Kuzey Amerika kıtasında yüzyıldır eşi benzeri görülmemiş bir jeopolitik risk yönetimi masaya yatırıldı. Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD Başkanı Donald Trump döneminde tırmanan gümrük vergileri ve Washington’dan gelen ‘Kanada’yı 51. eyalet yapma’ söylemleri karşısında, Kanada ordusunun ihtimali son derece düşük de olsa olası bir ABD işgal senaryosuna karşı simülasyon ve hazırlık yürüttüğünü resmen doğruladı. Carney, yürütülen çalışmaların tamamen kurumsal bir ‘risk yönetimi’ olduğunu vurgularken, Ottawa yönetiminin müttefikiyle ilişkilerini korurken aynı zamanda ulusal egemenlik haklarını güvenceye alma çabası somut verilerle kayda geçti.
Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı (NORAD) ve NATO çatısı altında en üst düzeyde askeri ve istihbarat iş birliği yürüten iki komşu ülke arasındaki bu örtülü gerilim, Ottawa’da 100 yıl sonra ilk kez askeri savunma planlarının güncellenmesine yol açtı. Kanada ordusunun hazırladığı teorik strateji modellerine göre, olası bir konvansiyonel kara harekâtında Kanada stratejik noktalarını bir hafta içinde kaybedebilecek olsa da müdafaasını gerilla savaşı ve İngiltere ile Fransa gibi Müttefik ülkelerin askeri desteğiyle sürdürmeyi hedefliyor.
- Kritik Gelişme: Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD’den gelebilecek olası bir baskı veya müdahaleye karşı ordu seviyesinde risk simülasyonları yapıldığını doğruladı.
- Resmi Veri / Açıklama: ABD’nin Venezuela’da Nicolás Maduro’yu yakalamasının ardından yapılan kamuoyu araştırması, Kanadalıların %30’undan fazlasının bir ABD işgalini muhtemel gördüğünü ortaya koydu.
- Süreç / Sonraki Adım: Kanada Savunma Bakanlığı, olası bir askeri tehdide karşı ordu büyüklüğünü artırmayı ve 300 bin kadar hafif eğitimli vatandaş askeri bünyesine katmayı masaya yatırdı.
Kararın Detayları ve 100 Yıl Sonra Yeniden Masaya Yatan Askeri Simülasyonlar

Kanada Başbakanı Mark Carney’nin açıklamaları, iki ülke arasındaki köklü müttefiklik ilişkisinin ardında yatan diplomatik ve askeri hassasiyetleri yeniden gündeme taşıdı. Carney, olası bir saldırı riskinin az ve ihtimalin son derece düşük olduğunu açıkça ifade etse de Donald Trump başkanlığındaki Washington yönetiminin gümrük vergileri baskısı ve Kanada’yı ABD’nin bir eyaleti yapma yönündeki söylemleri karşısında tüm ihtimalleri değerlendirme sorumluluğu taşıdıklarının altını çizdi. Beyaz Saray ise konuya ilişkin yaptığı resmi değerlendirmede, Başkan Trump’ın Kanada halkını korumak adına herkesten daha fazla çaba sarf ettiğini savunarak gerilimi yumuşatma yolunu seçti.
Ancak Ottawa sokaklarında ve askeri karargâhlarda durum sadece diplomatik nezaketle sınırlı kalmıyor. Kanada ordusunun kriz yönetimi simülasyonlarına göre, ABD gibi devasa bir askeri gücün konvansiyonel bir saldırı başlatması halinde Kanada kuvvetlerinin sayısal ve mühimmat üstünlüğü kurması imkânsız görülüyor. Hazırlanan modeller, stratejik noktaların bir hafta içerisinde kaybedileceğini, savunmanın devamı için ise ordu unsurlarının gerilla savaşı taktiklerine başvurmak durumunda kalacağını gösteriyor. Bu senaryoda İngiltere ve Fransa gibi NATO müttefiklerinin Kanada’ya destek sağlaması öngörülüyor.
Kanada Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde 34 yıl görev yapan eski Korgeneral Christopher Coates, iki ülkenin ortak savunma mekanizmalarına dikkat çekerek askeri bir çatışmanın karmaşıklığını dile getirdi. Coates, kariyeri boyunca ABD topraklarından askeri bir tehdit gelebileceğinin hiç düşünülmediğini, ancak mevcut konjonktürde doğrudan silahlı bir çatışmadan ziyade siber savaş gibi örtülü yöntemlerin ön plana çıkabileceğini altını çizerek belirtti.
