Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın şikâyeti üzerine açılan hakaret davasında mahkeme heyeti 2 yıl 1 ay hapis cezası kararı verdi. 11 Eylül 2026 tarihinde Silivri’de görülen duruşmada savcılık mütalaasının ardından suçun sabit olduğuna hükmeden mahkemenin bu kararı, kesinleşmesi durumunda Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 53’üncü maddesi uyarınca siyasi yasak yaptırımını da beraberinde getirecek.
Daha önce iki kez beraat kararı verilen ancak istinaf mahkemesince usul eksiklikleri gerekçe gösterilerek bozulan dava dosyasında verilen mahkumiyet kararı, hukuk ve siyaset çevrelerinde geniş yankı buldu. Duruşma salonundan ayrılırken karara sert tepki gösteren İmamoğlu, hükmün hukuki meşruiyeti bulunmadığını savunurken, savunma makamı kararı hem istinaf hem de temyiz mahkemelerine taşıyacaklarını açıkladı.
- Kritik Gelişme: Silivri’deki duruşmada Ekrem İmamoğlu’na eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya hakaret ettiği iddiasıyla 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi.
- Resmi Veri / Açıklama: CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, iki beraatin ardından gelen kararı ‘hukuki skandal’ olarak nitelendirdi ve süreçte mahkeme hakiminin değiştirildiğine işaret etti.
- Süreç / Sonraki Adım: Kararın kesinleşmesi halinde TCK 53 kapsamında siyasi yasak uygulanacak ve İBB Meclisi bünyesinde yeni bir başkanlık seçimi gündeme gelecek.
Davanın Geçmişi: 25 Ekim 2022’deki Açılış Töreni

Yargılamaya konu olan süreç, 25 Ekim 2022 tarihinde gerçekleştirilen ‘Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisleri 3. Etap Açılışı’ töreninde yaşanan gerginlikle başladı. Törende dönemin Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı ile Ekrem İmamoğlu arasında sözlü bir polemik yaşanmış, İmamoğlu kürsüde yaptığı konuşmada alandaki kalabalığa hitaben ‘O arkadaş burayı germeye gelmiş… Sakin olun, ilgilenmeyin, kötü söz sahibine aittir’ ifadelerini kullanmıştı.
Söz konusu ifadelerin ardından Şadi Yazıcı’nın suç duyurusu üzerine Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütüldü. Hazırlanan iddianamede İmamoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 125’inci maddesi kapsamında ‘kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret’ suçlamasıyla 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası ve TCK 53 uyarınca siyasi haklardan yoksun bırakılma talep edildi. Yargılama sürecinde yerel mahkeme İmamoğlu hakkında iki kez beraat kararı verdi. Ancak yapılan itirazlar neticesinde beraat kararları istinaf mahkemesi tarafından usul yönünden bozularak yargılamanın yeniden yapılması için dosya yerel mahkemeye gönderildi.
Silivri’deki Karar Duruşması ve Savunma Argümanları
Silivri’de 11 Eylül’de yapılan duruşmada savunma tarafı, isnat edilen suçlamaların somut ve hukuki temelden yoksun olduğunu ayrıntılı şekilde dile getirdi. İmamoğlu’nun avukatları duruşmada yaptıkları savunmada, müvekkillerinin açılış alanındaki kalabalığın Şadi Yazıcı’ya yönelik tepkisini dindirmek amacıyla konuştuğunu, Yazıcı alandan ayrıldıktan sonra sarf edilen sözlerin farklı bağlamlarda ve farklı öznelere yönelik olduğunu vurgulayarak beraat talebinde bulundu.
Mahkeme heyeti, iddia makamının mütalaası doğrultusunda hareket ederek suçun sübuta erdiği gerekçesiyle İmamoğlu’nu 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkum etti. Hükmün açıklanmasının ardından duruşma salonundan ayrılan Ekrem İmamoğlu, ‘Atanmış hakimler benim hakkımda karar veremez. Bu karar yok hükmündedir. Moralinizi yüksek tutun’ değerlendirmesinde bulundu.
CHP Cephesinden Tepki: ‘Hukuki Skandal’
Kararın ardından açıklamalarda bulunan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, yerel mahkemenin daha önce iki defa beraat kararı verdiği bir dosyada mahkumiyet hükmü kurulmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Günaydın, önceki beraat kararının bozulma gerekçesinin yalnızca İmamoğlu’nun ifadesinin bizzat alınamaması usulüne dayandırıldığını belirtti.
