Aydın’ın Efeler ilçesinde, KİPAŞ Holding bünyesindeki KÇS Kahramanmaraş Çimento Beton Sanayi ve Madencilik İşletmeleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan 66 megavatlık (ME) jeotermal enerji santrali (JES) projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci kapsamında düzenlenen ‘Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılım’ toplantısı, bölge halkının ve çevre örgütlerinin kararlı direnişiyle kesintiye uğradı. Kocagür Mahallesi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) yerleşkesine yalnızca 342 metre mesafede kurulması planlanan devasa projeye karşı tek ses olan yurttaşlar, firma yetkililerinin sunum yapmasına izin vermeyerek salonu terk etmelerini sağladı.
Aydın Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü koordinesinde organize edilen buluşmada, Kalfaköy, Kocagür ve Gölhisar mahallelerini kapsayan ve etki alanı Doğan, İmamköy, Konuklu, Pınardere, Serçeköy, Umurlu ve Yılmazköy mahallelerine kadar uzanan iki ayrı JES projesi masaya yatırılmak istendi. Ancak 48 farklı sondaj kuyusu lokasyonunun saptandığı projeye karşı çıkan yüzlerce çevre gönüllüsü ve yerel sakin, sloganlar eşliğinde tepkilerini dile getirerek yeni bir çevre mücadelesinin fitilini ateşledi. Olayın hukuki ve toplumsal boyutları ise toplantı salonundaki konuşmalarla somut verilere dayandırılarak tescillendi.
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Kritik Gelişme: Efeler Kocagür’de düzenlenen 66 megavatlık JES ÇED toplantısı, halkın yoğun protestosu ve sloganları nedeniyle şirket sunumu yapılamadan sonlandırıldı.
- Resmi Veri ve Konum: ADÜ yerleşkesine 342 metre ve Kocagür Mahallesi yerleşim alanına çok yakın mesafede planlanan projede, toplam 48 sondaj kuyusu açılması hedefleniyor.
- Geniş Etki Alanı: İki ayrı JES projesinin Kalfaköy, Kocagür ve Gölhisar’ın yanı sıra çevredeki 7 mahalleyi daha doğrudan etkileyeceği somut verilerle ortaya kondu.
ÇED Toplantısında Gerilim: Şirket Temsilcileri Sustu, Halk Konuştu
Kocagür Mahallesi’ndeki Hasmahal Kır Düğün Salonu’nda saat 11.00’de başlayan toplantı, Aydın’ın dört bir yanından gelen çevre savunucularının katılımıyla büyük bir hak arama mücadelesine sahne oldu. Aydın Valiliği yetkilileri ve KÇS firması temsilcilerinin projeyi anlatmak üzere kürsüye çıktığı anlarda, salonda bulunan yurttaşlar hep bir ağızdan protesto sloganları atmaya başladı. Şirketin hazırladığı bilgilendirme slaytlarının ve sunumların okunmasına izin vermeyen kitle, mevcut JES’lerin kente verdiği zararları hatırlatarak yeni bir santral istemediklerini gür bir sesle haykırdı.
Direnişin odak noktasını, tarım arazilerinin ortasına ve yaşam alanlarının dibine kurulmak istenen 48 adet sondaj kuyusu oluşturdu. Özellikle üniversiteye ve yerleşim yerlerine bu denli yakın bir mesafede jeotermal faaliyet yürütülmesinin kabul edilemez olduğunu belirten katılımcılar, toplantının gerçekleştirilmesine fiilen engel oldu. Yaşanan bu kararlı duruş, şirket yetkililerinin sunum yapamadan salondan ayrılmasıyla sonuçlandı ve halkın iradesi sahaya yansıdı.
