Ne: Kahramanmaraş Çimento Beton Sanayi ve Madencilik İşletmeleri A.Ş. tarafından Aydın’ın Efeler ilçesinde Kalfaköy, Kocagür ve Gölhisar mahallelerinde kurulması planlanan 2×33 MW/33 MWe kapasiteli jeotermal enerji santrali, çevrecilerin katıldığı bir halk bilgilendirme toplantısında sert bir muhalefetle karşılaştı.
Kim, Nerede, Ne Zaman, Neden, Nasıl: Toplantı, 01.10.2026 tarihinde Efeler Belediyesi toplantı salonunda gerçekleşti; AYÇEP Başkanı Mehmet Vergili, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sunumunun yapılmasını engelleyerek projeye karşı olduğunu ilan etti ve çevrecilerin ortak sesini yükseltti.
- Kritik Gelişme: ÇED sunumu, Vergili ve çevrecilerin protestosu nedeniyle iptal edildi.
- Resmi Veri / Açıklama: Proje, J‑700 işletme ruhsatına sahip ve 2×33 MW/33 MWe kapasite hedefli.
- Süreç / Sonraki Adım: Projenin ÇED raporu yeniden hazırlanıp, yeni bir bilgilendirme toplantısı düzenlenmesi bekleniyor.
Projenin Detayları ve ÇED Süreci
Kahramanmaraş Çimento Beton Sanayi ve Madencilik İşletmeleri A.Ş., jeotermal kaynak arama ve enerji üretim faaliyetlerini Aydın’ın Efeler ilçesindeki Kalfaköy, Kocagür ve Gölhisar mahallelerinde yürütmeyi planlıyor. J‑700 ruhsatı, sahada iki adet 33 MW kapasiteli ünite kurularak toplam 66 MW enerji üretimini öngörüyor. Projenin resmi onay süreci, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun hazırlanması ve kamuoyu ile paylaşılmasını içeriyor. ÇED raporu, jeotermal kuyularının derinliği, su tüketimi, atık yönetimi ve bölgenin ekosistemine olası etkilerini teknik verilerle ortaya koymalı.
Sahadan İlk İzlenimler ve Çevrecilerin İtirazları
Toplantı salonunda ÇED sunumu başlamadan önce AYÇEP (Aydın Çevre ve Ekolojik Platformu) Başkanı Mehmet Vergili, mikrofonu eline alarak projeye karşı olduklarını vurguladı. Vergili, “Yıllardır bizi kanser ve kalp dolaşım rahatsızlığı ile karşıladınız. Jeotermal belası geldiğinden bu yana Aydın’da büyük bir garabet, büyük bir ölüm, büyük bir sıkıntı vermeye başladı” diyerek bölge halkının sağlık kaygılarını dile getirdi. Ayrıca, “İncirlerimiz akmaya başladı, insanlarımız kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarından kırılmaya başladı” şeklinde doğrudan tarımsal ürün ve insan sağlığı üzerindeki iddialı etkileri öne sürdü.
Vergili’nin sözlerine salondaki çevreciler de destek verdi. Çevreciler, jeotermal kuyularının su dibine ve tarım arazilerine yakın konumlandırılmasının, kükürt karbondioksit (SO₂) kokusunun gece 12’den sonra Efeler’de yaşayanları rahatsız ettiğini belirtti. “Bu bölgede jeotermal santral kurulması, üniversitenin dibine açılacak bir tesisle aynı hatayı tekrarlamaktır” ifadesiyle, proje lokasyonunun yeniden gözden geçirilmesi talep edildi.
Yerel ve Bölgesel Yansımalar
Efeler ilçesindeki bu protesto, Aydın’ın tarım‑turizm ağırlıklı ekonomisine yeni bir enerji yatırımı getirmenin toplumsal kabul sürecine dair kritik bir örnek teşkil ediyor. Bölge, incir, zeytin ve pamuk üretimiyle tanınırken, jeotermal kuyularının yeraltı suyu seviyelerini düşürmesi ve toprak tuzlanması riski, çiftçilerin gelirlerini doğrudan tehdit ediyor. Ayrıca, Aydın’da son yıllarda artan jeotermal projeleri, çevre örgütlerinin “yerleşim yerlerine, tarım arazilerine ve su kaynaklarına yakın konumlandırılmaması” gerektiği yönündeki ulusal kampanyasını da tetikliyor.
Yerel yönetim yetkilileri, projenin ekonomik faydalarını vurgularken, çevrecilerin sağlık ve çevre kaygılarını da göz ardı etmemek gerektiğini kabul etti. Efeler Belediye Başkanı’nın henüz resmi bir açıklaması bulunmamakla birlikte, belediyenin ÇED sürecini şeffaflaştırma ve halkın katılımını artırma yönünde adımlar atacağı söyleniyor.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Bu tür enerji projeleri, Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine hizmet ederken, yerel dinamiklerin göz ardı edilmesi toplumsal gerilimi artırıyor. Vergili’nin ve çevrecilerin kullandığı sağlık iddiaları, geçmişteki jeotermal santral deneyimlerinden besleniyor; ancak bilimsel verilerle desteklenmediği sürece, kamuoyu tartışması duygusal bir zemine kayabilir. Projenin ilerleyişi, ÇED raporunun bağımsız bir uzman kurulu tarafından yeniden değerlendirilmesi ve bölge sakinlerinin gerçek zamanlı veri erişimiyle şekillenecek. Önümüzdeki haftalarda yeni bir bilgilendirme toplantısı düzenlenirse, hem şirketin hem de yerel otoritelerin şeffaflık ilkesini sıkı tutması, sürecin meşruiyetini koruyacaktır.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Projenin iptal edilmesi mümkün mü?
Proje, mevcut ÇED raporunun onaylanması ve ilgili izinlerin alınması koşuluyla devam edebilir; ancak çevrecilerin itirazları ve yeni bir ÇED değerlendirmesi, projenin revize edilmesini ya da tamamen durdurulmasını tetikleyebilir.
Soru: ÇED sürecinde halkın katılımı ne kadar etkili?
ÇED mevzuatı, projenin çevresel etkilerini kamuoyuna açıklamayı ve halkın görüşlerini almayı zorunlu kılar; bu süreçte alınan geri bildirimler, raporun revizyonuna ve karar mercilerinin nihai değerlendirmesine doğrudan yansır.
Kaynak / Ajans: Yenikiroba