Can Atalay, 1 Ekim 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama yılının ilk gününde 24 saat sürecek bir açlık grevine başlayacağını duyurdu; bu eylem, Hatay halkının gasp edilen temsil hakkını ve adalete aç olanların sesini duyurmak amacıyla gerçekleştirilecek.
Hatay milletvekili ve Gezi Parkı davası kapsamında 2022’de tutuklanan Atalay, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Artık bıçak kemiğe dayanmıştır’ diyerek, hem kişisel hem de siyasi sorumluluğunu vurguladı ve bu kararın ülkenin sorunlarını kendi sorunu bilen herkesin sesini yükseltmesi gerektiğini belirtti.
- Kritik Gelişme: Can Atalay, TBMM’nin ilk gününde 24 saat sürecek açlık grevine başladı.
- Resmi Veri / Açıklama: Atalay, 18 yıl hapis cezasına çarptırılmış, ancak AYM’in hak ihlali kararı sonrası tahliye edilmedi.
- Süreç / Sonraki Adım: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM kararını reddederek mahkumiyet kararını onadı; yeni hukuki itirazların olası etkileri değerlendirilecek.
Kararın Detayları ve Hukuki Süreç

Gezi Parkı eylemleriyle ilgili dava kapsamında 2019’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Atalay, 25 Nisan 2022’de “Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım” suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve Marmara Cezaevi’ne gönderildi. 14 Mayıs 2023 seçimlerinde Hatay’dan milletvekili seçilmesine rağmen serbest bırakılmadı. Atalay, bu tutukluluğu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı; AYM 25 Ekim 2023’te seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 8 Kasım 2023’te AYM kararını reddederek mahkumiyet kararını onadı ve dosyayı yeniden inceleme yetkisini kendine aldı.
Sahadan İlk Bilgiler ve Atalay’ın Açıklamaları
Atalay, kendisine ait sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda, açlık grevinin “Hatay halkının gasp edilen temsil hakkını ve halkın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak” amacı taşıdığını vurguladı. “Susmayacağım. Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim” sözleri, hem bir protesto hem de bir sorumluluk beyanı niteliğinde. Açlık grevinin 24 saat sürmesi, eylemin sembolik bir uyarı niteliğinde olduğunu gösteriyor; aynı zamanda yargı sürecine yönelik bir baskı unsuru olarak da algılanıyor.
Ülke ve Siyasi Çevrenin Yansımaları
Avukatları ve muhalefet partileri, Yargıtay kararının demokratik temsilin ve kişisel özgürlüklerin gerilemesi anlamına geldiği yönünde eleştirilerde bulundu. Partiler, Atalay’ın tutukluluğunun seçimle kazanılmış milletvekilliği hakkının ihlali olduğunu belirterek, TBMM’de bir tutuklu milletvekilinin bulunmasının anayasal bir çelişki yarattığını ifade etti. Açlık grevi, aynı zamanda diğer tutuklu siyasetçilere ve tutuklu hak savunucularına bir referans noktası sunuyor; bu durum, adalet sistemindeki şeffaflık ve bağımsızlık taleplerini yeniden gündeme taşıyor.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Can Atalay’ın açlık grevi, sadece kişisel bir protesto değil; Türkiye’nin son yıllarda artan tutuklu milletvekili sayısına ve yargı‑yasama ilişkisine dair derin bir sinyal niteliği taşıyor. AYM’in hak ihlali kararı, yargının siyasi kararları nasıl şekillendirdiği sorusunu yeniden gündeme getirirken, Yargıtay’ın bu kararı geri çevirmesi, yargı bağımsızlığı konusunda mevcut gerilimleri perçinliyor. Açlık grevi, muhalefet partilerinin ve sivil toplumun hâlihazırda yükselen baskılarını birleştirecek bir katalizör olma potansiyeline sahip. Önümüzdeki haftalarda, TBMM’de bu tür eylemlerin prosedürel sonuçları, tutuklu milletvekillerinin görev yapma hakları ve yargı reformu talepleri daha da belirginleşebilir.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Can Atalay neden 1 Ekim’de açlık grevine başladı?
Atalay, 1 Ekim’in TBMM’nin yeni yasama yılının ilk günü olmasından hareketle, Hatay halkının temsil hakkının gasp edildiğini vurgulamak ve adalete aç olanların sesini duyurmak amacıyla bu tarihi seçti.
Soru: Açlık grevi sonrası yasal süreç nasıl ilerleyecek?
Açlık grevi bir protesto niteliği taşısa da, yargı sürecini etkilemesi doğrudan bir karar anlamına gelmez; ancak Atalay’ın avukatları, Yargıtay kararına itiraz ve Anayasa Mahkemesi’ne yeni başvurularla süreci yeniden açma olasılığını değerlendirebilir.
Kaynak / Ajans: Bbc
