Kayseri sınırları içerisinde yer alan ve Anadolu’nun en köklü arkeolojik merkezlerinden biri kabul edilen Kültepe-Kaniş’te sürdürülen kazı çalışmalarında, 78 yıllık araştırma geçmişinde bir ilke imza atıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara Üniversitesi ve Güney Kore Ulusal Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü ortaklığıyla yürütülen bilimsel kazılarda, yerleşimin Helenistik Dönemine ait mozaik döşemeli bir yapı kalıntısı ile üst üste konumlanan dört ayrı kültür tabakası tespit edilerek tarih dünyasına kazandırıldı.
Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki uzman heyetin Warşama Sarayı’nın doğusunda gerçekleştirdiği ikinci sezon çalışmalarında ulaşılan bulgular, MÖ 323 ile MÖ 30 yılları arasına tarihlenen Helenistik safhanın mimari ve sosyal dokusuna ışık tutuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından yapılan resmi bilgilendirmede, Doğu ile Batı kültürlerinin sentez alanı olan bu keşfin, Türkiye ile Güney Kore arasındaki uluslararası akademik iş birliğinin kıymetli bir sonucu olduğu altı çizilerek kayda geçti.
- Kritik Gelişme: Kültepe’de 78 yıllık kazı tarihinin ilk mozaik döşemeli Helenistik yapısı ve 4 ayrı kültür tabakası ortaya çıkarıldı.
- Resmi Veri / Açıklama: MÖ 323–30 yıllarına tarihlenen mozaiğin doğu-batı ekseninde 163 cm, kuzey-güney ekseninde 165 cm ölçülerinde korunduğu belgelerle ortaya kondu.
- Süreç / Sonraki Adım: Türkiye-Güney Kore ortaklığıyla yürütülen çalışmalarda, Helenistik tabakaların ardından Kaniş Krallığı ve Hitit katmanlarına inilmesi hedefleniyor.
Helenistik Katmanlar ve Mimari Detayların Çözümlemesi
Anadolu arkeolojisinde daha önce ağırlıklı olarak Tunç Çağı yerleşimleriyle öne çıkan Kültepe-Kaniş ören yerindeki araştırmalar, yürütülen uluslararası projeyle yeni bir boyut kazandı. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Ankara Üniversitesi ve Güney Kore Kültür Mirası İdaresine bağlı Ulusal Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü arasında imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde, 2025 yılında Warşama Sarayı’nın doğusunda ortak kazı mesaisine başlanmıştı. Çalışmaların ikinci sezonunda elde edilen veriler, sahada üst üste sıralanan dört farklı Helenistik kültür katmanının varlığını somutlaştırdı.
Sahadaki teknik incelemelerde, MÖ 323–30 yıllarını kapsayan döneme tarihlendirilen mimari yapının mozaik döşemesine ulaşıldı. Yapılan hassas ölçümlerde günümüze ulaşmayı başaran mozaik alanın doğu-batı ekseninde 163 santimetre, kuzey-güney ekseninde ise 165 santimetre ebadında olduğu saptandı. Kazı ekibi, açma çevresinde döşemeye ait ek parçaların mevcudiyetini tespit ederek, mozaiğin özgün döneminde çok daha geniş bir mimari alanı kapladığını belgeledi.
Saha çalışmalarında ayrıca antik dönem ustalarının uygulama teknikleri de detaylıca analiz edildi. Elde edilen bulgular doğrultusunda, döşemenin yapılacağı zeminin öncelikle titizlikle tesviye edildiği, ardından kırma taş ve ince topraktan oluşan sağlam bir temel tabakası hazırlandığı saptandı. Bu temelin üzerine küçük dere çakıllarının serildiği; yapım aşamasında seramik parçaları, kireç ve özel bağlayıcı harç malzemelerinin kullanıldığı belirlendi. Ortaya konan bu veriler, Kültepe’deki Helenistik Dönem yapı stili ve zemin kaplama yöntemlerinin akademik literatürde yeniden değerlendirilmesine olanak tanıyor.
Anadolu Tarihindeki Kilit Konum: Kaniş Krallığı’ndan Hititler’e
MÖ 3. binyıldan Roma Dönemi’ne kadar kesintisiz bir yerleşim dokusuna sahip olan Kültepe-Kaniş, Anadolu’nun siyasi, ticari ve kültürel haritasında stratejik bir role sahip bulunuyor. Hitit İmparatorluğu’nun tarih sahnesine çıkışından önce Kaniş (Neşa) Krallığı’na başkentlik yapan merkez, Hitit medeniyetinin doğup şekillendiği ana odaklardan biri olarak kabul görüyor.