“İnsan Yaşamı Rantla Karşılaştırılamaz” – Baro ve Meclis Üyelerinden Sert Tepkiler
Toplantıda söz alan Aydın Baro Başkanı Utku Devrim Barış Arslan, Aydın Barosu’nun jeotermal tesislere karşı yürüttüğü mücadelenin tarihsel sürecine değindi. Mücadelenin Kızılcaköy ile başladığını, Köşk ve Germencik ile devam ettiğini hatırlatan Arslan, son dönemde bu direnci artırarak sürdürmek zorunda kaldıklarının altını çizdi. Arslan, “Kamu yararı iddiasıyla yapılan jeotermal tesislerde insan sağlığıyla oynanır hale geldi. Akbük’te mezarlıkların içerisinden tesisler için hatlar geçirilmesi nedeniyle insanların atalarının kemiklerini başka yere taşımak zorunda kaldığı bir süreci yaşadık. Eğer Aydın’da da mezarlıkların içerisinden bu hatlar geçiriliyorsa aynı durum burada da yaşanacak. Artık milli ve manevi değerler de bir kenara konuluyor. İnsan yaşamı rantla karşılaştırılamayacak kadar değerlidir” diyerek durumun vahametini hukuki ve insani boyutlarıyla gözler önüne serdi.
Efeler Belediye Meclis Üyesi İbrahim Bozkurt ise kürsüden yaptığı konuşmada, jeotermal projelerin kent merkezine kadar sokulmasını ironik ve sert bir dille eleştirdi. Yetkililerden bölge haritasını açmasını talep eden Bozkurt, ekrandaki konumları göstererek şu ifadeleri kullandı: “Şehrin, kalbin içerisindeyiz. Şurada antik şehrimiz Tralleis var. Ben firmaya bir öneride bulunuyorum; bence Tralleis’ten başlayalım. Tralleis’in ortasına bir tane jeotermal kuyusu dikelim. Kemer’de mezarlıkta da var. İnsanlar ölmüş, nasıl olsa ölecek. Bunları da arttıralım. Oraya da bir tane jeotermal santral dikelim. Müthiş! Bu buğuyu soluyoruz, daha fazla solumamız lazım. Şehir merkezinden başlayalım, Efeler’in kalbinden başlayalım. Havuzumuz var ya, orası termal havuz olsun. Kent Meydanı’na yapalım. Çok güzel olmaz mı? Aydın’ın sembolü haline geldi bu borular. Her yer boru, boru, boru. Ben Aydın’ın etrafına jeotermal borulardan oluşan heykeller istiyorum. Aydın’ın girişine de yapalım.”
Sivil Toplum ve Siyasi Temsilcilerden Ortak Mücadele Çağrısı
Efeler Kent Konseyi Başkanı Gülsevil Ergünoğlu, jeotermalin yarattığı uzun vadeli sağlık sorunlarına ve kanser vakalarına işaret ederek yetkililere seslendi. Ergünoğlu, “Yavaş yavaş ölmek, kanserle mücadele eden bir hastanın durumunu görüp hiçbir şey yapamamak daha kötü. Toptan ölelim, uzun vadede ölmeyelim. Ben bunu önermek istiyorum. Siz devlet memurusunuz, burada yaşıyorsunuz, çocuklarınız ve aileniz de burada. Bu şirket sahiplerinin hiçbiri burada yaşamıyor. Onların bize ne olduğunun umurunda bile değil. Burada söylenen her kelimenin, Aydınlıların jeotermali istemediğinin duyulmasını istiyoruz. Elinizden geleni yapın, bizi dinleyin” diyerek bürokratları halkın yanında durmaya davet etti.
YENİ Parti Efeler İlçe Başkanı Kaan Erçetin de halkın birlikteliğine vurgu yaparak şirketin hazırladığı ancak sunamadığı projeyi şu sözlerle özetledi: “Şirket bir sunum hazırlamış. Bizler müsaade etmedik ama belki kamuoyunda bunu duymak isteyenler vardı. Basın aracılığıyla tahmini olarak iki cümleyle özetleyeyim. Şöyle yazacaktı orada: ‘Biz sırtını belli yerlere yaslayarak Aydın’a hücum edenler çok çok ve hızlı hızlı kazanacağız. Sizler de yavaş yavaş, ağır ağır ve sancılı öleceksiniz.’ Özeti bu olacaktı ama süslü cümlelerle anlatacaktı muhtemelen. Şu kadarını söyleyeyim: Biz varız. Bu birlikteliği büyüteceğiz. Biz kimiz? Biz halkız. Size Aydın’da geçit vermeyeceğiz. Bundan sonra Aydın’da jeotermale geçit olmayacak. Aydın’ın efeleri de en kısa zamanda sizi bu kentten tutup kulağınızdan Nazilli, Efeler, Kuşadası denize dökecek. Aydın’ın ikinci kurtuluşu olacak.”
