Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da bir araya gelerek iki ülke arasındaki ikili ticaret ve ekonomi ilişkilerini kapsayan yeni bir ortak düzenleme üzerinde anlaşmaya vardı. Heyetler arası gerçekleştirilen üst düzey temasların ardından açıklanan kararla, iki ülke ekonomi yönetimlerinin Ekim 2025’te Güney Kore’nin Busan kentinde kayda geçirdiği ve normal şartlarda 10 Kasım tarihinde süresi dolacak olan geçici uzlaşma rejimi, Ocak 2027’ye kadar uzatıldı.
Görüşmede Çin lideri Şi Cinping, mutabakatın iki ülke halklarının yanı sıra küresel endüstriler ve dünya ekonomisi için olumlu bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti. Ticari münasebetlerin sürdürülebilirliğinin iki yönlü bir iş birliği anlayışına dayandığını belirten Şi, Çin-ABD ekonomik istikrarının ancak yapıcı diyalog başlıklarının çoğaltılması ve sorun teşkil eden maddelerin azaltılmasıyla mümkün olacağının altını çizdi.
- Kritik Gelişme: ABD ve Çin arasındaki geçici ticaret düzenlemesinin süresi Ocak 2027’ye kadar uzatıldı.
- Resmi Veri / Açıklama: Çin lideri Şi Cinping, yapay zeka alanında insan kontrolünün korunması ve ortak diyalog kurulması gerektiğini bildirdi.
- Süreç / Sonraki Adım: Yapay zeka güvenliği konusunda bilgi paylaşımı ve erken uyarı mekanizmasını içeren diyalog süreci başlatılacak.
Ticaret Savaşları, Kısıtlamalar ve Sürecin Arka Planı
Gelişme, ABD Başkanı Trump’ın ikinci iktidar döneminde tırmanan gümrük vergileri ve teknoloji kısıtlamaları gölgesinde şekillendi. Washington yönetiminin Çin menşeli teknoloji ürünlerine getirdiği sınırlamalar ile gümrük tarifelerindeki yükseliş trendi; Pekin’in küresel tedarik zincirlerinde kritik öneme sahip nadir toprak elementleri üzerindeki denetim adımlarıyla karşılık bulmuştu. Söz konusu karşılıklı hamleler, küresel pazarlardaki belirsizlik katsayısını artırarak iki dev ekonomi arasındaki ticaret dengelerini durma noktasına getirmişti.
Ekim 2025’te Güney Kore’nin Busan şehrinde yapılan liderler zirvesinde varılan geçici uzlaşı, taraflar arasındaki gerilimi bir miktar düşürmüştü. Dün gerçekleşen ve 10 Kasım’da dolacak olan mutabakat süresini Ocak 2027’ye kadar uzatan yeni anlaşma ise gümrük ve ticaret kanallarındaki belirsizliklerin önümüzdeki dönemde de ertelenmesini sağladı. Ancak taraflar arasındaki jeopolitik fay hatları varlığını korumaya devam ediyor.
Zirvede Tayvan konusundaki hassasiyetleri bir kez daha masaya yatıran Şi Cinping, Ada üzerindeki durumu ulusal birlik ve toprak bütünlüğü meselesi olarak tanımladı. Washington yönetimine ‘Tayvan’ın bağımsızlığı’ hususunda net ve doğru bir duruş sergileme çağrısında bulunan Şi, stratejik iş birliğinin temel ilkelerine bağlı kalınması gerektiğini hatırlattı. Çin ana karası ile 1949’dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip olan Tayvan arasındaki egemenlik ihtilafı sürerken; Pekin yönetimi ‘tek Çin’ ilkesini vurgulayıp diplomatik ilişkilere karşı çıkıyor ve birleşme için güç kullanımını dışlamayacağını yineliyor. Tayvan ise savunma harcamalarını artırarak ABD’den tedarik ettiği yeni silah sistemleriyle askeri kapasitesini takviye etmeyi sürdürüyor.
