26 Ağustos Çarşamba günü Nepal ile Tibet sınırında yer alan çetin Himalaya coğrafyasında meydana gelen devasa buzul çökmesi, son yılların en ağır doğal afetlerinden birine dönüştü. Büyük yıkıma yol açan ani sel felaketinin ardından yürütülen arama kurtarma çalışmaları, bölgede etkisini sürdüren şiddetli muson yağmurları ve ikinci bir sel baskını riski nedeniyle zamanla yarışa dönmüş durumda. Nepal makamları tarafından yapılan son resmi açıklamalarda, afet bölgesinde kendisinden haber alınamayan kişi sayısının 2 bin 426’ya ulaştığı, yaşamını yitirenlerin sayısının ise 600’ü aştığı bildirildi. Bölgedeki zorlu coğrafi şartlar ile sürekli devasa çamur ve tortu akıntılarının yaşanması, kurtarma ekiplerinin enkaz altındaki felaketzedelere ulaşmasını ciddi şekilde engelliyor.
Felaketin hemen ardından kriz masası oluşturan Nepal Hükümeti; askeri, tıbbi ve sivil savunma imkanlarını seferber etmiş durumda. Nepal Dışişleri Bakanı Shisir Khanal tarafından düzenlenen basın toplantısında, ülkenin birinci önceliğinin kayıpların yerini tespit etmek, sağ kurtulanlara acil sağlık ve gıda yardımı ulaştırmak olduğu vurgulandı. Bakan Khanal, yürütülen zorlu operasyonlar kapsamında şu ana kadar 187’si yabancı uyruklu olmak üzere toplam 4 bin 451 kişinin kurtarıldığını kamuoyuna duyurdu. Ancak, devam eden şiddetli yağışlar ve bölgedeki buzul göllerinin taşma riski nedeniyle kriz bölgesinde hâlâ ‘yüksek alarm’ seviyesinin korunduğu ve her an yeni bir tahliye hamlesinin gerekebileceği belirtiliyor.
Öne Çıkan Başlıklar
- Nepal’de sel felaketi sonucu 600’den fazla kişi yaşamını yitirdi, 2 bin 426 kişi kayıp.
- USGS olayın deprem değil, devasa bir buzul çökmesi ve moloz akıntısı olduğunu açıkladı.
- Kayıplar arasında 517 yabancı bulunurken, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Türk vatandaşları arasında kayıp bilgisi olmadığını duyurdu.
Buzul Çökmesinin Perde Arkası ve Sismik Verilerin Analizi
Olayın ilk meydana geldiği 26 Ağustos tarihinde felaketin kaynağına ilişkin çelişkili bilgiler kamuoyuna yansımıştı. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), ilk sismik veriler doğrultusunda sarsıntıyı Nepal-Çin sınırı yakınlarında meydana gelen bir deprem olarak rapor etmişti. Ancak sismik istasyonlardan alınan uzun periyotlu dalga verileri, uydu görüntüleri ve bölgeden gelen saha raporlarının kapsamlı bir şekilde yeniden incelenmesiyle birlikte gerçeğin farklı olduğu ortaya çıktı. USGS tarafından yapılan düzeltme açıklamasında, bölgede herhangi bir tektonik depremin yaşanmadığı, felakete dik yamaçlardan kopan devasa bir buzul kütlesinin yarattığı çökme ve beraberinde getirdiği muazzam moloz ile kaya akıntısının yol açtığı kesinleşti.
Nepalli uzmanlar ve coğrafyacılar, Himalayalar boyunca uzanan sınır hattındaki coğrafi yapının son derece hassas bir dengede durduğuna dikkat çekiyor. Bölgede buzul göllerinin konumunun iklimsel değişimler nedeniyle sürekli kayması, dik yamaçlardaki yerleşim birimlerini ve turizm rotalarını doğrudan tehdit ediyor. Mevsimsel şiddetli yağışların da tetiklemesiyle büyük buz blokları dağlardan koparak devasa kaya ve tortu kütlelerini vadi tabanlarına doğru sürüklüyor. Bu durum sadece sel oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda geçtiği her yeri metrelerce çamur tabakası altında bırakıyor. Nitekim yetkililer, ulaşılan bazı cesetlerin çamur ve ağır hasar nedeniyle tanınmaz halde olduğunu, bu yüzden kimlik tespit çalışmalarının da son derece yavaş ilerlediğini kaydediyor. Tüm bu olumsuz tabloya rağmen, felaket bölgesinde 97 yaşındaki Guna Maya Bohara’nın saatler sonra enkaz altından sağ olarak çıkarılması, yakınlarından haber bekleyen binlerce aile için büyük bir umut kaynağı oldu.