Aydın Çevre ve Kültür Derneği (AYÇED) Başkanı Mehmet Vergili ise jeotermal tesislerin tarım ve çevre üzerindeki tahribatını somut verilerle açıkladı. Vergili, “Jeotermal belası geldiğinden beri Aydın’da büyük bir felaket yaşanmaya başladı. Zeytinlerimiz, ürünlerimiz çürümeye, incirlerimiz kokmaya başladı. İnsanlarımız sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Özellikle geceleri hidrojen sülfür gazının kötü kokusuna maruz kalıyoruz. Şirketler para kazandı, biz hastalıklar kazandık. Efeler’in dibine, üniversitenin 250 metre yakınına jeotermal kuyu ve santral yapmaya çalışıyorlar. Jeotermal santraller yerleşim yerlerinin, su kaynaklarının ve birinci sınıf tarım topraklarının dibine yapılmamalı. Mevcut santraller denetlenmeli, gerektiğinde kapatılmalı. Yeni santraller eklemek yerine mevcut sorunlar çözülmeli” diyerek acil eylem planı çağrısında bulundu.
Aydın’da uzun yıllardır süregelen jeotermal enerji (JES) gerilimi, Efeler ilçesinin merkezine, hatta Adnan Menderes Üniversitesi kampüsünün sınırlarına kadar dayanmasıyla yepyeni ve çok daha sert bir toplumsal direnç evresine girdi. Gazeteci masasında bu süreci analiz ettiğimizde, halkın gösterdiği reaksiyonun sadece çevresel bir kaygıdan ibaret olmadığı, doğrudan yaşam alanlarını, inanç değerlerini (mezarlıklar gibi) ve kentin birincil ekonomik lokomotifi olan tarımı koruma refleksi olduğu açıkça görülüyor. Şirketlerin kamu yararı adı altında yürüttüğü projelerin, bölgedeki sosyal dokuyu ve halk sağlığını tehdit ettiği gerçeği artık gizlenemez bir boyuta ulaştı. Aydınlıların gösterdiği bu topyekun direnç, önümüzdeki süreçte ÇED raporlarının yargı aşamasında ne denli büyük bir toplumsal muhalefetle karşılaşacağının en somut kanıtıdır. Bürokrasinin ve karar vericilerin, halkın bu net iradesi karşısında nasıl bir adım atacağı bölgedeki toplumsal barışın geleceğini belirleyecektir.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Aydın Efeler’de planlanan JES projesinin kapasitesi ve etki alanı nedir?
KÇS firması tarafından yapılması planlanan proje 66 megavat (ME) gücündedir. Proje kapsamında 48 sondaj kuyusu açılması planlanmaktadır. Doğrudan Kalfaköy, Kocagür ve Gölhisar mahallelerini kapsayan proje; Doğan, İmamköy, Konuklu, Pınardere, Serçeköy, Umurlu ve Yılmazköy mahallelerini de doğrudan etkilemektedir.
Soru: ÇED toplantısında neden sunum yapılamadı ve bundan sonra ne olacak?
Toplantıya katılan bölge halkı, çevre dernekleri, siyasi parti temsilcileri ve Aydın Barosu üyeleri protestolar ve sloganlar eşliğinde şirket yetkililerinin sunum yapmasını engelledi. Halkın projeyi istemediği tutanaklara geçirildi. Bundan sonraki süreçte ÇED başvurusuna karşı hukuki mücadele ve iptal davaları süreci işletilecektir.
Kaynak / Ajans: Aydinhedef
📰
Haber Kaynağı / Ajans:
Aydinhedef