Fransa’nın başkenti Paris’teki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) genel merkezinde gerçekleştirilen OECD Konsey Toplantısı ve COP31 Stratejik Ortaklık Etkinliği’ne katılan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim krizinin artık çevre başlığının ötesine geçerek bir küresel güvenlik meselesi halini aldığını kaydetti. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, üye ülke büyükelçileri ve daimi temsilcilerin yer aldığı üst düzey oturumda konuşan Bakan Kurum, uluslararası toplumun iklimle mücadeleye askeri savunma ölçeğinde stratejik kaynak ayırması gerektiğini masaya yatırdı.
COP31 Başkanlığı ile OECD arasındaki stratejik ortaklığı resmen ilan eden Bakan Kurum, soyut hedefler saptama evresinin geride kaldığını, artık hedeflere nasıl ulaşılacağını belirleyen somut bir uygulama düzeninin şart olduğunu vurguladı. Müzakere sürecini Avustralya ile birlikte yürüten Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek zirve öncesinde, iklim diplomasisinin ağırlık merkezini eyleme dönüştürme kararlılığı sahaya yansıdı.
- Kritik Gelişme: Bakan Kurum, OECD merkezinde iklim krizini milli güvenlik ve savunma yatırımlarıyla eşdeğer bir küresel tehdit olarak tanımladı.
- Resmi Veri / Açıklama: 2035 yılına kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35’e çıkarılması ve atık artışının yarı yarıya azaltılmasını içeren somut hedefler ilan edildi.
- Süreç / Sonraki Adım: New York İklim Haftası ve Fiji Pre-COP temaslarının ardından 11-12 Kasım’da Dünya Liderler Zirvesi Antalya’da toplanacak.
OECD ile Stratejik Ortaklık ve 2035 Uygulama Hedefleri
OECD’nin ekonomi alanındaki uzmanlığı, güvenilir veri analizleri ve uluslararası karşılaştırma kapasitesinin iklim sürecine hayati katkılar sunacağını belirten Bakan Kurum, bilimsel verilerin finansmana erişimdeki eşitsizlikleri azaltacağını ifade etti. Sürecin ‘diyalog, uzlaşı ve aksiyon’ ilkesi üzerine inşa edildiğinin altını çizen Kurum; Ankara, İstanbul, Hatay, Bonn, Londra ve Trabzon’da yürütülen ön hazırlık toplantılarının ardından iklim diplomasisinde yeni bir döneme geçildiğini söyledi. Hangi politikayla ilerleneceği, yatırımların nasıl finanse edileceği ve sonuçların nasıl ölçüleceğinin netleşmesi gerektiği kayda geçti.
COP31 Başkanlığı’nın eylem planı kapsamında sonuç odaklı 10 öncelikli tema kamuoyuna açıklandı. Temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyon, Sıfır Atık ve metan azaltımı, iklime dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar, dirençli sağlık sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsü bu başlıklar arasında yer aldı. Finansman, teknoloji ve gelişmekte olan ülkelerin kapasitelerini artırma hususları ise tüm bu alanları kesen ortak unsurlar olarak tanımlandı.
Uygulama eylem gündeminin 2035 hedefleri çerçevesinde somut kriterler duyuruldu. Buna göre 2035 yılına kadar:
- Küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35 seviyesine çıkarılması,
- Atık üretimindeki artış trendinin yarı yarıya azaltılması,
- Bina sektöründeki enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 düşürülmesi,
- Üretim ve imalat sektöründe döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e yükseltilmesi,
- İklim dirençli tarım uygulamaları ile iklim değişikliği eğitimlerinin toplumun tüm kesimlerinde tamamlanması,
- Yatırım yapılabilir proje portföylerini destekleyecek İklim Uygulama Köprüsü Mekanizmasının yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Söz konusu parametrelerin küresel sıcaklık artışını 1,5 derece sınırında tutma kararlılığının bir parçası olduğu ve somut neticeler vereceği vurgulandı.
