DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, yeni yasama yılının başlaması vesilesiyle parlamento muhabirleriyle bir araya gelerek Ankara koridorlarının en sıcak başlığı olan yeni çözüm sürecini masaya yatırdı. Buluşmada, Ağustos 2026’da yasalaşan ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ kapsamında Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) verilen yetkiler sert bir dille eleştirildi ve sürecin ilerlemesi için askeri-bürokratik vesayetin sonlandırılması gerektiği vurgulandı.
Meclis’in halk iradesinin yegane tecelligahı olduğunu belirten parti yönetimi, yasada öngörülen MGK teyit mekanizmasının süreci yavaşlattığını ve demokratik teamüllerle bağdaşmadığını kaydetti. Görüşmede ayrıca PKK mensuplarının eve dönüş takvimi, Abdullah Öcalan’ın süreçteki koordinatörlük rolü, kayyım uygulamaları ve Selahattin Demirtaş’ın cezaevi durumu gibi kritik başlıklar somut veriler ve siyasi analizlerle değerlendirildi.
- Kritik Gelişme: DEM Parti, yeni çözüm sürecinin hukuki altyapısını oluşturan çerçeve yasanın MGK onayına tabi tutulmasını ‘parlamento iradesine vesayet’ olarak niteledi.
- Resmi Veri / Açıklama: Sezai Temelli, MGK kararının gecikmesinin süreci yavaşlattığını belirterek halk iradesinin üzerinde hiçbir vesayetin kabul edilemeyeceğinin altını çizdi.
- Süreç / Sonraki Adım: Gülistan Kılıç Koçyiğit, PKK üyelerinin dönüş takviminin kesinleşmesi ve sürecin hızlanması için İmralı tecridinin kırılarak diyalog kanallarının açılması gerektiğini belirtti.
Çerçeve Yasa ve MGK İkilemi: Süreç Neden Tıkanıyor?

Ağustos 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda 468 milletvekilinin kabul oyuyla yasalaşan ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’, yeni çözüm sürecinin hukuki zeminini oluşturuyor. Ancak DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, bu yasanın işlerlik kazanmasının önündeki en büyük engelin MGK bürokrasisi olduğunu savundu. Kanuna göre, PKK’nın fiili varlığını tamamen sona erdirdiğinin ve silah bıraktığının güvenlik birimlerince tespit edilmesinin ardından bu durumun MGK tarafından teyit edilmesi gerekiyor. Bu teyit kararının Resmi Gazete’de yayımlanması, kanundan yararlanmak isteyenler için öngörülen 6 aylık yasal başvuru süresini başlatan temel unsur olarak kayda geçti.
Temelli, parlamento iradesinin üstünde bir yapının konumlandırılmasını eleştirerek, ‘İlk defa bir yasanın üzerinde bir kurumun vesayeti vardır. Bunu aşmamız lazım’ ifadelerini kullandı. Demokrasilerde Meclis kararlarının uygulanma biçimlerinin net olduğunu belirten Temelli, MGK kararıyla halk iradesinin tecelli edemeyeceğini, kurulun ancak ikame edici değil, tamamlayıcı bir rol üstlenebileceğini dile getirdi. Halkın iradesiyle oluşmuş bir Meclis’in kararının nasıl uygulanacağının demokrasilerde belli olduğunu söyleyen Temelli, mevcut durumu bir ikame olarak nitelendirdi.
Eve Dönüş Takvimi ve Öcalan’ın Rolü Masada
Kamuoyunda en çok merak edilen konulardan biri olan PKK mensuplarının Türkiye’ye dönüş takvimine dair soruları yanıtlayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, hem örgüt kanadının hem de devlet bürokrasisinin bu hususta teknik ve siyasi çalışmalar yürüttüğünü ancak henüz kesinleşmiş bir takvimin bulunmadığını paylaştı. Koçyiğit, sürecin seyri ve hızı açısından İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın pozisyonunun belirleyici olduğunu kaydetti. Öcalan’ın süreçte resmi bir ‘koordinatör’ olarak rol almasının süreci hızlandırıcı bir etki yaratacağını belirten Koçyiğit, gazetecilerin ve aydın heyetlerinin İmralı Cezaevi’ne giderek doğrudan görüşme yapabilmelerinin önünün açılması gerektiğini savundu.