Yapay Zeka Alanında Rekabet, Güvenlik ve ‘Damıtma’ İddiaları
Zirvenin en kritik başlıklarından bir diğeri ise yapay zeka teknolojileri ve bu alandaki güvenlik parametreleri oldu. Dünyanın iki büyük yapay zeka gücü olan ABD ve Çin’in rekabetin yanı sıra ortak çalışmalara da imza atabileceğini dile getiren Şi Cinping, savunmacı refleksler yerine karşılıklı güçlü yönlerin öne çıkarılması gerektiğini vurguladı. Şi, yapay zekanın insani gelişime hizmet etmesi, insan merkezli ve iyiliksever bir yaklaşımla ele alınması ve teknolojinin kötüye kullanımının ortaklaşa önlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Liderler düzeyinde yapılan görüşmeler doğrultusunda, iki ülkenin yapay zekadan kaynaklanabilecek risklere karşı bilgi paylaşımı yapması ve erken uyarı mekanizmalarını içerecek bir ‘yapay zeka diyaloğu’ mekanizması başlatması planlanıyor. Bununla birlikte, iki ülkenin konuya yaklaşımındaki temel farklar geçmişte bu tür temasların sürdürülmesini zorlaştırmıştı. ABD yönetimi doğrudan yapay zeka güvenliğine ve olası risklerin kontrol altına alınmasına odaklanırken; Çin tarafı daha kapsamlı bir küresel yapay zeka yönetimi yapısının tesis edilmesini savunuyor.
Öte yandan teknoloji dünyasındaki gerilim sahadan gelen iddialarla da sıcaklığını koruyor. ABD merkezli yapay zeka geliştiricisi firmalar, Çinli şirketlerin ‘damıtma’ (distillation) olarak adlandırılan yöntem aracılığıyla kendi geliştirdikleri modellerden veri sızdırdığını öne sürüyor. ABD’li şirketler, bu veri transferlerini ve telif ihlallerini engelleyecek yasal ve teknik tedbirlerin Washington tarafından acilen devreye sokulmasını talep ediyor.
Jeopolitik Krizler ve Hürmüz Boğazı’ndaki Enerji Riski
Zirve marjında Şi Cinping ve Donald Trump; Orta Doğu, Ukrayna ve Kore Yarımadası’ndaki bölgesel gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulundu. Küresel güvenlik başlıkları arasında Orta Doğu’daki tırmanış öne çıktı. ABD ve İran’ın sorunları diplomasi ve müzakere yoluyla çözme zeminine dönmesi gerektiğini belirten Şi, tarafların nükleer meseleler de dahil olmak üzere kapsayıcı bir anlaşmaya varmaları ve bölgede barışın tesis edilmesi temennisinde bulundu.
Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahaleleri ve İran’ın misilleme adımlarıyla tırmanan çatışmaların küresel piyasalara yansıması ele alındı. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan deniz trafiği aksamalarının küresel enerji ticareti üzerindeki baskısı hissettirilmeye devam ediyor. Yemen’de hükümet güçleriyle savaşan İran destekli Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki kritik noktaları kontrol altına alması, enerji nakil güzergahlarındaki riskin Babulmendeb Boğazı’na kayma olasılığını kuvvetlendiriyor. Aynı zamanda Washington’ın Rusya ve İran’a dönük yaptırım listelerini genişletme kararı, Çin ile yürütülen ticaret diplomasisinin zeminini etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Washington ve Pekin hatları arasında varılan bu mutabakat, küresel pazarlar açısından nefes aldırıcı bir nitelik taşıyor. Trump’ın ikinci döneminde belirginleşen gümrük tarifesi artışları ve nadir toprak elementleri üzerinden yürütülen kısıtlama hamleleri, küresel tedarik zincirlerinde ciddi kırılganlıklar oluşturmuştu. Busan’da sağlanan geçici uzlaşmanın Ocak 2027’ye kadar esnetilmesi, iki dev ekonominin de kısa vadeli çatışmalar yerine kontrol edilebilir bir denge arayışında olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte, Tayvan üzerindeki egemenlik tartışmaları, yapay zeka alanındaki ‘damıtma’ suçlamaları ve Orta Doğu’daki enerji hatlarını tehdit eden jeopolitik gerilimler, masa üzerindeki hassas dengelerin kırılganlığını koruduğunu gösteriyor.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: ABD ve Çin arasındaki ticaret anlaşması ne zamana kadar uzatıldı?
Ekim 2025’te Busan’da varılan ve 10 Kasım’da süresi dolacak olan geçici ticaret anlaşması, yapılan son heyetler arası görüşmelerin ardından Ocak 2027 tarihine kadar uzatıldı.
Soru: Yapay zeka konusunda tarafların yaklaşım farkı nedir?
ABD tarafı yapay zeka güvenliğine ve oluşabilecek risklerin kontrol edilmesine odaklanırken, Çin daha kapsamlı bir küresel yapay zeka yönetimi oluşturulmasını savunmaktadır.
Kaynak / Ajans: Haberturk

