Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 16 Eylül 2026 tarihinde katıldığı Bloomberg HT-Habertürk ortak canlı yayınında Türkiye ekonomisinin genel seyri, enflasyonla mücadele stratejisi ve milyonlarca çalışanı ilgilendiren maaş politikalarına dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Bakan Şimşek, kamu çalışanları ile emeklilerin gelir seviyelerini korumak amacıyla geçmiş dönemlerde uygulanan ‘en az enflasyon oranı kadar zam’ yaklaşımının önümüzdeki süreçte de kararlılıkla sürdürüleceğini altını çizerek ifade etti.
Ekonomi yönetiminin birincil önceliğinin dezenflasyon süreci olduğunun altını çizen Şimşek; Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri, küresel jeopolitik gerilimlerin maliyetler üzerindeki yükü, büyüme beklentileri ve döviz kuru rejimine ilişkin somut verileri kamuoyunun bilgisine sundu. Yeni dönem zam oranlarına ilişkin henüz net bir rakam veya Türk Lirası tutarı telaffuz edilmezken, enflasyon hedeflemesi çerçevesinde bütçe disiplininden taviz verilmeyeceği kayda geçti.
- Kritik Gelişme: Memur ve emekli maaş artışlarında geçmiş dönemdeki en az enflasyon kadar zam yapılması ilkesinin korunacağı altı çizildi.
- Resmi Veri / Açıklama: Mevcut enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde seyrettiği, bölgesel savaş şartları yaşanmasaydı bu oranın yüzde 24,5 düzeyinde kalabileceği aktarıldı.
- Süreç / Sonraki Adım: İhracatçıların zorunlu döviz satışı yükümlülüğünün kaldırılması ve esnek kur rejimine geçiş için enflasyonun tek haneye gerilemesi gerektiği vurgulandı.
Maaş Artışlarında Enflasyon Tabanı ve Gelir Politikaları

Milyonlarca memur ve emeklinin gözünü çevirdiği maaş düzenlemelerine ilişkin çerçeveyi çizen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamu çalışanlarının ve emeklilerin satın alma gücünü koruma yaklaşımının devam edeceğini belirtti. Geçmiş dönem uygulamalarında enflasyon oranının bir alt sınır olarak kabul edildiğini hatırlatan Bakan Şimşek, yeni dönemde de aynı ilkenin geçerli olacağını vurguladı. Ancak canlı yayında yeni zam dönemine ilişkin rakamsal bir yüzde veya TL bazında tutar belirtilmedi.
Gelir politikaları ve bütçe dengelerine ilişkin değerlendirmelerinde 2026 yılı uygulamalarına da değinen Şimşek, eşel mobil sistemi nedeniyle devletin önemli miktarda kamu gelirinden vazgeçtiğini dile getirdi. Bütçe imkanlarının en verimli şekilde kullanılması gerektiğini belirten Bakan, fiyat istikrarı sağlanırken toplum kesimlerinin refah kaybının önlenmesinin temel yaklaşım olduğunu kaydetti.
Dezenflasyon Süreci, Enerji Maliyetleri ve Küresel Şoklar
Ekonomi programının merkezinde fiyat istikrarının yer aldığını belirten Şimşek, dezenflasyon kavramının fiyatların mutlak manada düşmesi değil, fiyat artış hızının yavaşlaması anlamına geldiğini somut örneklerle açıkladı. Türkiye’de enflasyonun 2022 yılı sonunda yüzde 64’ün üzerinde, 2023 yılında ise yaklaşık yüzde 65 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Bakan, dezenflasyon sürecinin 2024 yılının ikinci çeyreğinden itibaren fiilen başladığını kaydetti.
Sektörel bazda yaşanan fiyat yavaşlamasına giyim sektörünü örnek gösteren Şimşek, 2023 yılında yaklaşık yüzde 53 seviyesinde bulunan giyim enflasyonunun bugün yüzde 13 seviyelerine kadar gerilediğini masaya yatırdı. Buna karşın genel enflasyon düşüşünün hedeflenen hıza ulaşamamasında dışsal faktörlerin ve jeopolitik krizlerin etkili olduğu somut verilerle ortaya kondu.
Bölgesel savaşın ve küresel gerilimlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki mali yüküne dikkat çeken Şimşek, savaş faktörü olmasaydı mevcut yüzde 31,5 seviyesindeki enflasyonun en az 7 puan daha düşük gerçekleşerek yüzde 24,5 civarında seyredebileceğini, yıl sonunun ise yüzde 21-22 bandında tamamlanabileceğini ifade etti. Enerji piyasalarındaki şok artışlara da değinen Bakan, dolar bazında motorin fiyatlarının yüzde 97 oranında yükseldiğini, Avrupa’da doğal gaz fiyatlarındaki artışın ise yüzde 160 seviyelerine ulaştığını vurguladı.
