Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Suriye’yi uzun yıllardır yer aldığı ‘Teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkararak Şam ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerinde tarihi bir karara imza attı. ABD Dışişleri Bakanlığı, aynı zamanda iki yıl önce Beşar Esad yönetimini deviren ve geçiş sürecine liderlik eden Heyet Tahrir eş-Şam’ı (HTŞ) da ‘Küresel terörist örgüt’ statüsünden çıkardığını ilan etti. ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz tarihinde Kongre’ye ilettiği talebin ardından başlayan 45 günlük resmi inceleme süresi tamamlandı ve karar 24 Ağustos tarihi itibarıyla ABD Hazine Bakanlığı tarafından resmen duyuruldu.
Kararın açıklanmasının ardından Washington ve Şam hatlarında üst düzey yetkililerden peş peşe açıklamalar geldi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, alınan bu tarihi kararın Suriye’de siyasi ve ekonomik istikrarı tesis edeceğini belirterek yeni yatırımların önünün açılacağını vurguladı. Yaptırımların ve terör listesi kısıtlamalarının kalkması, yaklaşık yarım asırdır küresel finans sisteminden izole edilen ülkenin yeniden uluslararası piyasalara entegre olması açısından en kritik viraj olarak değerlendiriliyor.
- Suriye, 1979 yılından bu yana ilk kez ABD’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarıldı.
- Geçiş dönemi yönetimi lideri Ahmed Şara ve HTŞ, küresel terör örgütü listesinden çıkarılarak resmi muhatap statüsü kazandı.
- Karar, 45 günlük Kongre inceleme sürecinin tamamlanmasıyla 24 Ağustos’ta ABD Hazine Bakanlığı tarafından duyuruldu.
- Listenin güncellenmesiyle birlikte ABD’nin terör listesinde yalnızca İran, Küba ve Kuzey Kore kaldı.
Diplomatik Sürecin Perde Arkası ve Ankara Teması

Washington yönetiminin Suriye politikasındaki bu radikal değişim adım adım inşa edildi. ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’yi terör listesinden çıkarma niyetini ilk olarak geçtiğimiz Temmuz ayında NATO Zirvesi vesilesiyle gittiği Ankara’da duyurmuştu. Ankara’daki temasları kapsamında Suriye Geçiş Yönetimi Başkanı Ahmed Şara ile bir araya gelen Trump, 8 Temmuz’da Kongre’ye bu kararı içeren resmi mektubunu iletti.
Süreçte kilit rol oynayan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Kongre’ye yaptığı bilgilendirmelerde kararın gerekçelerini aktardı. Rubio, Washington’ın Şam yönetimiyle kurduğu temaslarda güvenlik garantileri aldığını ifade ederek, ‘Şara’dan, Suriye’nin gelecekte uluslararası terör eylemlerini desteklemeyeceğine dair resmi güvenceler aldık’ dedi. Geçen yılın sonlarında ABD Kongresi’nin Suriye’ye yönelik yaptırımları kalıcı olarak kaldırma yönünde aldığı karar da bugünkü adımların hukuki zeminini hazırlayan en önemli faktörlerden biri oldu.
Şam Yönetiminden Ilk Açıklama: ‘Kara Bir Lekeyi Atıyoruz’
ABD’nin kararı Şam cephesinde büyük bir memnuniyetle karşılandı. Suriye Geçiş Yönetimi Devlet Başkanı Ahmed Şara, karar sonrası yaptığı açıklamada ABD Başkanı Donald Trump’a teşekkürlerini iletti. Şara, ülkesinin tarihi bir eşikte olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: ‘Suriye bugün üzerinden kara bir lekeyi atıyor, acı geçmişinin bir sayfasını kendi handsıyla yırtıp atıyor ve kalkınma, imar ve inşa alanına doğru yelken açıyor.’
