Çine ve Yenipazar ilçelerinin sınırları içinde yer alan Madran Dağı’nda planlanan feldspat‑kuvars maden ocağı, 24 Temmuz 2025’te ÇED incelemesine girmişti. Ancak Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Aydın Su ve Kanalizasyon İşleri (ASKİ) Müdürlüğü tarafından verilen olumsuz raporlar, projenin çevresel ve sosyal risklerini ortaya koydu. 11 Kasım 2026’da gerçekleştirilecek halk toplantısı öncesinde, arkeolog Selahattin Aydın, köylülerin toz bulutunun içinde nasıl yaşayacaklarını sorarak tepkisini yineledi.
Projenin tekrar ÇED’e başvurusu, bölgedeki doğal su kaynaklarına, turizm potansiyeline ve ekolojik dengesine zarar vereceği gerekçesiyle eleştirildi. Aydın, “Köylerden biri 112, diğeri 200 metre mesafede. Ne yapacaklar köyü mü taşıyacaklar? Madenden çıkan tozların etki alanı kilometrelerce kare. Biz ise 200 metre gibi bir mesafeden bahsediyoruz.” diyerek, mevcut raporda değişiklik yapılmadığını vurguladı.
- Kritik Gelişme: Maden ocağı projesi ÇED sürecine yeniden sokulmuş.
- Resmi Veri / Açıklama: Aydın Belediyesi ve ASKİ, yol tahribatı, tozlanma ve su kaynaklarına zarar gibi nedenlerle olumsuz rapor verdi.
- Süreç / Sonraki Adım: 11 Kasım 2026’da halk toplantısı yapılacak.
Projenin ÇED Süreci ve Olası Çevresel Etkiler
Akmin Endüstri Mineralleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan maden, Çine Topçam Mahallesi, Yenipazar Paşaköy ve Karacaören Mahalleleri’ni kapsıyor. ÇED raporunda, ağır tonajlı araçların geçeceği yolun tahrip olacağı, 112 ve 200 metre yakınında köylerin bulunması, tozlanmanın çevre ve sağlık sorunlarına yol açacağı, turizm potansiyeli olan bölgenin zarar göreceği ve yeraltı su kaynaklarına zarar vereceği belirtilmişti. Firma, aynı tesisi açabilmek için tekrar ÇED’e başvurdu.
ÇED sürecinde, Aydın Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ’nin olumsuz raporu, bölgedeki su varlıklarını koruma amacıyla verilen görüşleri içeriyordu. Aydın, bu raporun “hidrojeolojik etüt raporunun eksik” olduğunu iddia ederek, su kaynaklarının korunması konusunda belirsizlikleri vurguladı.
Yerel Halkın Tepkisi ve Arkeolojik Endişeler
Arkeolog Selahattin Aydın, madenin bölgedeki zeytin ağaçlarını, fıstık çamlarını ve ekolojik dengeyi keseceğini öne sürdü. “Bölgede agro‑ekonomik dediğimiz canlı çeşitliliğiyle de alakalı bir rapor yok. Zeytin ağaçlarını, fıstık çamlarını kesecekler.” diyerek, doğal güzelliklerin turizm açısından değerli olduğunu belirtti. Aydın, aynı zamanda Madran Dağı’nın Latmos Beşparmak Dağları ile benzerliğine dikkat çekerek, maden işletmesinin henüz keşfedilmemiş kaya resimlerini ve mezarları tahrip edebileceğini uyardı. “Dinamiti vurduklarında tümülüs paramparça olur. Eğer keşfedemediğimiz bir kaya resmi ya da mezar varsa bu hafızayı komple silmek demek.” ifadelerini kullandı.
İşçi sağlığına dair endişeleri de dile getiren Aydın, maden işlenirken çıkacak gaz ve tozların silikozise yol açabileceğini belirtti. “Feldespat ve kuvars madenleri sadece doğayı, suyu, havayı, köylüyü değil emeği de tahrip ediyor. İşçilerin ciğerlerini ciğerlerini öğütüyor.” diyerek, işçi sağlığına yönelik önlemlerin maliyet kalemi olarak görülmesinin, doğayı koruma çabalarını zayıflatacağını savundu.
Yasal Çerçeve ve İleri Adımlar
ÇED raporu olumsuz sonuçlanmasına rağmen, firma değişiklik yapılmadan tekrar başvuru yapma hakkını kullandı. Aydın, “Ne yazık ki 2000’lerin başından bu yana madencilikle alakalı pek çok kanun değiştirildi. Tamamen madencinin lehine mevzuatlar ortaya serildi. Madenciler o kadar rahat ki, daha önce iptal kararı verilebilen maddelerle tekrardan ÇED başvurusunda bulunabiliyor.” diyerek, Ankara’dan “çantacılık usulüyle” ilerlediğini belirtti.
ÇED sürecinin 11 Kasım 2026’da halk toplantısıyla devam edeceği duyurulmuş. Toplantıda vatandaşların görüşleri alınacak ve projenin çevresel etkileri yeniden değerlendirilecek.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Projenin yeniden ÇED sürecine sokulması, yerel halk ve arkeoloji camiasının uzun süredir beklediği bir adım olarak görülüyor. Aydın’ın öne sürdüğü toz bulutu, su kaynağı ve ekolojik zararlar, ÇED raporunun eksik kaldığı yönlerini ortaya koyuyor. Yasal çerçevede madencilik sektörüne yönelik düzenlemelerin, doğa koruma ve halk sağlığı açısından yetersiz kalması, bu tür projelerin toplumsal tepkilere yol açmasına sebep oluyor. 11 Kasım 2026’da yapılacak toplantının, yerel halkın endişelerini doğrudan yansıtarak, projenin devam edip etmeyeceğini belirlemesi bekleniyor. Ayrıca, arkeolojik değerlerin korunması için ek raporların hazırlanması, bölgenin kültürel mirasını korumak adına kritik bir adım olacak.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Proje ÇED sürecinde hangi çevresel riskler vurgulandı?
ÇED raporunda, ağır tonajlı araçların yol tahribatı, 112-200 metre mesafedeki köylere tozlanma etkisi, su kaynaklarına zarar ve turizm potansiyelinin azalması gibi riskler belirtilmiştir.
Soru: 11 Kasım 2026 toplantısında ne tür kararlar alınacak?
Toplantıda vatandaşların görüşleri alınacak, ÇED raporu yeniden değerlendirilecek ve projenin devam edip etmeyeceği konusunda karar verilecektir.
Kaynak / Ajans: Aydinkulis