Ne? Söke Ziraat Odası Meclis Başkanı Savaş Koca, ayçiçeği ve pamuk üreticilerinin artan maliyetler karşısında fiyatların çöküşü nedeniyle “sahipsiz” bırakıldığını duyurdu.
Kim, Nerede, Ne Zaman, Neden, Nasıl? 15 Eylül 2026 tarihinde Aydın’ın Söke ilçesinde, Ziraat Odası temsilcisi Koca, borsada yükselen pamuk fiyatlarıyla çelişen üreticinin 1 kg pamuk için 47 lira maliyetini karşılayamadığını, ayçiçeği fiyatının ise 39 lira bandından 32 lira seviyesine gerilediğini belirtti.
- Kritik Gelişme: Ayçiçeği ve pamuk fiyatları, maliyet artışıyla birlikte üreticiyi zarara sürüklüyor.
- Resmi Veri / Açıklama: Savaş Koca, Tarım ve Orman Bakanı’nın Aydın ziyaretine rağmen Ziraat Odalarının toplantılara davet edilmediğini vurguladı.
- Süreç / Sonraki Adım: Üreticilerin tüccarların eline bırakılması ve vergideki indirimlerin fiyatları aşağı çekmesi beklentileri artırıyor.
Üreticilerin Karşılaştığı Maliyet ve Fiyat Sorunları
Söke’deki pamuk ve ayçiçeği üreticileri, 2024‑2025 dönemi maliyet artışlarını hâlâ telafi edemiyor. Ziraat Odası Meclis Başkanı Koca, bir kilogram pamuk üretiminin 6 lira akaryakıt harcaması gerektirdiğini ve mazotun litre başına 100 lira seviyesine çıktığını belgeledi. Bu rakamlar, borsada 37‑38 lira arasında değişen satış fiyatlarıyla karşılaştırıldığında üreticinin kilogram başına 10 lira civarında zarar ettiğini gösteriyor.
Ayçiçeği üreticileri de benzer bir sıkıntı yaşıyor. Trakya Birlik’in fiyat açıklamaktan kaçındığı, ayçiçeği birim fiyatının 39 lira bandından 32 lira seviyesine gerilediği bildirildi. Koca, “Birinci ürün ayçiçeği hasadı başladı; fakat fiyat hâlâ belli değil” diyerek belirsizliğin çiftçiyi nasıl mağdur ettiğini altı çizdi.
Bu durumun temelinde, girdilerin – özellikle tohum, gübre ve mazot – fiyatlarındaki %30‑40’lık artış yer alıyor. Çiftçiler, “Üretim maliyetimiz 2023’e göre iki katına çıktı, fakat gelirimiz aynı kaldı” şeklinde ortak bir şikayet paylaşıyor.
Tarım Odalarının ve Bakanlığın Tutumu
Savaş Koca, Ankara’nın sektörel sorunlara duyarsız kaldığını ve Ziraat Odalarının resmi toplantılara çağrılmadığını vurguladı. “Tarım ve Orman Bakanı Aydın’a geliyor, ancak Ziraat Odaları sektör temsilcisi olarak görülmüyor” ifadeleri, yerel temsilcilerin karar alma mekanizmalarından dışlandığını gösteriyor.
Bakanlığın ayçiçeği ithalatında uyguladığı vergi indiriminin (yüzde 20’den yüzde 12’ye) fiyatları aşağı çektiği kabul edilse de, Koca’nın belirttiği gibi bu indirim, üreticinin marjını iyileştirmekten çok, tüccarların kâr marjını artırma potansiyeli taşıyor. “Üreticinin eline geçen fiyatlar hâlâ maliyetin altında, bu da çiftçiyi tüccarın insafına terk ediyor” şeklinde bir uyarı yapıldı.
Yerel yönetimlerin ve bakanlığın bu soruna yönelik somut bir eylem planı sunmaması, çiftçilerin geleceğe dair belirsizliklerini derinleştiriyor. Koca, “Çocuklarımızı üniversiteye gönderecek paramız yok, traktör, araba değiştirmeyi bıraktık” diyerek, tarımın sosyo‑ekonomik etkilerine de ışık tuttu.
Yerel Ekonomik ve Sosyal Yansımalar
Söke ve çevresindeki tarım arazileri, Aydın’ın toplam tarımsal üretiminin %18’ini oluşturuyor. Bu bölgedeki çiftçilerin zor durumda olması, sadece tarım sektörünü değil, yerel tüketim, istihdam ve hizmet sektörü dinamiklerini de etkiliyor. Üretim azalması, yerel pazarlarda gıda fiyatlarının yükselmesine, dolayısıyla hanehalkı bütçelerinin daralmasına yol açıyor.
Ayrıca, genç çiftçilerin tarıma yönelme motivasyonu büyük ölçüde sarsılıyor. Koca’nın “Traktör, araba değiştirmeyi bıraktık” ifadesi, tarımsal yatırımın durma noktasına geldiğini gösteriyor. Bu durum, uzun vadede bölgenin demografik yapısının kırsal‑kentsel göçle yeniden şekillenmesine neden olabilir.
Yerel yöneticilerin ve ilgili bakanlıkların, çiftçilerin maliyet‑fiyat dengesini yeniden kurmak için acil destek paketleri, girdi teşvikleri ve pazarlama kanallarının güçlendirilmesi gibi somut adımlar atması bekleniyor. Aksi takdirde, Söke’nin tarımsal verimliliği ve bölgesel ekonomik istikrarı ciddi bir risk altına girebilir.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Bu kriz, yalnızca fiyat dalgalanmalarıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda tarım politikalarının bölgesel uygulanabilirliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Vergi indirimleri gibi kısa vadeli çözümler, üreticinin gerçek maliyetini dengelemekte yetersiz kalıyor. Ankara‑İzmir eksenindeki karar mekanizmalarının yerel temsilcileri dışlaması, çiftçilerin “sahipsiz” hissetmesine neden oluyor. Önümüzdeki dönemde, bakanlığın bölge temsilcileriyle düzenli istişare platformları oluşturması, maliyet‑fiyat dengesini sağlayacak uzun vadeli destek programları geliştirmesi ve özellikle mazot gibi enerji girdileri için sübvansiyonların yeniden değerlendirilmesi kaçınılmaz.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Ayçiçeği ve pamuk fiyatları neden düşüyor?
İthalat vergilerindeki indirim, tüccarların maliyetlerini düşürse de, üreticinin girdi maliyetleri (mazot, gübre, tohum) aynı oranda azalmıyor; bu da fiyatların üreticinin maliyetinin altında kalmasına yol açıyor.
Soru: Çiftçilerin sorunlarını çözmek için hangi adımlar atılabilir?
İlk aşamada mazot ve diğer girdiler için geçici sübvansiyonlar, ardından bölgesel fiyat belirleme mekanizmalarının (ör. Trakya Birlik) şeffaflaştırılması ve Ziraat Odalarının karar süreçlerine dahil edilmesi öneriliyor.
Kaynak / Ajans: Aydinhedef

