Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Yamaç Mahallesi ile Kuşadası’nın Kirazlı Mahallesi sınırındaki ekolojik hat üzerinde planlanan kalker ocağı projesi için süreç yeni bir hukuki ve teknik boyuta taşındı. Yargı kararıyla iptal edilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun ardından yüklenici firma Batıçim Çimento Sanayi A.Ş., proje ölçeğini ve çevresel etki alanını belirgin şekilde küçülterek hazırladığı revize ÇED dosyasını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sundu.
Bakanlık bünyesindeki İnceleme Değerlendirme Komisyonu’nun (İDK) revize projeyi detaylıca ele alacağı kritik toplantı tarihinin 24 Aralık 2026 olarak belirlendiği kayda geçti. Bölge halkının ve sivil toplum kuruluşlarının açtığı dava neticesinde Aydın 2. İdare Mahkemesi tarafından iptal edilen ilk projenin aksine, yenilenen dosyada üretim kapasitesi, saha genişliği ve çalışma koşullarında radikal kısıtlamalara gidildiği somut verilerle belgelendi.
- Kritik Gelişme: Aydın 2. İdare Mahkemesi’nin iptal ettiği kalker ocağı projesi, ruhsat alanları ve üretim kapasitesi düşürülerek yenilendi. İDK toplantısı 24 Aralık 2026’da yapılacak.
- Resmi Veri / Açıklama: Proje alanı 258,12 hektardan 68,62 hektara, yıllık üretim hedefi ise 9,5 milyon tondan 2 milyon tona çekildi.
- Süreç / Sonraki Adım: Kırma-eleme tesisi ve stok sahaları projeden çıkarılırken, Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü projeye Zeytincilik Kanunu kapsamında olumlu görüş bildirdi.
Yargı Kararının Ardından Masaya Gelen Revizyon Şartları

Söke ile Kuşadası arasındaki stratejik orman arazilerinde hayata geçirilmek istenen kalker ocağı girişimi, 2017 yılında verilen onay kararıyla başlamıştı. Ancak bölgedeki doğa koruma dernekleri, çevre platformları ve mahalle sakinlerinin kararlı hukuki mücadelesi sonucunda konu yargıya taşındı. Dosyayı inceleyen Aydın 2. İdare Mahkemesi, 2022/1555 esas ve 2023/343 karar sayılı ilamı ile projeye ilişkin verilen ‘ÇED Olumlu’ kararını hukuka aykırı bularak iptal etmişti.
Mahkemenin iptal gerekçelerini, uzman bilirkişi heyetinin raporlarındaki uyarıları ve çevre risklerini dikkate alan Batıçim Çimento Sanayi A.Ş., projeyi baştan sona revize etme yoluna gitti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sunulan yeni başvuru, ÇED Yönetmeliği’nin 11. maddesi kapsamında resmi inceleme ve değerlendirme sürecine tabi tutuldu. Bu doğrultuda, mevzuat gereği kurum görüşlerinin tamamlanmasının ardından kararın bağlanacağı İDK toplantısının 24 Aralık 2026 gününe takvim hissettirildiği ifade edildi.
Saha Koşulları ve Üretim Şeklinde Radikal Değişiklikler
Kamuoyuna yansıyan yeni ÇED raporu, önceki planlama ile kıyaslandığında faaliyet ölçeğinde ciddi kısıtlamaların getirildiğini gösteriyor. İlk projede beş ayrı ruhsat sahası üzerinden yürütülmesi öngörülen madencilik faaliyeti, iki ruhsat sahasına düşürüldü. Alan bazındaki en belirgin daralma ise Orman Genel Müdürlüğü’nün sahadaki incelemeleri sonrasında gerçekleşti. İncelemeler neticesinde üç kapalı orman alanı proje sınırları dışına çıkarıldı; böylece başlangıçta 258,12 hektar olan toplam proje alanı 68,62 hektarlık bir hacme geriletildi.
Üretim rakamlarındaki gerileme de rapordaki somut verilerle ortaya kondu. İptal edilen projede yıllık 9 milyon 520 bin 800 ton olarak planlanan devasa kalker üretimi, revize rapor doğrultusunda yıllık 2 milyon ton seviyesine çekildi. Ayrıca geçmişte bölge sakinlerinin gürültü ve toz emisyonu gerekçesiyle tepki gösterdiği kırma-eleme tesisleri, pasa depoları ve ürün stok sahaları yeni projeden tamamen çıkarıldı.