Savunma Bütçeleri Kaynak Kıyaslaması ve SURFF Modeli
Dünyanın güvenlik anlayışını baştan tanımladığına dikkati çeken Bakan Kurum, NATO üyesi ülkelerin savunma yatırımlarını milli gelirlerinin yüzde 5’ine varan oranlara yükselttiği bir dönüm noktasından geçildiğini hatırlattı. Küresel toplumun askeri tehditler karşısında kaynak ayırmaktan çekinmediğini dile getiren Kurum, iklim krizinin savaşlardan daha yakın ve kesin bir tehdit oluşturduğunu, dolayısıyla aynı ölçekte bir kaynak seferberliğinin şart olduğunu belirtti.
Yaşanabilir bir dünya kalmadığı takdirde sınırları korumak için harcanan kaynakların anlamsızlaşacağını belirten Kurum, güvenliğin yalnızca askeri değil; iklimsel, ekonomik ve toplumsal boyutları bulunduğunu masaya yatırdı. Türkiye’nin bu doğrultuda geliştirdiği Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansman Kolaylığı (SURFF) modelini örnek gösteren Bakan, yerel yönetimlerin proje hazırlığı, kurumsal kapasite ve finansman erişimini tek merkezde toplayan bu mekanizmanın OECD’nin veri gücüyle birleşerek Antalya’ya kadar somut çıktılar üreteceğini bildirdi.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Bakan Murat Kurum’un Paris’teki OECD kürsüsünden yaptığı açıklama, küresel iklim diplomasisinde vaatler evresinin kapandığını ve bağlayıcı uygulama dönemine geçildiğini belgeliyor. İklim krizinin askeri savunma harcamalarıyla kıyaslanarak doğrudan bir ‘milli güvenlik tehdidi’ olarak tanımlanması, uluslararası finansman kaynaklarının harekete geçirilmesi adına stratejik bir hamledir. NATO ülkelerinin savunma harcamalarını gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 5’i seviyesine çıkardığı bir konjonktürde, iklim fonlarının yetersiz kalması çelişkisi somut verilerle ortaya konmuştur. Türkiye’nin Avustralya ile birlikte üstlendiği COP31 liderliği, geliştirdiği SURFF kentsel finansman kolaylığı ve OECD’nin veri analitiği ile birleştiğinde, Antalya Zirvesi’nin soyut bir temenni buluşması değil, reel finansman mekanizmalarının kurulduğu bir merkez olacağına işaret etmektedir.
Antalya Zirvesi’ne Uzanan Diplomasi Trafiği
Türkiye’nin önündeki küresel diplomasi takvimi de netleşti. New York İklim Haftası ve Fiji’de düzenlenecek Pre-COP toplantılarıyla ortak müzakere alanlarının genişletileceği, 11-12 Kasım tarihlerinde ise Dünya Liderler Zirvesi’nin gerçekleştirileceği bildirildi. Avustralya ile yürütülen ortaklık sürecinde şeffaf ve uzlaşı odaklı bir yönetim anlayışının benimseneceği kaydedildi.
Konuşmasının sonunda OECD büyükelçileri ve daimi temsilcilerini Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek zirveye davet eden Bakan Kurum, küresel gidişata dur demek ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına tüm devletleri taşın altına elini koymaya çağırdı.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: COP31 Başkanlığı’nın 2035 yılı için belirlediği temel hedefler nelerdir?
2035’e kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35’e çıkarılması, atık artışının yarı yarıya azaltılması, binalardaki enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesi ve imalat sanayisinde döngüsel malzeme kullanımının yüzde 15’e yükseltilmesi hedeflenmektedir.
Soru: Türkiye kentsel krizlerle mücadelede hangi finansman modelini sundu?
Yerel yönetimlerin proje hazırlama, kurumsal kapasite geliştirme ve finansmana ulaşım süreçlerini tek çatıda buluşturan Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansman Kolaylığı (SURFF) yaklaşımı örnek model olarak açıklanmıştır.
Soru: Antalya Zirvesi öncesinde hangi uluslararası temaslar yapılacak?
Antalya’daki buluşma öncesinde New York İklim Haftası ve Fiji’deki Pre-COP toplantıları icra edilecek, 11-12 Kasım tarihlerinde ise Dünya Liderler Zirvesi toplanacaktır.
Kaynak / Ajans: Trthaber

