Çin ve Rusya’nın öncülüğünde 2001 yılında kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen zirve ile çeyrek asırlık geçmişini geride bırakıyor. ‘ŞİÖ’nün 25 Yılı: sürdürülebilir barış, kalkınma ve refaha doğru hep birlikte’ sloganıyla gerçekleştirilen zirveye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan gibi bölge ve dünya siyasetine yön veren önemli liderler katılıyor. Zirvede örgütün 25 yıllık kazanımları detaylı biçimde ele alınırken, geleceğe dönük stratejik hedefler ve küresel işbirliği imkanları masaya yatırılıyor.
Türkiye, 2012 yılında ‘diyalog ortağı’ statüsüyle dahil olduğu ŞİÖ ile ilişkilerini, dış politikasındaki ‘Yeniden Asya’ açılımı çerçevesinde ve çok kutuplu küresel sistemde stratejik bir denge mekanizması olarak konumlandırıyor. NATO üyesi ve Avrupa Birliği (AB) tam üye adayı olan Ankara’nın Asya merkezli bu yapıyla kurduğu kurumsal bağlar ve en üst düzeydeki temaslar, uluslararası siyasette Doğu-Batı dengesi ve eksen tartışmalarını zaman zaman gündeme getirse de Türk diplomasisinin çok boyutlu işbirliği arayışının en somut örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Öne Çıkan Başlıklar
- ŞİÖ, Bişkek Zirvesi ile 25. yılını geride bırakırken sürdürülebilir barış ve kalkınma hedeflerine odaklanıyor.
- 2012’de ‘diyalog ortağı’ olan Türkiye, örgüt zirvelerine Cumhurbaşkanı düzeyinde düzenli katılım sağlıyor.
- Ankara, ŞİÖ ile kurduğu ilişkilerin NATO ve AB bağlarına bir alternatif değil, çok yönlü dış politikanın bir parçası olduğunu vurguluyor.
Şanghay Beşlisi’nden 10 Üyeli Küresel Güce: 25 Yıllık Dönüşüm
Şanghay İşbirliği Örgütü’nün temelleri, 1996 yılında Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan’ın sınır güvenliği ve silahsızlanma amacıyla oluşturduğu ‘Şanghay Beşlisi’ yapısıyla atıldı. 2001 yılında Özbekistan’ın da tam üye olarak katılımıyla örgüt bugünkü adını aldı ve ‘terörizm, ayrılıkçılık ve köktencilikle mücadeleyi’ temel kuruluş ilkesi olarak benimsedi. Geçen çeyrek asırlık süreçte ŞİÖ, sadece bölgesel bir güvenlik ittifakı olmaktan çıkarak küresel siyaset ve ekonomide ağırlığı hissedilen küresel bir aktör haline dönüştü.
Örgüt, genişleme stratejisi kapsamında 2017’de Hindistan ve Pakistan’ı, 2023’te İran’ı ve 2024 yılında ise Belarus’u bünyesine katarak tam üye sayısını 10’a çıkardı. Afganistan ve Moğolistan’ın ‘gözlemci’ statüsünde yer aldığı yapıda; Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar dahil 15 ülke ise ‘diyalog ortağı’ konumunda bulunuyor. Bişkek Zirvesi, genişleyen bu yapının Avrasya coğrafyasındaki siyasi ve ekonomik bağlantısallığı pekiştirme kararlılığını simgeliyor.
Türkiye’nin ŞİÖ Açılımı ve Batı İle İlişkilerde Denge Arayışı
Türkiye’nin ŞİÖ ile kurumsal teması 2000’li yıllarda Ankara-Moskova hattında gelişen ikili ilişkilerle hız kazandı. 2012 yılında Pekin Zirvesi’nde kabul edilen ‘diyalog ortaklığı’ statüsü, Türkiye’nin Avrasya coğrafyasındaki varlığına resmi bir nitelik kazandırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 2012 ve 2013 yıllarında AB ile yaşanan müzakere tıkanıklıklarına ve gerilimlere atıfta bulunarak dile getirdiği ‘Bizi Şanghay Beşlisi’ne alın, biz de AB’ye vedamızı edelim’ yönündeki açıklamaları hem ulusal hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Türk diplomasisi, ŞİÖ temaslarını terörle mücadele, sınır aşan suçlarla ortak mücadele, enerji güvenliği ve bölgesel ulaştırma koridorları gibi somut işbirliği alanları üzerinden şekillendirdi. Türkiye, diyalog ortaklığından 10 yıl sonra ilk kez 2022 Semerkant Zirvesi’ne özel konuk olarak davet edildi; ardından 2024 Kazakistan ve 2025 Çin zirvelerinde de en üst düzeyde temsil edildi. Bişkek Zirvesi marjında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili görüşme yapması da Ankara’nın bölge diplomasisindeki aktif rolünü teyit ediyor.
Eksen Kayması Tartışmaları ve Ankara’nın Stratejik Vizyonu
Türkiye’nin bir NATO üyesi ve AB aday ülkesi olarak ŞİÖ ve BRICS gibi Asya merkezli yapılarla yakınlaşması, Batılı müttefikler nezdinde zaman zaman ‘eksen kayması’ tartışmalarına neden oldu. Ancak Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı yetkilileri, ŞİÖ ile geliştirilen ilişkilerin Batı ile olan müttefiklik ilişkilerine alternatif olmadığını, aksine Türkiye’nin jeopolitik konumunun gerektirdiği doğal bir denge politikası olduğunu müteaddit defalar vurguladı.
Türkiye’nin 2019 yılında başlattığı ‘Yeniden Asya’ girişimi; Çin, Güney Kore, Singapur, Endonezya, Malezya ve Hindistan gibi yükselen Asya güçleriyle ilişkileri derinleştirmeyi hedefliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 Washington NATO Zirvesi sırasında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin hem Doğu hem de Batı ile ilişkilerini eş zamanlı ve kararlı bir şekilde sürdürdüğünü belirterek, ŞİÖ ve BRICS gibi platformlarla yürütülen temasların küresel barış ve istikrara katkı sağladığını ifade etmişti. Ankara, soğuk savaş döneminden kalan tek kutuplu yaklaşım yerine çok kutuplu dünyanın getirdiği fırsatları değerlendiren esnek bir dış politika yürütmeye devam ediyor.
Merak Edilen Sorular ve Cevaplar
Soru: Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’nde hangi statüde yer alıyor?
Cevap: Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne 2012 yılındaki Pekin Zirvesi’nde alınan kararla ‘diyalog ortağı’ olarak katılmıştır ve zirvelere lider düzeyinde katılım sağlamaktadır.
Soru: ŞİÖ’nün güncel kaç tam üyesi bulunmaktadır?
Cevap: Örgütün güncel olarak 10 tam üyesi vardır. Bu ülkeler Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan, Özbekistan, Hindistan, Pakistan, İran ve Belarus’tur.
Soru: Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkileri NATO üyeliğiyle çelişiyor mu?
Cevap: Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı açıklamalarına göre ŞİÖ ile kurulan ilişkiler NATO veya AB taahhütlerine bir alternatif değildir. Türkiye, çok kutuplu dünyada hem Doğu hem de Batı ile dengeli ilişkiler yürüten bağımsız bir dış politika izlemektedir.
Kaynak / Ajans: Bbc
📰
Haber Kaynağı / Ajans:
Bbc