve şeffaflık vurgusu, önümüzdeki dönemde özelleştirme ihalelerinin şartnameleri ve imtiyaz süreleri üzerinden siyaset ile ekonomi çevrelerinde yoğun tartışmaların yaşanacağını gösteriyor.
Demokratik Denetim ve Hukuk Vurgusu
Açıklamasında ekonomik göstergelerin yanı sıra yönetim, şeffaflık ve denetim ilkelerine de geniş yer ayıran Uzunırmak, iktidarların sandık ve bağımsız yargı yoluyla denetlenemediği yönetim modellerinin gerçek anlamda demokrasi sayılamayacağını kaydetti. Kamu kaynaklarının kullanımında hesap verebilirliğin anayasal bir zorunluluk olduğunu hatırlattı.
Değerlendirmesini felsefi bir yaklaşımla noktalayan Uzunırmak, “Sorgulanmamış hayat yaşanmış sayılmaz” sözlerine atıfta bulunarak, köprü ve otoyolların özelleştirilmesi sürecinde tüm vatandaşların ve sivil toplumun gelişmeleri yakından izlemesi gerektiğini ifade etti.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Hangi köprü ve otoyollar özelleştirme kapsamına alındı?
Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Gaziantep-Şanlıurfa ve İzmir-Aydın otoyolları ve bunlara bağlı tesisler kapsama dahil edildi.
Soru: Ali Uzunırmak karara neden karşı çıkıyor?
Uzunırmak, devlet bütçesiyle yapılan ve düzenli gelir getiren tesislerin uzun vadeli gelirlerinden vazgeçilmesini kamu yararına aykırı bularak sürecin mali şeffaflıktan uzak olduğunu savunuyor.
Kaynak / Ajans: Sesgazetesi