Saha içi çalışma şartlarında da düzenlemeye gidildi. Günlük çalışma süresi 3 vardiya esasına dayalı 18 saatten, 2 vardiya esasına dayalı 12 saate indirildi. Ocaktaki topoğrafik yapıyı korumak amacıyla basamak sayısının en fazla 16 ile sınırlandırıldığı raporda altı çizilen diğer detaylar arasında yer aldı.
Lojistik Yönetim ve Çevresel Etki Analizleri
Yeni planlamaya göre, ocak sahasından çıkarılan kalker maddesi sahada herhangi bir kırma, eleme veya depolama işlemine tabi tutulmayacak. Raporda yer alan teknik detaylara göre, alandan çıkarılan hammadde işlenmeden, yaklaşık 4,8 kilometre mesafede bulunan ana fabrikaya doğrudan nakledilecek. Çıkarılan malzemenin piyasada dış satışa sunulmayacağı, yalnızca şirketin kendi üretim tesisinde hammadde olarak kullanılacağı taahhüt edildi.
Şantiye alanında kurulması planlanan altyapı da minimum seviyeye indirildi. Sahada sadece bir adet prefabrik konteyner ile kantardan ibaret kantardan oluşan ünite kurulacağı, personelin barınma, idari ve sosyal ihtiyaçlarının tümüyle ana fabrikanın mevcut imkanlarıyla karşılanacağı raporda detaylandırıldı.
Tarım ve çevre etki değerlendirmeleri kapsamında hazırlanan bilimsel raporlarda, sınırlı madencilik faaliyetinin bölgedeki zeytinliklerin vejetatif ve generatif gelişimine kümülatif bir zarar vermeyeceği ileri sürüldü. Dosyadaki en dikkat çekici resmi belgelerden biri ise Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden alınan görüş oldu. İlgili müdürlük, yenilenen projenin Zeytincilik Kanunu hükümlerine aykırılık teşkil etmediğine dair olumlu resmi görüş bildirdi.
Projenin kronolojisine bakıldığında, 25 Ocak 2025 tarihinde Bakanlığa teslim edilen revize dosya için ilk İDK toplantısı 19 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirilmişti. Gelinen aşamada 24 Aralık 2026’da düzenlenecek nihai toplantı öncesinde, yargı kanalıyla durdurulan ve boyutları küçültülen bu madencilik adımının nasıl bir onay sürecinden geçeceği yerel halk ve çevre platformları tarafından yakından izleniyor.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Söke ve Kuşadası hattında yıllardır süregelen çevre mücadelesi, endüstriyel hammadde talepleri ile ekolojik dengelerin korunması arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Yargının daha önce verdiği iptal kararı sonrasında sanayi grubunun saha alanını %73 oranında daraltması, üretim hedefini dörtte bire indirmesi ve çevresel yükü artıran kırma-eleme ünitelerini sahadan tamamen çıkarması; kamu denetiminin ve hukuki mücadelenin sanayi projeleri üzerindeki dönüştürücü gücünü kanıtlamaktadır. Bununla birlikte, Ege Bölgesi’nin en hassas tarımsal değeri olan zeytinliklerin ve kapalı orman dokusunun korunması noktasında yerel kamuoyunun çekinceleri tamamen ortadan kalkmış değildir. 24 Aralık 2026 tarihindeki İDK toplantısından çıkacak karar, hem bölgedeki sanayi yatırımlarının geleceği hem de Aydın’ın doğa koruma standartları açısından belirleyici bir emsal teşkil edecektir.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Mahkemenin iptal ettiği ilk proje ile yeni proje arasındaki en temel farklar nelerdir?
İlk projede 258,12 hektarlık alanda yıllık 9,5 milyon tondan fazla üretim ve tesiste kırma-eleme işlemi planlanırken; revize projede alan 68,62 hektara, yıllık üretim ise 2 milyon tona düşürülmüştür. Kırma-eleme tesisi ve stok sahaları projeden çıkarılmış, çalışma süresi 18 saatten 12 saate indirilmiştir.
Soru: Proje alanındaki zeytinliklerin durumu yasal açıdan nasıl değerlendirildi?
Hazırlanan bilimsel raporda faaliyetin zeytinlik gelişimine kümülatif zarar vermeyeceği savunulmuş, Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de projenin Zeytincilik Kanunu’na aykırı olmadığı yönünde olumlu görüş bildirmiştir.
Soru: Söke-Kuşadası projesinde karar süreci ne zaman netleşecek?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK), revize edilmiş ÇED raporunu karara bağlamak üzere 24 Aralık 2026 tarihinde toplanacaktır.
Kaynak / Ajans: Sesgazetesi