İmralı’daki tecrit koşullarının tam anlamıyla sonlandırılmadığını ifade eden Sezai Temelli ise, müzakere sürecini etkin yürütecek bir diyalog ve buluşma zemininin henüz tesis edilemediğini, bunun da taraflar arasındaki güven ilişkisini zedelediğini aktardı. Koçyiğit de İmralı Cezaevi’nin Adalet Bakanlığı’na bağlı olduğunu hatırlatarak, gazetecilerin ve aydınların adaya gitmesinin ‘Süreç ilerliyor’ duygusunu pekiştireceğini ve bu adımın gecikmeden atılması gerektiğini vurguladı.
Güvensizlik Kaynağı: Kayyımlar ve Tutuklu Siyasetçiler
DEM Parti kurmayları, çözüm süreci devam ederken sahaya yansıyan antidemokratik uygulamaların toplumsal inancı zayıflattığına işaret etti. Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın halen cezaevinde bulunmasının tabanda ciddi bir sorgulamaya yol açtığını belirten Koçyiğit, ‘Biz Demirtaşlar cezaevine girmesin diye Kürt sorununun çözümünü istiyoruz’ diyerek durumun çelişkili boyutunu gözler önüne serdi. Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin sürece yönelik güvensizliği doğrudan beslediği ifade edildi.
Ayrıca, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar, Mersin Belediye Başkanı’nın tutuklanması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerindeki baskılar ve kayyım atamaları da DEM Parti’nin sert muhalefet gösterdiği alanlar arasında yer aldı. Koçyiğit, barış umuduna verdikleri desteğin, iktidarın diğer antidemokratik adımlarına ya da fon krizlerine rıza gösterdikleri anlamına gelmediğini kararlılıkla ifade etti. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin erken seçim ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı yönündeki açıklamalarına da değinen Sezai Temelli, şu anki önceliklerinin anayasa veya seçim mühendisliği değil, barışın kalıcı hale getirilmesi olduğunu ve ‘yola baktıklarını’ belirtti.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Ankara koridorlarında ‘Terörsüz Türkiye’ ile ‘Barış ve Demokratik Toplum’ tanımları arasında sıkışan yeni çözüm süreci, hukuki rüştünü ispat etme mücadelesi veriyor. 2024 yılında Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan, 2025’te PKK’nın kendini feshetmesiyle somutlaşan süreç, bugün bürokratik mekanizmaların kıskacında. DEM Parti’nin MGK çıkışı, sürecin sivil siyasete devredilmesi yönündeki en net hamlelerden biri. Kanunda yer alan ‘teyit ve tespit’ mekanizmasının askeri-bürokratik bir onay makamına dönüştürülmesi, sivil siyasetin alanını daraltıyor. Öte yandan, iktidarın bir yandan çözüm yasası çıkarırken diğer yandan kayyım ve tutuklama politikalarını sürdürmesi, sürecin samimiyet testinden geçmesini zorlaştırıyor. Önümüzdeki yasama döneminde Meclis, sadece bir yasa uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu derin çelişkilerin çözüleceği ana arena olmak zorunda kalacaktır.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme Kanunu’ndaki MGK rolü nedir?
Kanuna göre MGK, güvenlik kurumlarının PKK’nın tamamen silah bıraktığına dair tespitlerini ‘teyit ve tespit’ eden makamdır. Bu teyit kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla, yasadan yararlanmak isteyenler için 6 aylık başvuru süresi resmen başlamaktadır.
Soru: DEM Parti’nin süreçteki temel çekinceleri ve talepleri nelerdir?
DEM Parti, sürecin askeri vesayetten (MGK) kurtarılarak Meclis zemininde yürütülmesini, İmralı’daki tecridin kaldırılarak Öcalan’a diyalog kanallarının açılmasını, kayyım uygulamalarına son verilmesini ve Selahattin Demirtaş gibi tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılmasını talep etmektedir.
Kaynak / Ajans: Bbc