Mevzuat gereği böylesi hakaret davalarında sanık ifadesinin bizzat duruşmada alınmasının zorunlu olmadığını savunan Günaydın, duruşmaya iştirak edilememesinin gerekçesinin ise İmamoğlu’nun bulunduğu aracın arızalanması olduğunu aktardı. Yargılama safhasında mahkeme hakiminin değiştirildiğinin altını çizen Günaydın, karara karşı gerek istinaf gerekse temyiz mahkemesi nezdinde tüm yasal başvuru yollarını sonuna kadar işleteceklerini kaydetti.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Silivri’den çıkan bu karar, Türkiye’nin son yıllardaki en kritik yargı ve siyaset kesişim noktalarından birini temsil ediyor. Daha önce iki kez beraat kararıyla sonuçlanan, içeriği itibarıyla 2022 yılındaki bir tesis açılışındaki polemiğe dayanan bir dosyanın usul bozmaları ve hakim değişiklikleri sonrasında 2 yıl 1 ay hapis cezasına dönüşmesi, dosyanın yalnızca teknik bir hakaret yargılamasından ibaret kalmadığını gösteriyor.
İmamoğlu’nun önünde halihazırda Yargıtay incelemesinde bekleyen 2 yıl 7 ay 15 günlük ‘ahmak davası’ cezası bulunurken, Tuzla dosyasından verilen bu yeni ceza hukuki baskıyı ikiye katlamış durumda. TCK’nin 53’üncü maddesi uyarınca kesinleşecek bir hapis cezası; seçme ve seçilme hakkının askıya alınması, parti ve şirket yöneticiliğinden men edilme ve mevcut kamu görevlerinin düşmesi anlamına geliyor. Eğer istinaf ve temyiz süreçlerinde bu ceza onanırsa, İBB Meclisi’nin kendi içinde yeni bir belediye başkanı seçmesi kaçınılmaz hale gelecek. Yargı mekanizmasının işleyiş hızı ve üst mahkemelerin vereceği kararlar, Türk siyasetinin önümüzdeki dönemdeki ana rotasını doğrudan belirleyecek bir güce sahip.
TCK 53 ve Hukuki İtiraz Sürecinin İşleyişi
TCK’nin 53’üncü maddesi, kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilen kişilerin, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasını öngörüyor. Söz konusu madde gereğince cezası kesinleşen kişiler; kamu görevi üstlenemiyor, seçme ve seçilme hakkından yararlanamıyor, velayet, vesayet veya kayyımlık gibi hakları kullanamıyor ve dernek, vakıf ya da siyasi parti yöneticiliği görevlerinde bulunamıyor.
Silivri’de verilen 2 yıl 1 ay hapis cezası henüz kesinleşmiş bir nitelik taşımıyor. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararını yazmasının ardından dosya Bölge Adliye Mahkemesi’ne (İstinaf) taşınacak. İstinaf incelemesinin tamamlanmasının ardından kararın Yargıtay nezdinde temyiz yolu da açık tutuluyor. Üst mahkemelerden bir onama kararı çıkmadığı müddetçe İmamoğlu hakkında herhangi bir siyasi kısıtlama veya infaz işlemi yürürlüğe girmeyecek.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Ekrem İmamoğlu bu kararla hemen siyasi yasaklı hale geldi mi?
Hayır. Yerel mahkemenin verdiği 2 yıl 1 aylık hapis cezası henüz kesinleşmemiştir. Karara karşı istinaf ve Yargıtay nezdinde temyiz başvuruları yapılacaktır. TCK 53 kapsamındaki siyasi yasak, ancak üst yargı organlarının cezayı onaması durumunda yürürlüğe girecektir.
Soru: Ceza üst mahkemelerce onanırsa İBB yönetiminde ne olacak?
Cezanın kesinleşmesi ve siyasi yasağın devreye girmesi durumunda İBB Başkanlığı görevi düşecek ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri kendi aralarında yeni bir başkan seçmek üzere oylama yapacaktır.
Soru: İmamoğlu hakkındaki diğer dava hangi aşamada?
Kamuoyunda ‘ahmak davası’ olarak adlandırılan ve 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verilen dava dosyasına ilişkin temyiz inceleme süreci halihazırda Yargıtay nezdinde devam etmektedir.
Kaynak / Ajans: Bbc
