Ankara-Bağdat Hattında Kritik Uzlaşı: Türkiye Başika’dan Çekiliyor - Tralleskop

Ankara-Bağdat Hattında Kritik Uzlaşı: Türkiye Başika’dan Çekiliyor

Türkiye ile Irak arasında 2022 yılından bu yana diplomatik ve askeri kanallarda yürütülen güvenlik odaklı temaslar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 2015 yılından bu yana askeri...

Ankara-Bağdat Hattında Kritik

Türkiye ile Irak arasında 2022 yılından bu yana diplomatik ve askeri kanallarda yürütülen güvenlik odaklı temaslar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 2015 yılından bu yana askeri varlık bulundurduğu Başika-Zilkan üssünden kademeli olarak çekilmesi kararıyla yeni bir aşamaya evrildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu vesilesiyle New York’ta bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin gerçekleştirdiği zirvenin ardından yayımlanan ortak bildiriyle, Sincar bölgesinde Irak devlet otoritesinin bütünüyle tesisi ve yasa dışı silahlı unsurların varlığına son verilmesi şartına bağlı olarak üssün Irak Federal Hükümetine devredileceği resmen açıklandı.

İki ülke arasında terörle mücadele, sınır güvenliği ve bölgesel ticaret hatlarının geleceğini doğrudan etkileyen bu mutabakat, Ankara’nın uzun süredir üzerinde durduğu ‘terörsüz bölge’ doktrininin sahaya yansıması olarak değerlendiriliyor. Sincar-Suriye sınır hattının kontrol altına alınması ve PKK’nın silah bırakma sürecine entegre edilmesi hedeflenen bu çok boyutlu askeri-diplomatik süreç, aynı zamanda Basra Körfezi’ni Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi’nin de hızlandırılmasını içeren geniş kapsamlı bir stratejik ortaklığın parçası olarak kayda geçti.

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Kademeli Devir Süreci: TSK, Irak ordusunun Sincar’da tam kontrolü sağlaması ve PKK varlığını sonlandırması şartıyla Başika-Zilkan üssünü kademeli olarak Irak Federal Hükümetine teslim edecek.
  • Stratejik Koridor ve Kalkınma Yolu: New York’taki Erdoğan-Zeydi zirvesinde, güvenlik işbirliğinin yanı sıra Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi’nin hızlandırılması kararlaştırıldı.
  • Ekim Ayında Silah Bırakma Gündemi: TBMM tarafından ağustos ayında kabul edilen çerçeve yasanın, PKK’nın silahlarını Irak merkezi hükümetine teslim etmesi ve tam feshine paralel olarak ekim ayı itibarıyla uygulamaya girmesi öngörülüyor.

Sincar Şartı ve Başika-Zilkan Üssünün Kademeli Devir Mekanizması

Ankara ve Bağdat arasında varılan uzlaşmanın temel eksenini, Suriye sınırında yer alan ve terör örgütü PKK’nın Kandil-Mahmur hattıyla lojistik bağını kurduğu stratejik Sincar bölgesinin kontrolü oluşturuyor. 23 Eylül günü yapılan ortak açıklamada, iki ülkenin güvenlik alanındaki işbirliğini derinleştirme kararlılığı net bir dille ifade edilirken, ‘Sincar’da devlet otoritesinin bütünüyle tesisi ve yasaklı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi’ konusunda tam bir mutabakat sağlandığının altı çizildi.

Bu güvenlik uygulamalarında kaydedilecek ilerlemeye paralel olarak, önceden kararlaştırılan bir mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda TSK unsurları Başika-Zilkan yerleşkesini Irak Federal Hükümetine devredecek. Ancak Ankara’daki güvenlik kaynakları, sürecin sahadaki somut gelişmelere endeksli olduğunu belirtiyor. Irak Silahlı Kuvvetleri’nin Sincar’da tam anlamıyla asayişi sağlama hızı ve PKK’nın silah bırakma sürecindeki somut adımları, çekilmenin takvimini doğrudan belirleyecek. Örgütün silah bırakma eğiliminde henüz gözle görülür bir ilerleme kaydedilmemiş olması, devir işlemlerinin zamana yayılacağı yönündeki öngörüleri kuvvetlendiriyor.