OVP Bağlayıcılığı, Bütçe Performansı ve Büyüme Tahminleri
Orta Vadeli Program’ın (OVP) hazırlanma ve ilan edilme süreçlerine değinen Bakan Şimşek, yaz aylarında yürütülen teknik çalışmaların ardından eylül ayında kamuoyuna açıklanan programın temel parametrelerinin korunduğunu ve herhangi bir değişikliğe gidilmediğini belirtti. OVP çerçevesinde bütçe disiplininin en bağlayıcı alan olduğunu ifade eden Şimşek, geçmiş yıllardaki hedef ve gerçekleşme oranlarını paylaştı.
2023 yılı bütçe verilerinden örnek veren Şimşek, bütçe açığının milli gelire oranının başlangıçta yüzde 6,4 olarak öngörüldüğünü, ancak yıl sonu gerçekleşmesinin yüzde 5,1 seviyesinde kalarak hedeflerden daha olumlu bir performans sergilediğini kaydetti. Büyüme kanadında ise küresel ölçekte yaşanan dış şoklara rağmen Türkiye’nin dirençli yapısını koruduğu belirtildi. Daha önce yüzde 3,5 olarak belirlenmiş olan büyüme hedefine karşılık yüzde 3,1’lik bir performans öngörüldüğünü aktaran Şimşek, tüm olumsuz dış koşullara rağmen yıl geneli büyümenin yüzde 3,3 civarında gerçekleşmesinin beklendiğini altını çizerek dile getirdi.
Türk Lirası Talebi, Kur Politikası ve İhracatçı Şartları
Döviz kuru rejimi ve Türk lirasına olan talep dinamiklerini değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı, TL’ye yönelik finansal ilginin ve güvenin sürdüğünü kaydetti. Piyasa aktörlerinin ve ihracatçıların yakından izlediği esnek kur rejimine geçiş konusuna da açıklık getiren Şimşek, bu tür yapısal adımların atılabilmesi için gerekli makroekonomik koşulların henüz tam anlamıyla oluşmadığını vurguladı.
İhracatçı firmaların üzerindeki zorunlu döviz satışı yükümlülüğünün kaldırılması ve kur rejiminde daha esnek bir modele geçilebilmesi için öncelikli şartın enflasyonun tek haneli seviyelere gerilemesi olduğu masaya yatırıldı. Enflasyon tek haneye inmeden atılacak erken adımların kazanımları riske atabileceği ifade edilirken, mevcut koşullarda mevcut rejim esaslarının uygulanmaya devam edeceği kayda geçti. Şimşek ayrıca, yaklaşan seçim dönemlerinde dahi dezenflasyon politikasından ve OVP hedeflerinden kesinlikle sapılmayacağının altını çizdi.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Bakan Mehmet Şimşek’in açıklamaları, ekonomi yönetiminin OVP disiplininden ve dezenflasyon önceliğinden taviz vermeyeceğini net bir dille ortaya koyuyor. Memur ve emekli zamlarında enflasyonun alt sınır olarak belirlenmesi, dar ve sabit gelirlilerin enflasyona ezdirilmeyeceği mesajını güçlendirirken; belirli bir zam oranının verilmemesi, bütçe imkanlarının son veriye kadar izleneceğini gösteriyor. Öte yandan, giyim enflasyonundaki sert düşüşe karşın enerji ve savaş kaynaklı maliyet artışlarının enflasyon düşüşünü yavaşlatması, önümüzdeki süreçte para politikasının yanı sıra maliye politikasında da sıkı duruşun korunacağını teyit ediyor. İhracatçıların döviz bozdurma yükümlülüğünün kaldırılması için tek haneli enflasyon şartının koşulması ise erken gevşeme beklentilerine kapıyı kapatıyor.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Memur ve emekli maaş zamlarında alt sınır nasıl uygulanacak?
Bakan Şimşek’in açıklamasına göre, geçmiş dönemlerde olduğu gibi kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarına en az gerçekleşen enflasyon oranı kadar artış yapılması yaklaşımı yeni zam döneminde de korunacak.
Soru: Bölgesel savaşın Türkiye enflasyonuna etkisi ne kadar oldu?
Açıklanan verilere göre savaş ve küresel enerji şokları olmasaydı mevcut yüzde 31,5 seviyesindeki enflasyonun yaklaşık 7 puan daha düşük gerçekleşerek yüzde 24,5 seviyelerinde seyredebileceği ifade edilmiştir.
Soru: İhracatçıların zorunlu döviz satışı yükümlülüğü ne zaman kalkacak?
İhracatçıların zorunlu döviz satışı zorunluluğunun kaldırılması ve esnek kur rejimine geçiş değerlendirmeleri, enflasyonun tek haneli seviyelere gerilemesi şartına bağlanmıştır.
Kaynak / Ajans: Sesgazetesi

