5 Ekim 2026’da Riyad’da gerçekleşen Mekke İttifakı ikinci toplantısında, Türkiye ve Pakistan askerlerinin Suudi Arabistan’a ‘hızlı’ şekilde intikali kararlaştırıldı. Bu karar, Yemen’de Husilerle çatışmanın şiddetlenmesi ve Kutsal Mekanlar’ı koruma ihtiyacının artmasıyla bağlantılı olarak, üç ülkenin ortak savunma taahhütlerini somut bir aksiyona dönüştürdü.
Toplantı sonrası yayımlanan ortak açıklamada, ‘kolektif savunma taahhütlerinin fiilen hayata geçirilmesi için derhal harekete geçme’ sözüyle, Türkiye’nin Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan’ın Emekli Korgeneral Nauman Mahmood ve Suudi Arabistan Savunma Bakanı X’in katılımıyla hızlı bir şekilde asker ve ekipman transferi planlandığı açıklandı. Bu gelişme, bölgesel istikrar için kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
- Kritik Gelişme: Türkiye ve Pakistan askerleri Suudi Arabistan’a hızla intikali için anlaşma sağlandı.
- Resmi Veri / Açıklama: Ortak bildiri, “kolektif savunma taahhütlerinin fiilen hayata geçirilmesi” sözüyle desteklerin hızlı transferini taahhüt etti.
- Süreç / Sonraki Adım: Savunma Bakanları, transferin lojistik detaylarını netleştirerek bir sonraki adımı planlıyor.
Toplantının Gelişimi ve Kararların Detayları

Toplantıya Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın dışişleri ve savunma bakanlarıyla birlikte Genelkurmay başkanları katıldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, toplantının “Yemen’deki çatışmanın şiddetlenmesi nedeniyle olağanüstü bir şekilde toplandık” açıklamasını yaptı. Fidan’ın belirttiğine göre, Suudi Arabistan’ın savunmasını güçlendirmek için teknik ve askeri destek planlanıyor.
Toplantı sırasında, üç yıl görev yapacak genel sekreterliğin Riyad’da olacağı ve Pakistan’ın aday gösterdiği emekli Korgeneral Nauman Mahmood’un bu görevi üstleneceği bildirildi. Ayrıca, 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ardından kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin (SSSK) İstanbul’da 31 Ağustos’ta ilk toplantısı gerçekleştirildi. Bu komite, üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanlarının yanı sıra genelkurmay başkanları ve askeri temsilcileri bir araya getirerek karar alma süreçlerini hızlandırdı.
Sektörel ve Bölgesel Yansımalar
Suudi Arabistan’ın Husilere karşı daha sert askeri yanıt verme hazırlığı, Kızıldeniz’de deniz güvenliğini sağlama hedefiyle birleşti. Basında çıkan haberlerde, Suudi Arabistan’ın ABD ile temasa geçtiği ancak Washington’dan olumlu yanıt alamadığı iddia edildi. Bu durum, ABD’nin bölgesel stratejileriyle ilgili belirsizlikleri artırırken, Türkiye’nin ve Pakistan’ın Savunma Bakanlığı’nın desteğiyle bölgesel istikrarın sağlanması amaçlandı.
Türkiye, Husi saldırılarını kınayarak, Suudi Arabistan’ın kendini savunma hakkına atıfta bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Newsweek dergisine Eylül ayından verdiği demeçte, Suudi Arabistan’ın karşı karşıya kaldığı tehdidin boyutuna göre askeri destek sağlanmasının gündeme gelebileceğini vurguladı. Ancak, bu anlaşmanın TBMM’ye sunulması henüz tamamlanmadı ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, anlaşmanın Ekim ayının yeniden açılmasıyla resmi olarak sunulmasını beklediğini belirtti.
Sürecin Geleceği ve Politik Etkileri
Toplantı sonrası, Suudi Arabistan Savunma Bakanı X’in platform üzerinden yaptığı açıklama, “Krallık’a ve kutsal mekanlara yönelik menfur saldırılar karşısında ülkelerimizin sergilediği dayanışma ve birliği teyit ettiğini” ifade etti. Bu açıklama, üç ülkenin askeri işbirliği kapsamında daha geniş bir stratejik çerçeve oluşturma niyetinde olduklarını gösteriyor. Türkiye ve Pakistan’ın askeri teknik konularda Riyad’a destek sağlaması, bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillenmesine yol açabilir.
Öte yandan, bu kararın uluslararası arenada yankıları da dikkate değerdir. Suudi Arabistan’ın ABD ile temasa geçerek olası bir karşı hava saldırısı için destek talep etmesi, ABD’nin Orta Doğu stratejileriyle çelişen bir adım olarak algılanabilir. Türkiye’nin ise TBMM’yi bekleyerek bu anlaşmayı resmi bir çerçeveye oturtmayı hedeflemesi, ulusal güvenlik stratejilerinin dış politika ile entegrasyonunu güçlendirebilir.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Bu gelişme, sadece bir askeri destek anlaşması olmanın ötesinde, bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillenmesinde kritik bir dönemeçtir. Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın üçlü ittifakı, Yemen’deki çatışmayı sadece askeri bir çözümle değil, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik bir sinerjiyle ele almayı hedefliyor. Husi hareketlerinin Kızıldeniz’deki deniz ticaret yollarını tehdit etmesi, üç ülkenin savunma işbirliğini zorunlu kılıyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin ABD ile yaşadığı stratejik gerilimler, bölgesel güç dengelerinin ABD’nin Orta Doğu’daki varlığını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Aynı zamanda, Pakistan’ın bu ittifakta aktif rol alması, Güney Asya ve Orta Doğu arasında yeni bir askeri işbirliği ağının kurulmasına zemin hazırlayabilir.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Türkiye, Suudi Arabistan’a askeri destek verirken hangi ekipmanları transfer edecek?
Türkiye, Savunma Bakanlığı’nın belirlediği göreve göre, hava savunma sistemleri, radar ekipmanları ve lojistik destek birimlerini transfer etmeyi planlıyor. Detaylar ise henüz resmi olarak açıklanmadı.
Soru: Bu kararın TBMM’de onaylanması ne zaman gerçekleşecek?
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, anlaşmanın Ekim ayının yeniden açılmasıyla resmi olarak sunulmasını beklediğini belirtti. Onay süreci, TBMM Genel Kurulu tarafından değerlendirilecek.
Kaynak / Ajans: Bbc