2015’ten Günümüze Başika’nın Jeopolitik Serüveni ve Güvenlik Dinamikleri

Musul yakınlarında yer alan Başika üssü, TSK’nın bölgeye yerleştiği 2015 yılından bu yana Ankara-Bağdat ilişkilerinde en hassas egemenlik tartışmalarından birini teşkil etti. Türkiye, bu üsse bölgesel yönetimle yapılan mutabakat doğrultusunda, yerel unsurların IŞİD terör örgütüne karşı eğitilmesi amacıyla konuşlanmıştı. Dönemin Irak merkezi hükümeti ise bu askeri varlığı egemenlik ihlali olarak nitelendirerek diplomatik düzeyde tepki göstermişti. Üs, stratejik konumu nedeniyle 2017 yılında IŞİD’in, 2021 yılında ise İran destekli milis grupların doğrudan hedefi haline gelmişti.

IŞİD tehdidinin bertaraf edilmesinin ardından da TSK, sınır ötesindeki terörle mücadele operasyonlarını bu üs üzerinden koordine etmeye devam etti. İki ülke arasında 2024 yılında imzalanan ‘Askeri, Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı’ ise üssün hukuki statüsünde önemli bir dönüşüm sağladı. Bu anlaşmayla Başika, Türkiye-Irak Ortak Eğitim ve İşbirliği Merkezi’ne dönüştürülerek yönetimi resmi olarak Irak Silahlı Kuvvetleri’ne devredilmişti. Son varılan New York mutabakatı ise bu askeri varlığın tamamen sonlandırılmasının yolunu açmış oldu.

‘Terörsüz Bölge’ Hedefi ve TBMM’nin Yasal Çerçeve Süreci

Ankara’nın ‘Terörsüz Türkiye – terörsüz bölge’ olarak formüle ettiği doktrin, terör örgütünün yalnızca yurt içindeki varlığının değil, Irak ve Suriye’deki tüm silahlı ve idari yapılarının da tasfiye edilmesini şart koşuyor. Sincar’ın coğrafi olarak Irak-Suriye geçiş güzergahında bulunması, örgütün her iki ülkedeki militan ve lojistik akışını koordine etmesine olanak tanıyordu. Bu bölgenin silahlı gruplardan temizlenmesi, Ankara’nın uzun vadeli güvenlik stratejisinin öncelikli hedefi olarak masaya yatırıldı.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, PKK’nın silahlarını Irak merkezi hükümetine teslim etmesini içeren kapsamlı bir işbirliği modeli üzerinde çalışılıyor. Bu kapsamda, TBMM’nin geçtiğimiz ağustos ayında kabul ettiği çerçeve yasanın, silahların teslimi ve örgütün tam feshine paralel olarak devreye sokulması planlanıyor. Nitekim TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, Irak sahasında silah bırakma işlemlerinin ekim ayı itibarıyla başlayabileceğine işaret ederek sürecin takvimini somutlaştırmıştı.

🔍 GAZETECİ MASASI

Olayın Perde Arkası ve Analiz

Ankara ve Bağdat arasında varılan bu mutabakat, salt askeri bir geri çekilme hamlesi olmanın ötesinde, her iki ülkenin de ulusal çıkarlarını gözeten rasyonel bir ‘al-ver’ dengesine dayanmaktadır. Türkiye, 2015 yılından bu yana egemenlik tartışmalarına yol açan Başika üssündeki varlığını, Irak merkezi hükümetinin sınır güvenliğini sağlama ve terör örgütlerini elimine etme taahhüdü karşılığında bir diplomatik koz olarak kullanmıştır. Sincar’ın PKK’dan arındırılması, Ankara için sınır güvenliğinin kilit halkasıyken; Bağdat için ise ülkede tam egemenlik tesisinin ve topraklarında kontrol dışı silahlı yapıların son bulmasının ön şartıdır. Öte yandan, Kalkınma Yolu Projesi gibi devasa bir ekonomik entegrasyon projesinin hayata geçirilmesi, ancak bu güvenlik mimarisinin başarıyla işletilmesine bağlıdır. Dolayısıyla, Başika’dan kademeli çekilme, bölgede silahların susması ve ticaret koridorlarının açılması hedefine yönelik çok katmanlı bir stratejik satranç hamlesidir.

Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar

Soru: Türkiye’nin Başika üssünden çekilmesi hangi şartlara bağlıdır?

TSK’nın Başika-Zilkan yerleşkesinden kademeli olarak çekilmesi, Irak Silahlı Kuvvetleri’nin Sincar bölgesinde devlet otoritesini bütünüyle tesis etmesi, buradaki PKK varlığını tamamen sonlandırması ve yasaklı yabancı silahlı unsurları bölgeden arındırması şartına bağlıdır.