Geçiş döneminin Dışişleri Bakanı Esad Şeybani de Washington’ın adımını ‘tarihi bir dönüm noktası’ olarak nitelendirdi. Şeybani, alınan kararın yeni Suriye yönetiminin uluslararası barış, istikrar ve küresel güvenliğe olan sarsılmaz bağlılığını açıkça yansıttığını dile getirdi. Diplomatik kaynaklar, Şam’ın uluslararası kamuoyu ile yakaladığı bu ivmenin bölgedeki meşruiyetini pekiştireceğine dikkat çekiyor.
1979’dan Günümüze Yaptırımların Geçmişi ve Küresel Dengeler
Suriye, 1979 yılından bu yana tam 47 yıldır ABD’nin ‘Teröre destek veren ülkeler’ listesinde yer alıyordu. Dönemin Washington yönetimi, baba Hafız Esad iktidarını militan gruplara destek vermekle suçlayarak ülkeyi ağır ekonomik ve finansal yaptırımlar altına sokmuştu. On yıllar boyunca uygulanan bu yaptırımlar, Suriye’nin uluslararası bankacılık sistemine, doğrudan yabancı yatırımlara ve ABD finans ağlarına erişimini tamamen engellemişti.
Kararın bir diğer dikkat çekici boyutu ise Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve lideri Ahmed Şara’nın hukuki statüsündeki değişim oldu. Geçmişte el-Nusra Cephesi adıyla El Kaide’nin Suriye yapılanması olarak faaliyet gösteren grup, 2016 yılında cihatçı küresel örgütle tüm bağlarını kopardığını ilan etmişti. Son iki yılda Beşar Esad rejiminin devrilmesinde ana aktör olan ve geçiş hükümetini kuran yapı, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın kararıyla ‘Küresel terörist örgüt’ listesinden tamamen çıkarılmış oldu. Son güncellemeyle birlikte ABD’nin teröre destek veren ülkeler listesinde dünya genelinde sadece İran, Küba ve Kuzey Kore kaldı.
Ekonomik Toparlanma ve Yatırım İklimine Etkileri
Kararın siyasi boyutunun yanı sıra en somut etkilerinin Suriye ekonomisi üzerinde görülmesi bekleniyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu adımla birlikte ‘Suriye’de refaha giden yolun açıldığını’ belirterek, kararın özel sektör yatırımlarının önündeki son büyük hukuki ve finansal engelleri kaldırdığını kaydetti. Rubio, adımın Suriye’nin ekonomik olarak toparlanması ve küresel finansal sistemle entegrasyonu için şart olduğunu vurguladı.
Uluslararası finans kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin, yaptırımların kalkmasıyla birlikte ülkedeki altyapı, enerji, inşaat ve tarım sektörlerine yönelik yatırımları hızlandırması öngörülüyor. Savaşın ve izolasyonun izlerini silmeye çalışan Suriye için küresel sermayeye erişim imkanının doğması, ülkenin yeniden imar sürecinde en kritik yakıt işlevini görecek.
Merak Edilen Sorular ve Cevaplar
Soru: ABD, Suriye’yi terör listesinden çıkarma kararını ne zaman resmileştirdi?
Cevap: ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz’da Kongre’ye bildirdiği karar, 45 günlük yasal inceleme süresinin dolmasının ardından 24 Ağustos tarihinde ABD Hazine Bakanlığı tarafından resmi olarak duyuruldu.
Soru: Şu an ABD’nin teröre destek veren ülkeler listesinde hangi ülkeler bulunuyor?
Cevap: Suriye’nin çıkarılmasıyla birlikte ABD’nin ‘Teröre destek veren ülkeler’ listesinde yalnızca İran, Küba ve Kuzey Kore kalmıştır.
Soru: Kararın Suriye ekonomisine ve yatırımlara doğrudan etkisi ne olacak?
Cevap: Karar, Suriye’nin uluslararası finans sistemine erişimini açarak yabancı yatırımların önündeki engelleri kaldırmaktadır. Bu adımın özel sektör yatırımlarını artırması ve ülkenin ekonomik toparlanmasını hızlandırması beklenmektedir.
Kaynak / Ajans: Bbc

