İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması koşulunda ABD’nin İslamabad Mutabakatı’nı tam olarak yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Pezeşkiyan, “Eğer bu güzergâh o çerçevelere göre açılırsa, ABD de taahhütlerini yerine getirmelidir” diyerek, Boğaz’ın açılmasının uluslararası bir anlaşmaya dayandığını hatırlattı.
Umman ile yürütülen görüşmelerde, “anlaşmaya varılan harita temelinde” Hürmüz Boğazı’nın tekrar faal hâle getirilebileceği kabul edildi. Cumhurbaşkanı, bu yol haritasının Devrim Rehberi Ayetullah Mücteba Hamaney’e sunulduğunu, Devrim Muhafızları ve askeri güçler tarafından da onaylandığını belirtti.
- Pezeşkiyan, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını ABD’nin İslamabad Mutabakatı taahhütleriyle bağdaştırdı.
- Umman ile ortak bir harita üzerinden Boğaz’ın yeniden açılması kararı alındı.
- İran, ABD’ye deniz ablukasını kaldırma, dondurulmuş varlıkları serbest bırakma ve İsrail’in Lübnan’daki eylemlerini durdurma talebinde bulundu.
Mutabakatın Kökeni ve Boğazın Stratejik Önemi
İslamabad Mutabakatı, 2023 yılında İran ve ABD arasında, Orta Doğu’da deniz trafiği, enerji akışı ve güvenlik konularını düzenlemeyi amaçlayan bir çerçeve olarak imzalanmıştı. Mutabakat, Hürmüz Boğazı gibi kritik su yollarının serbest ve güvenli geçişini teminat altına almayı, aynı zamanda ABD’nin İran’a uyguladığı ekonomik yaptırımları kademeli olarak hafifletmeyi öngörüyordu. Pezeşkiyan’ın açıklamaları, bu çerçevenin hâlâ tam anlamıyla hayata geçirilmediğini ve ABD’nin taahhütlerini yerine getirmediğini ima ediyor.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Körfezi’ni birbirine bağlayan, dünya enerji ticaretinin %20’sinden fazlasının geçtiği stratejik bir geçiş noktasıdır. Boğazın kapanması, petrol ve doğalgaz ihracatının rotasını zorlaştırmakta, küresel enerji fiyatlarını etkileyebilmektedir. Bu bağlamda, Boğazın yeniden açılması yalnızca bölgesel değil, küresel ekonomik dengeler açısından da kritik bir adım olarak görülüyor.
ABD’ye Yönelik Talepler ve Bölgesel Dinamikler
Pezeşkiyan, ABD’nin şu anda uygulamakta olduğu deniz ablukasını kaldırmasını, İran’a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını ve İsrail’in Lübnan’da sürdürdüğü askeri eylemlere son verilmesini talep etti. Bu üç unsur, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü geniş çaplı baskı politikasının temel taşlarını oluşturuyor. Cumhurbaşkanı, “Washington’un bu adımları atması, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını mümkün kılacaktır” diyerek, ABD’nin politikalarını bu bağlamda yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.
İran’ın komşu ülkelerle ilişkileri de bu sürecin bir parçası olarak ortaya çıkıyor. Pezeşkiyan, Pakistan, Afganistan, Suudi Arabistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman, Mısır, Azerbaycan ve Türkmenistan gibi bölge ülkeleriyle ortak bir anlayış geliştirmek istediklerini belirtti. Bu ülkeler, hem enerji güvenliği hem de deniz ticareti açısından Hürmüz Boğazı’nın işleyişinden doğrudan etkilenen taraflar. İran, bölgesel işbirliğini artırarak ABD’nin tek taraflı baskılarını dengelemeyi hedefliyor.
İç ve Dış Politika Açısından Değerlendirme
İran içinde, Pezeşkiyan’ın açıklamaları, dış politikanın ulusal güvenlik ve ekonomik refah üzerindeki etkilerini vurgulayan bir söylem olarak algılanıyor. Devrim Muhafızları ve askeri güçlerin onayı, kararın stratejik bir güvenlik perspektifiyle desteklendiğini gösteriyor. Öte yandan, ABD’nin yaptırımlarını hafifletmesi ve Boğaz’ı açması, İran’ın dış ticaret hacmini artırarak ekonomik istikrarını güçlendirebilir.
Uluslararası alanda ise, Hürmüz Boğazı’nın açılması, ABD‑İran ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası oluşturabilir. Eğer ABD, mutabakata uygun adımlar atarsa, bölgedeki tansiyonun azalması ve enerji akışının normalleşmesi muhtemel. Ancak ABD’nin mevcut politikaları ve İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetleri, bu sürecin önünde hâlâ büyük engeller oluşturuyor.
Gelecek Haftalar ve Olası Senaryolar
Pezeşkiyan’ın açıklamaları, önümüzdeki haftalarda diplomatik temasların yoğunlaşacağına işaret ediyor. ABD‑İran arasında yeni bir müzakere süreci başlatılabilir; bu süreçte Hürmüz Boğazı haritası, teknik detayları ve güvenlik protokolleri detaylı bir şekilde ele alınacak. Uzmanlar, ABD’nin yaptırımların kademeli kaldırılması ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması karşılığında Boğaz’ın açılmasını şart koşabileceğini öngörüyor.
Diğer yandan, bölge ülkelerinin ortak bir anlayışa varması, Boğaz’ın güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde işletilmesi açısından kritik. Umman’ın bu süreçte oynadığı rol, haritanın teknik doğrulanması ve deniz güvenliği koordinasyonunun sağlanması bakımından belirleyici olabilir.
Merak Edilen Sorular ve Cevaplar
Soru: Hürmüz Boğazı’nın açılması için ABD’nin hangi spesifik taahhütleri yerine getirmesi gerekiyor?
Cevap: ABD’nin, İslamabad Mutabakatı kapsamında belirlenen deniz ablukasını kaldırması, İran’a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve İsrail’in Lübnan’daki askeri eylemlerine son vermesi bekleniyor.
Soru: Boğazın yeniden açılması bölgesel enerji fiyatlarını nasıl etkiler?
Cevap: Boğazın açılması, Basra Körfezi’nden dünya pazarına akışın daha sorunsuz gerçekleşmesini sağlayarak, petrol ve doğalgaz fiyatlarında istikrar ve potansiyel bir düşüşe yol açabilir.
Soru: İran’ın komşu ülkeleriyle ortak bir anlayış geliştirmesi ne kadar mümkün?
Cevap: İran, Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Umman gibi ülkelerle ortak bir güvenlik ve ekonomik çerçeve oluşturma çabalarını sürdürüyor; bu ülkeler de bölgesel deniz trafiğinin güvenliğine büyük ilgi gösteriyor.
Kaynak / Ajans: Trthaber
