Almanya’nın başkenti Berlin, 4 Ekim 2026 tarihinde son yılların en geniş katılımlı savaş karşıtı gösterilerinden birine ev sahipliği yaptı. Tarihi Brandenburg Kapısı (Brandenburger Tor) önünde bir araya gelen binlerce eylemci, Alman hükümetinin savunma bütçesini artırma politikalarını, zorunlu askerlik tartışmalarını ve küresel çatışmalardaki rolünü protesto etti.
Çeşitli sivil toplum örgütleri ve savaş karşıtı inisiyatiflerin çağrısıyla düzenlenen yürüyüşte, son dönemde tırmanan küresel gerilimler ve Almanya’nın İsrail’e yönelik askeri destek politikaları mercek altına alındı. Filistin destekçisi grupların da yoğun katılım gösterdiği eylemde, Berlin sokakları hükümet politikalarına yönelik sert eleştirilerle yankılandı.
- Savaş Karşıtı Cephe: Göstericiler Brandenburg Kapısı önünde ‘Silahlanmaya, zorunlu askerliğe ve savaşa hayır’ sloganıyla bir araya geldi.
- Sayısal Çelişki: Katılımcı sayısında taraflar uzlaşamadı; polis verilerine göre 5 bin 800, organizatörlere göre ise 20 bini aşkın kişi yürüdü.
- Gazze ve İsrail Tepkisi: Eylemde Almanya’nın İsrail’e verdiği destek ‘soykırımda suç ortaklığı’ ifadeleriyle protesto edildi, iki kişi gözaltına alındı.
Küresel Silahlanma Yarışına ve Zorunlu Askerliğe Tepki


Protestonun ana omurgasını, Avrupa genelinde yeniden alevlenen savunma harcamaları ve zorunlu askerlik tartışmaları oluşturdu. Berlin’in simge noktalarından biri olan Brandenburger Tor önünde toplanan kitle, ‘Savaş için silahlar yerine mahallemiz için para’ ve ‘Kışlalar yerine hastaneler’ yazılı pankartlar taşıdı. Eğitim ve sağlık bütçelerinden kısılarak savunma sanayisine aktarılan kaynakların toplumsal refahı baltaladığı gerçeğinin altı çizilirken, bu durum kürsü konuşmalarında sıklıkla masaya yatırıldı. Gençlerin zorunlu askeri hizmete tabi tutulması yönündeki yasal hazırlıklara karşı çıkan eylemciler, ‘Gençler savaşa karşı’ ve ‘Sağlık sistemi için, öldürme sistemi için değil’ diyerek Alman federal hükümetine net bir mesaj gönderdi. Savunma harcamalarının artırılmasının barış getirmeyeceği, aksine küresel gerilimleri tırmandıracağı eylem boyunca sıklıkla vurgulandı.
Berlin Sokaklarında Gazze ve İnsan Hakları Çığlığı
Eylemin en dikkat çekici dinamiklerinden biri, Filistin yanlısı sivil grupların yürüyüşe kitlesel katılımı oldu. Almanya’nın dış politikasındaki askeri ve lojistik tercihleri protesto eden göstericiler, taşınan dövizlerle Berlin ile Tel Aviv arasındaki ilişkileri hedef aldı. ‘Almanya soykırımda suç ortağıdır’ ve ‘Namibya, Auschwitz, Gazze-Almanya Lahey’e’ yazılı sert ifadelerin yer aldığı dövizler taşıyan eylemciler, ülkenin geçmişteki tarihi sorumlulukları ile günümüz politikaları arasında bağ kurdu. Yürüyüş boyunca ‘Savaşı değil, barışı kazanalım’ ve ‘Barış diyorlar savaşa hazırlanıyorlar’ sloganları atılırken, Berlin polisi eylem sırasında iki göstericiyi gözaltına aldığını kaydetti. Kolluk kuvvetlerinin yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşen yürüyüş, olaysız sona erdi.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Berlin sokaklarındaki bu kitlesel hareketlilik, sadece basit bir savaş karşıtlığı olarak okunamaz. Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrasında benimsediği pasifist devlet kimliğinden, son yıllarda ‘Zeitenwende’ (tarihi dönüm noktası) ilan ederek hızla silahlanan ve bütçesinde savunmaya aslan payını ayıran bir yapıya bürünmesi, Alman toplumu içerisinde derin fay hatları yaratıyor. Özellikle sosyal güvenlik, sağlık ve eğitim gibi temel alanlarda bütçe kısıntılarına gidilirken askeri harcamaların artırılması, tabanda ciddi bir huzursuzluk kaynağı. Diğer yandan, Almanya’nın İsrail politikası ve Gazze’deki insani kriz karşısında takındığı tutum, ülkedeki demokratik haklar ve ifade özgürlüğü tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Bu protesto, hükümetin dış politika ve savunma doktriniyle halkın öncelikleri arasındaki makasın giderek açıldığını somut verilerle ortaya koymaktadır.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Berlin’deki protestonun ana talepleri nelerdi?
Göstericiler, askeri harcamaların artırılmasına, zorunlu askerliğin geri getirilmesi tartışmalarına ve Almanya’nın savaş bölgelerine silah göndermesine karşı çıkarak; bütçenin sağlık, eğitim, iklim koruma ve sosyal güvenlik alanlarına aktarılmasını talep ettiler.
Soru: Protestoya katılım sayısı neden tartışmalı?
Eylemin büyüklüğü konusunda taraflar arasında ciddi bir veri farkı bulunuyor. Berlin polisi gösteriye katılanların sayısını 5 bin 800 olarak açıklarken, organizatör inisiyatif katılımın 20 binin üzerinde olduğunu savundu.
Kaynak / Ajans: Haberturk


