Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, başkent Doha’da düzenlediği geniş kapsamlı basın toplantısında, Orta Doğu’daki kritik diplomatik gelişmeler, ABD-İran müzakereleri ve Gazze’deki ateşkes sürecine ilişkin son derece önemli değerlendirmelerde bulundu. Küresel güç dengelerini yakından ilgilendiren açıklamalarda bulunan el-Ensari, Doha yönetiminin arabuluculuk girişimlerini kararlılıkla sürdürdüğünü ancak şu ana kadar taraflar arasında somut bir ilerleme kaydedilemediğini açıkladı.
Bölgesel güvenliğin ve ekonomik istikrarın korunması adına Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Sözcü el-Ensari, diplomatik kanalları açık tutmak için yoğun bir çaba sarf ettiklerini belirtti. Gerilimin taraflarıyla aralıksız temas halinde olduklarını ifade eden el-Ensari, bölgedeki askeri tırmanışların dünya ekonomisine yönelik risklerini hatırlatarak tüm tarafları sağduyuya ve diyalog masasına dönmeye davet etti.
- Katar, ABD ve İran arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması için mekik diplomasisini sürdürüyor ancak henüz somut bir ilerleme kaydedilmedi.
- İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının uluslararası hukuka ve seyrüsefer özgürlüğüne aykırı olduğu vurgulandı.
- Gazze’de ateşkesin sağlanması için Türkiye, Katar ve Mısır arasındaki üçlü koordinasyonun kararlılıkla devam ettiği açıklandı.
Hürmüz Boğazı ve Bölgesel Güvenlik Öncelikleri

Katar’ın arabulucu bir aktör olarak en büyük önceliğinin Hürmüz Boğazı’nın kriz öncesindeki dönem gibi tamamen açık olması ve bölgedeki askeri gerilimin sona erdirilmesi olduğunu belirten Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, seyrüsefer özgürlüğünün önemine dikkat çekti. İran’ın boğazı kapatma yönündeki tasarruflarının uluslararası hukuk kurallarıyla çeliştiğini ifade eden el-Ensari, bu durumun küresel tedarik zincirlerini doğrudan tehdit ettiğini söyledi.
Ensari, konuya ilişkin açıklamasında, ‘Hürmüz Boğazı’ndaki durumun kriz öncesindeki haline dönmesi ve burada seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması gerektiğini vurguluyoruz’ diyerek diplomatik çözümler yoluyla küresel ticaret hatlarının güvence altına alınması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı ekonomik yaptırımlara da değinen Sözcü, Katar’ın bu yaptırımları destekleme konusunda henüz nihai bir karar almadığının altını çizdi. Doha’nın önceliğinin yaptırımlar veya ambargolar yerine, tüm tarafların eşit şartlarda dahil olacağı kapsayıcı bir diyalog süreci olduğunu kaydetti.
Körfez Ülkelerinin Ortak Duruşu ve Ekonomik Önlemler
Bölgedeki olası çatışma senaryolarına karşı Körfez ülkeleri arasında tam bir koordinasyon ve görüş birliği bulunduğunu açıklayan Macid el-Ensari, İran’ın herhangi bir askeri saldırıyla karşılaşması durumunda bölge ülkelerini bu gerilimin içerisine çekme çabalarını kesinlikle kabul etmediklerini belirtti. Körfez ülkelerinin tamamının ABD-İran krizine barışçıl ve diplomatik yollarla çözüm bulunmasını desteklediğini ifade eden Ensari, askeri tırmanışların dünya genelindeki mevcut ekonomik kırılganlıkları daha da derinleştirebileceği uyarısında bulundu.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının oluşturabileceği olumsuz ekonomik etkileri en aza indirmek adına Katar hükümetinin birtakım ihtiyati tedbirler aldığını da sözlerine ekleyen Sözcü, bu tedbirlerin ülke ekonomisinin temel yapısal unsurlarında kalıcı bir değişiklik anlamına gelmediğini, tamamen geçici ve koruyucu önlemler olduğunu vurguladı.
Gazze’de Ateşkes Süreci ve Türkiye-Mısır-Katar Koordinasyonu
Basın toplantısının en önemli başlıklarından birini ise Gazze’deki insani kriz ve ateşkes çabaları oluşturdu. Katar, Mısır ve Türkiye’nin Gazze’de kalıcı bir ateşkes anlaşmasının hayata geçirilmesi amacıyla çok sıkı bir koordinasyon içerisinde çalışmaya devam ettiğini belirten el-Ensari, arabulucuların bu konudaki kararlılığının sürdüğünü ifade etti. İsrail’in bölgede kalıcı ve barışçıl bir aktör olarak konumlanabilmesi için üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Ensari, ‘İsrail bölgenin bir parçası olmak istiyorsa yükümlülüklerini yerine getirmelidir’ değerlendirmesini yaptı.
İsrail’in Gazze’ye yönelik ateşkes planını ve sunulan yol haritasını reddetmesinin bölge güvenliği açısından son derece yüksek riskler barındırdığını söyleyen Ensari, uluslararası kamuoyunun bu uzlaşmaz tutuma karşı sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Sözcü el-Ensari, ‘Uluslararası kamuoyu İsrail’e ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze planını kabul etmesi için gereken baskıyı yapmalı’ diyerek küresel liderlere çağrıda bulundu. Batı Şeria’da yaşanan ihlalleri de yakından takip ettiklerini ve İsrail’in bu adımlarını kınadıklarını belirten Ensari, ayrıca Suriye’nin ABD yönetimi tarafından terörizmi destekleyen ülkeler listesinden çıkarılması kararını Katar olarak memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.
Merak Edilen Sorular ve Cevaplar
Soru: Katar’ın ABD-İran müzakerelerindeki güncel rolü nedir ve görüşmeler ne durumda?
Cevap: Katar, ABD ile İran arasındaki gerilimi azaltmak ve tarafları yeniden müzakere masasına çekmek için aktif bir arabuluculuk yürütmektedir. Ancak son açıklamalara göre, taraflarla yapılan yoğun temaslara rağmen henüz müzakerelerde yeni bir ilerleme veya somut bir gelişme kaydedilememiştir.
Soru: Katar’ın Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına yönelik resmi tavrı nedir?
Cevap: Katar, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının uluslararası hukukta güvence altına alınan seyrüsefer özgürlüğünü ihlal ettiğini savunmaktadır. Doha yönetimi, küresel tedarik zincirlerinin zarar görmemesi için boğazın kriz öncesi durumuna dönmesini öncelikli hedef olarak görmektedir.
Soru: Gazze’de ateşkes için hangi ülkeler ortak çalışıyor ve hangi plana vurgu yapılıyor?
Cevap: Gazze’de ateşkesin tam olarak uygulanması için Katar, Türkiye ve Mısır ortak bir koordinasyon yürütmektedir. Katar, uluslararası kamuoyunun İsrail’e ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze planını kabul etmesi yönünde baskı yapması gerektiğini belirtmektedir.
Kaynak / Ajans: Trthaber