Soru: TBMM’nin kabul ettiği çerçeve yasa ne zaman ve nasıl uygulanacak?

Ağustos ayında TBMM tarafından kabul edilen yasal çerçeve, PKK’nın silahlarını Irak merkezi hükümetine teslim etmesi ve örgütün tamamen feshedilmesi sürecine paralel olarak yürürlüğe girecektir. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bu kapsamdaki silah bırakma süreçlerinin ekim ayı itibarıyla başlayabileceğini belirtmiştir.

Soru: Başika üssünün geçmişteki hukuki statüsü ve askeri önemi neydi?

Türkiye, 2015 yılında Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile yapılan anlaşma çerçevesinde yerel güçleri IŞİD’e karşı eğitmek amacıyla Başika’ya yerleşmiştir. Zamanla sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarının koordinasyon merkezine dönüşen üs, 2024 yılında imzalanan mutabakat zaptı ile ortak eğitim merkezine dönüştürülmüş ve yönetimi Irak Silahlı Kuvvetleri’ne devredilmiştir.

Kaynak / Ajans: Bbc

📰
Haber Kaynağı / Ajans: Bbc
Bizi Takip Edin & Son Dakika Gelişmelerini Kaçırmayın
🛡️ EDİTORYAL TEYİT & E-E-A-T STANDARDI
✅ Doğrulanmış İçerik

Bu haber metni; 5187 sayılı Basın Kanunu, Basın Ahlak Yasası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ilkeleri çerçevesinde editoryal süzgeçten geçirilmiş ve teyit edilmiştir.

✍️ Redaksiyon: furkankural ⏱️ Son Güncelleme: 24.09.2026 13:34 ⚖️ Yasal Denetim: BİK & Basın İlkeleri Uyumlu

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.

Didim’de CHP Adayı Atakan Erdoğan’ın İlçe Başkanlığı Açıklaması

Didim’in siyasi sahnesinde yeni bir döneme işaret eden gelişme, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yerel örgütlerinde yer alan Atakan Erdoğan’ın, Didim İlçe Başkanlığına adaylığını açıklamasıdır. 2024...

Didim’de CHP Adayı

Didim’in siyasi sahnesinde yeni bir döneme işaret eden gelişme, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yerel örgütlerinde yer alan Atakan Erdoğan’ın, Didim İlçe Başkanlığına adaylığını açıklamasıdır. 2024 yılında Didim İlçe Gençlik Kolları başkanlığı ve ADD Didim şube yönetimi deneyimiyle öne çıkan Erdoğan, sosyal medyada paylaştığı mesajda “Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin partisidir” diyerek partinin toplumsal misyonuna vurgu yaptı.

Erdoğan’ın açıklaması, yerel siyasette yeni bir liderlik arayışını gündeme getirirken, CHP’nin Didim’deki örgüt yapısında bir yenilenme sinyali olarak yorumlanıyor. 2026 yılı için adaylık sürecinin resmi başlatılması, partinin gençlik ve yerel temsilciliği güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Kritik Gelişme: Atakan Erdoğan, CHP Didim İlçe Başkanlığına adaylığını açıkladı.
  • Resmi Veri / Açıklama: Sosyal medyada “kimsesizlerin partisidir” mesajı paylaşıldı.
  • Süreç / Sonraki Adım: Adaylık süreci 2026 yerel seçimleri öncesinde resmiyet kazanacak.

Kararın Detayları ve Sürecin İşleyişi

Erdoğan, Didim İlçe Gençlik Kolları başkanlığı döneminde yerel halkla yakın temas kurarak parti içinde saygın bir konuma ulaşmıştı. ADD Didim şube yönetiminde görev alması, parti içindeki liderlik yetkinliğini pekiştirdi. Adaylık açıklaması, CHP’nin yerel örgütlerinde gençlik ve katılımcı yönetime verdiği önemi yansıtıyor. Resmi adaylık sürecinde, ilçe başkanlığı için adayların partinin iç seçime tabi tutulması planlanıyor.

Sahadan İlk Bilgiler ve Tarafların Açıklamaları

İlçe genel müdürü ve CHP Didim İlçe Komitesi, Erdoğan’ın adaylığını desteklediğini belirtti. Komite başkanı, “Atakan, gençlik ve kimsesizlik temalarına verdiği önemle partiye değer katacak” ifadelerini kullandı. Adayın sosyal medya açıklamasında ise “Sizlerin desteği ile Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanlığına adaylığımı açıklamaktan mutluluk duyuyorum” diyerek partinin vizyonuna uygun bir liderlik taahhüdü sundu. Yerel halk, sosyal medyada olumlu yorumlar yaparak adayın gençlik odaklı yaklaşımını takdir etti.