Yerleşimin makro idari yapısında, Yukarı Şehir bölümünde kraliyet sarayları ile anıtsal tapınaklar yer alırken, Aşağı Şehir olarak adlandırılan alanda ise uluslararası ticaretin kalbi sayılan karum yerleşimi bulunuyor. Eski Asurlu ve Anadolulu tüccarların iktisadi faaliyetlerini belgeleyen yaklaşık 23 bin 500 çivi yazılı kil tablet, bölgenin tarihsel değerini taçlandırarak UNESCO Dünya Belleği Kütüğü’nde yer almasını sağladı.
2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen bu devasa antik yerleşimin, 78 yıldır aralıksız sürdürülen kazılara rağmen bugüne kadar yalnızca yaklaşık yüzde 5’lik bölümünün gün yüzüne çıkarılabildiği biliniyor. Dolayısıyla tespit edilen her yeni katman, Anadolu’nun kronolojik hafızasındaki eksik halkaları tamamlamada kritik önem taşıyor.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Arkeoloji dünyasında Kültepe denildiğinde akla ilk olarak Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri Dönemi ve meşhur çivi yazılı kil tabletler gelir. Yıllardır yürütülen araştırmaların neredeyse tamamı bu erken dönemlere odaklanmıştı. Oysa bu son keşif, Kültepe’nin yalnızca Eski Tunç Çağı ya da Hitit öncesi krallıklar dönemiyle sınırlı kalmadığını; MÖ 323 sonrasındaki Helenistik Dönem’de de kentsel canlılığını ve mimari estetiğini sürdürdüğünü somut verilerle doğrulamaktadır.
Sahaya yansıyan bu tablo, Anadolu’daki merkez-çevre ilişkilerinin ve kentleşme evrelerinin kronolojik boşluklar barındırmadan yeniden kurgulanmasına imkan sunacaktır. Ayrıca Türkiye ile Güney Kore arasında tesis edilen çok disiplinli kurumsal ortaklığın, kazı alanının henüz %5’inin açıldığı göz önüne alındığında, önümüzdeki yıllarda Kaniş Krallığı ve erken Hitit tabakalarında ezber bozan sonuçlar doğurabileceği öngörülmektedir.
Uluslararası Bilimsel İş Birliği ve Gelecek Projeksiyonu
Keşfin açıklanmasının ardından kamuoyunu bilgilendiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk ve Güney Koreli araştırma ekibinin ortak başarısını tebrik etti. Ersoy, iki ülke arasındaki köklü dostluğun bilimsel ve kültürel sahada bu tür prestijli projelerle taçlanmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Anadolu topraklarındaki zengin mirasın bilimin ışığında evrensel kültüre kazandırılmaya devam edeceğini vurguladı.
Gelecek dönem planlamasına göre, tespit edilen dört Helenistik kültür tabakasındaki belgeleme ve koruma çalışmalarının tamamlanmasının ardından ekipler daha alt katmanlara yönelecek. Warşama Sarayı çevresinde derinleşecek olan sistemli kazıların, Kaniş Krallığı’ndan Hitit Dönemi’ne uzanan katmanlardaki bilinmeyen mimari ve yazılı belgeleri ortaya çıkarması hedefleniyor. Çok disiplinli anlayışla sürdürülen bu uluslararası proje, hem akademik yayın gücünü artırmayı hem de Türkiye-Güney Kore bilimsel ilişkilerini stratejik bir seviyeye taşımayı amaçlıyor.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Kültepe kazılarında bulunan mozaikli yapının arkeolojik önemi nedir?
Kültepe’nin 78 yıllık kazı tarihinde ilk kez Helenistik Dönem’e (MÖ 323–30) ait mozaik döşemeli bir yapı tespit edilmiştir. Bu bulgu, yerleşimin söz konusu dönemdeki mimari niteliği ve kentsel dönüşüm süreci hakkında ilk kez doğrudan somut veri sunmaktadır.
Soru: Kazılarda tespit edilen mozaiğin teknik özellikleri ve boyutları nasıldır?
Mevcut kısmı doğu-batı yönünde 163 cm, kuzey-güney yönünde 165 cm ölçülen mozaik; zemin tesviyesinin ardından kırma taş, ince toprak, küçük dere çakılları, kireç ve seramik parçaları kullanılarak özel bir teknikle inşa edilmiştir.
Soru: Kültepe-Kaniş ören yerinin ne kadarlık kısmı kazılmıştır?
2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan ve 23 bin 500 çivi yazılı tabletiyle tanınan Kültepe’nin toplam alanının bugüne kadar yaklaşık yüzde 5’lik bölümü kazılmıştır.
Kaynak / Ajans: Trthaber
