Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na ilişkin iş dünyasından önemli bir değerlendirme geldi. Başkan Ülken, 28 Ağustos 2026 tarihi itibariyle yaptığı açıklamada, yıl sonuna yaklaşılmasıyla birlikte raporun çok daha realist bir çerçeve sunduğunu ve piyasa beklentileriyle büyük ölçüde örtüştüğünü vurguladı. Enflasyon tahmininin yüzde 28 seviyesine revize edilmesini değerlendiren Ülken, gıda ve enerji alanındaki küresel ve yerel risklerin Merkez Bankası’nın hareket alanını daraltmaya devam ettiğine dikkat çekti.
Ekonomideki parasal sıkılaşma adımlarının reel sektör üzerindeki baskıyı artırdığını ifade eden Başkan Ülken, özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) finansmana erişim noktasında ciddi engellerle karşılaştığını belirtti. Piyasadaki likidite sıkışıklığının üyeler tarafından her geçen gün daha yüksek sesle dile getirildiğini aktaran Ülken, acil önlemler alınmadığı takdirde üretim ve istihdam süreçlerinin sekteye uğrayabileceği uyarısında bulundu.
- Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28’e revize etmesi realist bir adım olarak nitelendirildi.
- KOBİ’lerin üzerindeki yüzde 2’lik kredi kısıtının gevşetilmesi ve gecelik borçlanmanın yüzde 37’ye çekilmesi istendi.
- Yüksek faiz ortamının nakit akış döngüsünü bozduğu ve şirketlerin iflas riskini artırdığı vurgulandı.
KOBİ Kredilerindeki Yüzde 2 Sınırı Esnetilmeli
İş dünyasının öncelikli gündem maddelerinin faiz oranları ve kredi kısıtlamaları olduğunu belirten Başkan Ülken, KOBİ’ler için uygulanan yüzde 2’lik kredi büyüme sınırının ivedilikle gevşetilmesi gerektiğini savundu. Gecelik borçlanma faizlerinin yüzde 37 seviyesine çekilmesi ile bu kısıtların esnetilmesinin eş zamanlı olarak yürütülmesi gerektiğini ifade eden Ülken, piyasadaki nakit sıkışıklığının kritik bir boyuta ulaştığını söyledi.
Finansmana erişimde yaşanan zorlukların sadece faiz oranlarının yüksekliğiyle açıklanamayacağını, idari kısıtlamaların gölgesinde çok daha büyük sıkıntılar yaşandığını kaydeden Ülken, ‘Gün be gün üyelerimizden bu yöndeki şikayetleri alıyoruz. Finansmana erişimin, faiz oranından bağımsız, o kısıtın gölgesinde çok sıkıntı yaşattığı dönemi görüyoruz’ dedi.
Üretim Kapasitesi ve Arz Güvenliği Korunmalı
Yüksek enflasyonla mücadele sürecine iş dünyası olarak tam destek verdiklerini ve bu mücadeleden kesinlikle vazgeçilmemesi gerektiğini belirten Ülken, yüksek enflasyonun en büyük zararını yine reel sektörün çektiğini dile getirdi. Ancak uygulanan parasal sıkılaşma politikasının reel sektörün dayanma gücünü son sınırına kadar zorladığına işaret eden Ülken, bu süreçte daha seçici (selektif) adımların atılması gerektiğinin altını çizdi.
Özellikle KOBİ kredileri ile kur kaynaklı yüksek maliyet baskısıyla mücadele eden ihracatçıların öncelikli olarak desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Ülken, talep enflasyonunun kontrol altına alındığını fakat asıl tehlikenin arz tarafında olduğunu belirtti. Ülken, konuya ilişkin şu kritik uyarıyı yaptı: ‘Talebi istediğiniz anda yeniden açabilirsiniz ancak arz tarafında yaşanacak olası bir kırılmanın ve üretim kapasitesi kayıplarının telafisi çok uzun zaman alır ve son derece maliyetli olur. Bu nedenle üretim kapasitemizi ne pahasına olursa olsun korumalıyız.’
Nakit Akış Döngüsü Şirketlerin Can Damarıdır
Yüksek faiz ortamının piyasa dinamiklerini iki yönlü olarak olumsuz etkilediğini belirten Ülken, elinde nakit gücü bulunan aktörlerin paralarını üretim yerine mevduat ve fonlarda değerlendirmeyi tercih ettiğini ifade etti. Diğer taraftan, yatırımlarını sürdürmek veya işletme sermayesini karşılamak için finansmana ihtiyaç duyan reel sektör temsilcilerinin ise krediye ulaşamadığını söyledi. Bu durumun şirketlerin ödeme ve nakit akış zincirini bozduğunu aktardı.
Bir şirketin dönemsel olarak zarar etmesinin onu doğrudan batırmayacağını, ancak nakit akış döngüsünün kesintiye uğramasının işletmeleri telafi edilemez bir finansal darboğaza sürükleyeceğini vurgulayan Ülken, ‘Nakit akım döngüsünü kırmamamız gerekiyor. KOBİ kısıtları kaldırılmalı, gecelik borçlanma yüzde 37’ye çekilmeli ve kredi faizleri makul seviyelere indirilmeli’ diyerek çözüm yollarını sıraladı. İhracatçıların küresel pazarlardaki paylarını kaybetmemek adına her türlü zorluğa göğüs gerdiğini de sözlerine ekleyen Ülken, iş dünyasının ayakta kalmak için büyük bir özveriyle mücadele ettiğini belirtti.
Merak Edilen Sorular ve Cevaplar
Soru: Başkan Ülken’e göre Merkez Bankası’nın elini zayıflatan temel faktörler nelerdir?
Cevap: Başkan Ülken, Merkez Bankası’nın yılın 3. Enflasyon Raporu’ndaki tahminlerini gerçekçi bulmakla birlikte, gıda ve enerji sektörlerinde devam eden küresel ve yerel risklerin Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki elini zayıflatmaya devam ettiğini belirtmektedir.
Soru: Reel sektörün ayakta kalabilmesi için önerilen acil finansal önlemler nelerdir?
Cevap: KOBİ kredilerindeki yüzde 2’lik büyüme kısıtının ivedilikle gevşetilmesi, gecelik borçlanma oranının yüzde 37 seviyesine çekilmesi, kredi faizlerinin düşürülmesi ve özellikle ihracatçılar ile KOBİ’lere yönelik selektif (seçici) kredi mekanizmalarının işletilmesi önerilmektedir.
Soru: Talep ve arz enflasyonu arasındaki fark neden bu kadar önemli görülüyor?
Cevap: Talep kaynaklı enflasyonist baskılar sıkı para politikasıyla hızlıca kontrol altına alınabilir ve gerektiğinde talep tekrar canlandırılabilir. Ancak üretim ve arz tarafında yaşanacak kapasite kayıplarının ve yapısal sorunların çözümü çok daha uzun sürer ve yüksek maliyetler gerektirir.
Kaynak / Ajans: Aydinkulis