Bölgesel ve Sektörel Yansımalar

Didim, turizm ve yerel üretimin önemli olduğu bir bölge olarak, parti içindeki gençlik ve kimsesizlik temalarının yerel kalkınma projelerine entegrasyonu bekleniyor. Erdoğan’ın adaylığı, bölgedeki genç girişimcilerin ve yerel işletmelerin temsilini güçlendirebilir. Ayrıca, CHP’nin kimsesizlere yönelik politikaları, bölgedeki sosyal hizmetlerin genişletilmesine katkı sağlayabilir. Yerel medya, adayın açıklamasını “partinin yerel dönüşümüne katkı sağlayacak” olarak yorumladı.

🔍 GAZETECİ MASASI

Olayın Perde Arkası ve Analiz

Atakan Erdoğan’ın adaylığı, CHP’nin yerel örgütlerinde gençlik ve kimsesizlik temalarına verdiği önemi somutlaştırıyor. Adayın geçmişteki deneyimleri, partinin yerel stratejisinde bir köprü görevi görüyor. Siyasi ortamda, adayın açıklaması, partinin yerel halkla iletişimini güçlendirecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Geniş kitlelerin dikkatini çeken bu gelişme, CHP’nin yerel seçimlerdeki performansını etkileyebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor.

Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar

Soru: Atakan Erdoğan’ın adaylığının Didim’deki yerel siyasete etkisi nedir?

Adaylık, CHP’nin gençlik ve kimsesizlik temalarına verdiği önemin somut bir yansımasıdır. Yerel halkla yakın temas kurması, parti içindeki temsilciliği güçlendirebilir.

Soru: Süreç bundan sonra nasıl işleyecek?

Adaylık, CHP’nin iç seçime tabi tutulacak; resmi aday listesi 2026 yerel seçimleri öncesinde yayımlanacak. Seçim kampanyası, yerel halkla doğrudan temas içinde ilerleyecek.

Kaynak / Ajans: Sesgazetesi

📰
Haber Kaynağı / Ajans: Sesgazetesi
Bizi Takip Edin & Son Dakika Gelişmelerini Kaçırmayın
🛡️ EDİTORYAL TEYİT & E-E-A-T STANDARDI
✅ Doğrulanmış İçerik

Bu haber metni; 5187 sayılı Basın Kanunu, Basın Ahlak Yasası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ilkeleri çerçevesinde editoryal süzgeçten geçirilmiş ve teyit edilmiştir.

✍️ Redaksiyon: furkankural ⏱️ Son Güncelleme: 24.09.2026 13:33 ⚖️ Yasal Denetim: BİK & Basın İlkeleri Uyumlu

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.

SPK Soruşturmasında 750 Milyon Lira Donduruldu ve El Konuldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu, SPK soruşturması kapsamında 387,461,000 TL nakit varlığı dondurdu; aynı anda 362,000,000 TL'ye el konuldu.Olay, 24...

SPK Soruşturmasında 750

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu, SPK soruşturması kapsamında 387,461,000 TL nakit varlığı dondurdu; aynı anda 362,000,000 TL’ye el konuldu.

Olay, 24 Eylül 2026 tarihinde, Pusula Portföy A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın 105 milyon TL’si ve TERA Portföy üzerinden transferi planlanan 257 milyon TL için uygulanılan tedbirlerle, toplamda yaklaşık 750 milyon TL’yi kapsayan üç ayrı işlemde gerçekleşti.

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Kritik Gelişme: 387,461,000 TL nakit varlık donduruldu.
  • Resmi Veri / Açıklama: 362,000,000 TL’ye el konuldu; toplam 750 milyon TL tutarına ulaşıldı.
  • Süreç / Sonraki Adım: MASAK ile ortak çalışma sürüyor, yargı süreci devam ediyor.