Uluslararası Bilanço: Yüzlerce Yabancı Turist ve İnanç Ziyaretçisi Kayıp
Nepal, eşsiz doğası ve dünyanın en yüksek zirvelerine ev sahipliği yapması nedeniyle her yıl binlerce dağcı, doğa yürüyüşçüsü ve maceraseveri ağırlayan küresel bir merkez konumunda. Aynı zamanda ülke, Hindu ve Budist inancına mensup milyonlarca kişi için büyük kutsal anlamlar taşıyor. Felaketin yaşandığı tarih itibarıyla bölgede bulunan yabancı uyruklu kişilerin sayısı felaketin uluslararası boyutunu daha da derinleştirdi. Nepal makamları, kayıp olarak aranan 2 bin 426 kişinin en az 517’sinin yabancı ülke vatandaşı olduğunu doğruladı.
Açıklanan resmi verilere göre, kayıp yabancılar arasında en büyük grubu Hindistan vatandaşları oluşturuyor. Sınır hattına yakın konumda yer alan ve Hindu tanrısı Şiva’nın manevi evi kabul edilen kutsal Kailaş Dağı’nı ziyaret etmek üzere bölgede bulunan en az 100 Hindistan vatandaşından haber alınamıyor. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı 54, İngiltere 33, Ukrayna 53, Avustralya en az 34 ve Kanada 24 vatandaşının kayıp olduğunu ilan etti. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı resmi açıklamayla 26 Ağustos itibarıyla bölgede kayıp veya zarar görmüş Türk vatandaşı bilgisi bulunmadığını duyurarak kamuoyunu bilgilendirdi. Sınırın Çin tarafındaki Tibet bölgesinde de yıkım oldukça ağır oldu. Çin devlet televizyonu, Tibet’teki kayıp sayısının 554’e yükseldiğini, 7 kişinin ise hayatını kaybettiğini doğruladı. Pekin yönetiminin Tibet’teki kurtarma çalışmaları, heyelanın ardından oluşan bir gölün yeni bir sel baskınına yol açabileceği endişesi nedeniyle durdurulmasının ardından yeniden başladı.
İnsani Yardım Seferberliği ve İkinci Sel Tehlikesi
Felaketin vurduğu geniş dağlık coğrafyada altyapının tamamen çökmesi, içme suyu hatlarının tahrip olması ve gıda depolarının sular altında kalması büyük bir insani krizi beraberinde getirdi. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yapılan acil durum değerlendirmesinde, bölgede on binlerce hanenin acil gıda, temiz içme suyu, tıbbi malzeme ve barınak desteğine ihtiyaç duyduğu bildirildi. Yaşanan kriz karşısında uluslararası toplum da hızla harekete geçti. Avrupa Birliği, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere çok sayıda ülke ve uluslararası yardım kuruluşu, Nepal’e acil insani yardım malzemeleri ve mali kaynak aktaracaklarını taahhüt etti.
Bununla birlikte, meteoroloji uzmanları ve afet koordinasyon merkezleri, bölgedeki hava şartlarının önümüzdeki günlerde de olumsuz seyredeceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Heyelan ve buzul çökmesi sonucu tıkandığı bildirilen akarsu yataklarının biriken sular nedeniyle aniden patlama yapması, vadilerin aşağı kısımlarında yer alan yerleşim yerleri için ikinci bir felaket dalgası anlamına gelebilir. Tıbbi ekipler, arama kurtarma personeli ve acil müdahale birimleri zorlu arazi koşullarına ve devam eden tehlikelere rağmen zamana karşı direnmeye devam ediyor.
Merak Edilen Sorular ve Cevaplar
Soru: Nepal’deki felakete ne sebep oldu, bir deprem mi yaşandı?
Cevap: İlk aşamada deprem olduğu bildirilen olayın, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) tarafından yapılan ayrıntılı sismik analizler sonucunda deprem değil, devasa bir buzul çökmesi ve beraberinde gelişen moloz akıntısı olduğu açıklanmıştır.
Soru: Felaket bölgesinde kayıp veya zarar gören Türk vatandaşı var mı?
Cevap: Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 26 Ağustos itibarıyla bölgede kayıp veya zarar görmüş herhangi bir Türk vatandaşı bilgisi bulunmadığı belirtilmiştir.
Soru: Nepal ve Tibet’teki toplam felaket bilançosu nedir?
Cevap: Nepal’de 600’den fazla kişi yaşamını yitirmiş, 517’si yabancı olmak üzere 2 bin 426 kişi kaybolmuştur. Sınırın Çin tarafında kalan Tibet bölgesinde ise 7 kişi hayatını kaybetmiş, 554 kişi kayıp olarak açıklanmıştır.
Kaynak / Ajans: Bbc
📰
Haber Kaynağı / Ajans:
Bbc