Tarihsel İzdüşüm: 1775’ten Günümüze ABD Yayılmacılığı ve ‘Savunma Planı 1’
Askeri tarihçiler ve araştırmacılar, Kanada ulusal kimliğinin harcında ABD yayılmacılığına karşı geliştirilen direncin bulunduğunu belgelerle ortaya koyuyor. Kanada Savaş Müzesi araştırmacısı Tim Foran, ABD’den duyulan tarihsel korkunun Kanada’nın siyasi varlığının temel taşlarından biri olduğuna işaret ediyor. Tarihsel kayıtlara bakıldığında, 1775 yılında Amerikan güçlerinin Montreal’i ele geçirmesi ve Quebec şehrini kuşatması, ardından 1812 Savaşı’nda yaşanan çetin çatışmalar iki ülke arasındaki ilişkilerin kökeninde yatan kırılmaları simgeliyor. 1812 Savaşı sırasında İngiliz ve Kanadalı birliklerin misilleme olarak Washington’daki Beyaz Saray’ı yakması, bölge tarihinin en sert askeri kırılmalarından biri olarak kayda geçti.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında da benzer bir askeri kaygı gündeme gelmişti. Kanada ordusundaki generallerin turist kılığına girerek ABD sınır şehirlerindeki köprülerin, demiryollarının ve otoyolların fotoğraflarını çektiği gizli istihbarat faaliyetleri yürütülmüş ve ‘Savunma Planı 1’ adı verilen bir strateji hazırlanmıştı. Kanada Savaş Müzesi uzmanı Andrew Burtch, orduların doğası gereği en düşük olasılıklı senaryolara bile hazırlık yapmakla yükümlü olduğunu ve bugün yaşanan sürecin de bu kurumsal hafızanın bir devamı niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Siyasi Söylemler, Kamuoyu Algısı ve Değişen Küresel Mimarinin Sahaya Yansıması
Küresel siyaset sahnesindeki güç dengelerinin değişmesi, Kanadalı seçmenlerin ve stratejistlerin algısını da doğrudan etkiledi. Ocak ayında ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği operasyonla Nicolás Maduro’yu yakalaması, Kanada kamuoyunda derin bir yankı uyandırdı. Yapılan son kamuoyu araştırmaları, Kanadalıların %30’dan fazlasının Washington’ın kendi ülkelerine yönelik benzer bir müdahale ihtimalini göz ardı etmediğini gösterdi.
Connecticut’taki New Haven Üniversitesi Ulusal Güvenlik Doçenti Matthew Schmidt, ihtimal son derece düşük olsa dahi Kanada’nın bu tür askeri simülasyonlar yapmasının küresel düzenin ne derece köklü bir kabuk değişimine uğradığının somut göstergesi olduğunu belirtti. Schmidt, olası bir kriz durumunda ABD’nin Kanada’nın zengin doğal kaynaklarını, petrol ve mineral rezervlerini kontrol altına almaya odaklanabileceğini, ancak böyle bir işgal emrinin verilmesi halinde çok sayıda Amerikalı subayın bu kararı ‘yasadışı ve ahlaksız’ bularak istifa edeceğini masaya yatırdı.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
25 yılı aşkın uluslararası ilişkiler ve savunma muhabirliği deneyimimizle bakıldığında; Ottawa yönetimi tarafından yürütülen bu askeri simülasyonlar, Kanada’nın Washington ile savaşa gireceği anlamına gelmiyor. Ancak bu tablo, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Atlantik ötesi güvenlik mimarisinin ne denli yıprandığını net bir şekilde gösteriyor. İki ülkenin NORAD çatısı altında tüm hava sahasını ve kritik istihbaratını paylaştığı bir denklemde, ortaklardan birinin diğerine karşı gizli savunma senaryoları çalışması, küresel sistemdeki güven bunalımının sahaya yansımasıdır. Kanada, ticaret savaşları ve siyasi retorik karşısında askeri caydırıcılığını artırarak, ittifak ilişkilerindeki pazarlık gücünü tahkim etmeyi hedefliyor.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Kanada Başbakanı Mark Carney ABD işgalini kesin bir tehdit olarak mı görüyor?
Hayır. Başbakan Mark Carney riskin ve ihtimalin son derece düşük olduğunu belirtmiştir. Yürütülen çalışmalar, değişen küresel siyaset ve gümrük vergileri gerilimi karşısında devlet yönetimi sorumluluğunun bir gereği olarak ‘risk yönetimi’ kapsamında değerlendirilmektedir.
Soru: İki ülke arasındaki askeri iş birliği bu durumdan nasıl etkileniyor?
Kanada ve ABD, NATO ve NORAD (Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı) üyesidir. İki ülke ortak istihbarat paylaşımını ve askeri tatbikatları sürdürmekle birlikte, Kanada tarafı askeri personel sayısını artırma ve ulusal savunma planlarını bağımsız olarak güncelleme adımları atmaktadır.
Kaynak / Ajans: Bbc