Soruşturmanın Detayları ve Dondurma/El Koyma İşlemleri

SPK Soruşturmasında 750 Milyon Lira Donduruldu ve El Konuldu
SPK Soruşturmasında 750 Milyon Lira Donduruldu ve El Konuldu
SPK Soruşturmasında 750 Milyon Lira Donduruldu ve El Konuldu
SPK Soruşturmasında 750 Milyon Lira Donduruldu ve El Konuldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, MASAK’la yürüttüğü ortak inceleme neticesinde, sermaye piyasalarında şüpheli işlemlere dair 387 milyon 461 bin lira tutarındaki nakit varlığı dondurdu. Dondurma kararı, ilgili fon hesaplarının anlık olarak bloke edilmesini ve varlıkların hareketinin engellenmesini kapsıyor. Aynı çerçevede, tutuklanan Pusula Portföy A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’a ait 105 milyon lira ve TERA Portföy üzerinden aktarılması planlanan 257 milyon lira için el koyma tedbri uygulandı.

Tarafların Açıklamaları ve Sahadan İlk Bilgiler

MASAK yetkilileri, “Finansal suçların önlenmesi ve sermaye piyasalarının güvenilirliğinin korunması amacıyla yürütülen bu çalışma, uluslararası standartlarla uyumlu bir şekilde ilerliyor” diyerek sürecin şeffaflığını vurguladı. Pusula Portföy A.Ş. temsilcileri ise, “Soruşturma kapsamında ortaya çıkan iddiaları kesinlikle reddediyoruz; yasal sürecin sonunda hakikat ortaya çıkacaktır” şeklinde açıklama yaptı. Sahadan gelen ilk bilgiler, dondurulan fonların büyük bir kısmının özel yatırım fonlarına ait olduğunu ve bu fonların bir kısmının yabancı yatırımcılara da açık olduğunu gösteriyor.

Bölgesel ve Sektörel Yansımalar

Aydın ve çevresindeki sermaye piyasası aktörleri, bu tür büyük çaplı maliyetli soruşturmaların bölgesel yatırımcı güveni üzerindeki etkisini yakından izliyor. Uzmanlar, “750 milyon liralık bir tutarın aynı anda dondurulması ve el konulması, bölgesel finansal ekosistemde kısa vadeli likidite sıkışıklığına yol açabilir; ancak uzun vadede piyasa disiplinini güçlendirecek bir uyarı niteliğinde” diye yorumladı. Ayrıca, bu gelişmenin yerel bankacılık sektörüne ve Aydın’da faaliyet gösteren aracı kurumlara da dolaylı etkileri olacağı tahmin ediliyor.

🔍 GAZETECİ MASASI

Olayın Perde Arkası ve Analiz

Bu soruşturma, yalnızca bireysel bir yöneticinin değil, aynı zamanda sermaye piyasasındaki sistemik risklerin de hedef alındığını gösteriyor. MASAK’ın aktif rolü, Türkiye’nin finansal suçlarla mücadelede uluslararası taahhütlerini pekiştiriyor. Dondurma ve el koyma kararları, yatırımcıların risk algısını yeniden şekillendirirken, düzenleyici otoritelerin denetim kapasitesinin artmasına işaret ediyor. Önümüzdeki haftalarda, mahkeme kararları ve olası para cezaları, sektördeki davranış standartlarını yeniden tanımlayabilir; bu da Aydın gibi yatırım odaklı şehirlerde yeni uyum süreçlerini tetikleyebilir.

Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar

Soru: Dondurulan 387 milyon TL hangi hesaplarda bulunuyordu?

Dondurulan tutar, Pusula Portföy A.Ş.’nin yönetiminde bulunan özel yatırım fonlarının banka hesaplarında tespit edildi; fonların bir kısmı yerel, bir kısmı yabancı yatırımcılara aitti.

Soru: El konulan 362 milyon TL’ye dair yargı süreci ne zaman tamamlanacak?

Mahkeme süreci, ilgili delillerin değerlendirilmesi ve savunma haklarının kullanılmasıyla birlikte, önümüzdeki iki ay içinde sonuçlanması bekleniyor.

Kaynak / Ajans: Trthaber

📰
Haber Kaynağı / Ajans: Trthaber
Bizi Takip Edin & Son Dakika Gelişmelerini Kaçırmayın
🛡️ EDİTORYAL TEYİT & E-E-A-T STANDARDI
✅ Doğrulanmış İçerik

Bu haber metni; 5187 sayılı Basın Kanunu, Basın Ahlak Yasası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ilkeleri çerçevesinde editoryal süzgeçten geçirilmiş ve teyit edilmiştir.

✍️ Redaksiyon: furkankural ⏱️ Son Güncelleme: 24.09.2026 12:49 ⚖️ Yasal Denetim: BİK & Basın İlkeleri Uyumlu

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.