Türkiye genelinde sulak alanların hızla yok olmasıyla birlikte 240 tabii gölden 186’sının tamamen kuruduğu bilimsel verilerle belgelendi. Ülke genelindeki tabii göllerin yüzde 80’ini kaybetme noktasına getiren bu ekolojik kriz karşısında, kalan sulak alanları ve küresel göç yollarını muhafaza etmek adına bilim insanları sahada zamana karşı amansız bir mücadele veriyor.
Kafkasya-Avrasya hattındaki küresel göç rotasının en kritik duraklarından biri olan Doğu Anadolu’da, KuzeyDoğa Derneği Başkanı ornitolog Prof. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu ve ekibi, göllerin kalan yüzde 20’lik bölümünü kurtarmak amacıyla yürütülen bilimsel çalışmaları yönetiyor. Türkiye topraklarının yüzde 88’inin çölleşme riski altında bulunduğu ve mevcut su kaynaklarının neredeyse yüzde 80’inin tüketildiği somut verilerle masaya yatırıldı.
- Kritik Gelişme: Türkiye’deki 240 tabii gölden 186’sı kururken, ülke coğrafyasının yüzde 88’inin ciddi çölleşme tehlikesi altında olduğu kayda geçti.
- Resmi Veri / Açıklama: Doğa Koruma ve Milli Parklar yetkilileri Tuzluca Depolama Barajı projesinde yapay adalar inşa edilerek kuşlar için yeni ekosistem oluşturulacağını açıkladı.
- Süreç / Sonraki Adım: Aras Kuş İzleme İstasyonu’nu sular altında bırakma riski taşıyan baraj projesi ve Ermenistan sınır hattının açılma ihtimali karşısında müzakereler sürüyor.
Sınırdaki Sığınaklar: Aktaş ve Kuyucuk Göllerinin Akıbeti

Türkiye’deki tüm kuş türlerinin yüzde 68’ine ev sahipliği yapan kuzeydoğu bölgesindeki sulak alanlar, sınır güvenliği ve insan müdahalesi arasındaki hassas dengede var olma savaşı veriyor. Türkiye-Gürcistan sınırında yer alan Aktaş Gölü, tepeli pelikanlar ile ak pelikanların Türkiye’de bir arada barındığı son sığınak olarak kayda geçti. Gölün askerî yasak bölge statüsünde bulunması; kaçak tekne turlarını, sazlık kıyımını ve göçmen kuşların rahatsız edilmesini engelleyen yegane güvence işlevi görüyor. Gürcistan sınırına uzanan kara yolu projesinde, bilim insanlarının sunduğu rapor doğrultusunda güzergah gölden 1,6 kilometre uzağa taşındı ve kuşların araçlara çarpmasını önleyecek özel bariyerler inşa edildi.
Buna karşılık Aktaş Gölü’nün 77 kilometre güneyindeki Kuyucuk Gölü aynı şansı yakalayamadı. 2004 yılında yapılan sayımlarda, küresel nüfusunun yüzde 12’sini oluşturan 20 bini aşkın angıt kuşuna ve toplamda 40 binden fazla kanatlıya ev sahipliği yapan göl, insan kaynaklı müdahaleler sonucu kuruma noktasına geldi. 1997 yılında 13 metre olarak ölçülen su derinliği, 2010 yılında kritik eşik olan 1 metreye kadar geriledi.
Kuyucuk Gölü’nü besleyen dere yatakları üzerine köylüler tarafından kurulan derme çatma bentler ve yeraltı sularını tüketen kaçak sondaj kuyuları gölün çekilmesindeki ana etkenler olarak belirlendi. Doğa koruma ekiplerinin valilik nezdinde yürüttüğü girişimlerle göle kuyu suyu takviyesi sağlandı ve kaçak bentler kaldırtılarak alanın tamamen toza dönüşmesi engellendi. Ancak Türkiye ile Ermenistan arasındaki kapalı kara sınırının yeniden açılması planlarının, Kuyucuk sulak alanının tam merkezinden geçen güzergahı gündeme taşıması yeni bir tehdit oluşturuyor.
Aras Araştırma İstasyonu ve Tuzluca Barajı Çıkmazı
Kuyucuk Gölü’ndeki kuruma neticesinde araştırmalarını Iğdır sınırları içindeki Aras Nehri havzasına taşıyan KuzeyDoğa Derneği, 2006 yılından bu yana Aras Kuş Araştırma İstasyonu vasıtasıyla Kafkasya-Avrasya hattındaki göç hareketlerini aralıksız takip ediyor. Yılın altı ayı boyunca sahada görev yapan uzman halkalayıcılar ve gönüllüler; çayır taşbülbülü, dağ çıvgını ve bozkır yağmurcunu gibi kritik türlerin ağırlık, kanat uzunluğu ve cinsiyet verilerini uluslararası veri tabanlarına işliyor.
Buna karşın saha çalışmaları başlatılan ve şantiye alanı kurulan Tuzluca Depolama Barajı projesi, yürütülen bilimsel çalışmaları doğrudan tehdit ediyor. Mevcut baraj planları istasyon binasını, etrafındaki zengin sazlık ekosistemini ve üç köyü tamamen su altında bırakacak parametreler içeriyor. Yerel Doğa Koruma ve Milli Parklar şube yetkilileri projeye dair yaptıkları bilgilendirmede, uzmanlar eşliğinde çevresel etki analizlerinin gerçekleştirildiğini, rezervuar sahasında yapay adalar inşa edilerek yaban hayatı için alternatif bir ekosistem kurulacağını ifade etti.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Türkiye’nin su varlığı üzerindeki baskı, salt yağış rejiminin değişmesiyle izah edilemeyecek boyutta yapısal bir yönetim sorunudur. 240 tabii gölden 186’sının kuruması, yüzey ve yeraltı sularının plansız tarımsal sulama ve denetimsiz sondajlarla hoyratça tüketilmesinin acı faturasıdır. Yüzde 80’i kullanılan ulusal su rezervleri, 2030 kuraklık projeksiyonları öncesinde alarm vermektedir. Doğa ile insan talebi arasındaki tercihlerde yerel siyasetin oy kaygısıyla su tahsisini kontrolsüz biçimde popülist kanallara aktarması, sulak alanların tasfiyesini hızlandıran gizli bir mekanizmadır. Yapay adalar gibi teknokratik çözümler, milyonlarca yıllık tabii sazlık ve delta habitatlarının sağladığı karmaşık besin zincirini ikame etmekte yetersiz kalacaktır.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Türkiye genelinde göllerin kurumasının ardındaki birincil etkenler nelerdir?
Göl yataklarını besleyen akarsuların bentlerle kesilmesi, tarımsal sulama amacıyla açılan kaçak yeraltı kuyuları, su kaynaklarının yüzde 80 oranında aşırı kullanımı ve küresel iklim krizine bağlı kuraklık tablosu temel nedenlerdir.
Soru: Tuzluca Depolama Barajı Aras Kuş İstasyonu’nu nasıl etkileyecek?
Şantiye sahası kurulan ve beş yıl sürmesi planlanan inşaat süreci, mevcut projeye göre üç köy ile birlikte Aras Kuş Araştırma İstasyonu’nu ve göçmen kuşların beslenme sazlıklarını tamamen sular altında bırakacaktır.
Kaynak / Ajans: Bbc