Marion Adası’nda Ekolojik Yıkım: 5 Kedi Felaket Getirdi

Marion Adası'nda 1949 yılında fare popülasyonunu kontrol altına almak amacıyla başlatılan biyolojik müdahale, tarihin en ağır ekolojik felaketlerinden birine dönüştü. Adaya getirilen sadece beş evcil...

Marion Adası'nda Ekolojik Yıkım: 5 Kedi Felaket Getirdi - Fotoğraf 2

Marion Adası’nda 1949 yılında fare popülasyonunu kontrol altına almak amacıyla başlatılan biyolojik müdahale, tarihin en ağır ekolojik felaketlerinden birine dönüştü. Adaya getirilen sadece beş evcil kedinin kontrolsüz biçimde çoğalması sonucu 40 yılı aşkın bir süre boyunca yüz binlerce deniz kuşu telef oldu.

Doğal bir avcısı veya rekabet edeceği herhangi bir tür bulunmayan kediler, kısa sürede ada ekosisteminde hızla çoğalarak tüm tür dengesini altüst etti. Bilimsel araştırmalar ve dönemsel raporlar, biyolojik kontrol amacıyla yapılan bu hamlenin ada doğasında yarattığı tahribatın boyutlarını gözler önüne serdi.

  • 1949’da salınan 5 kedi, 1977 yılına gelindiğinde 3 bin 400 bireylik devasa bir nüfusa ulaştı.
  • Kediler her yıl ortalama 450 bin deniz kuşunu avlayarak bazı türlerin adadaki varlığını tamamen bitirdi.
  • 42 yıllık mücadelenin ardından 1991’de kediler temizlendi; ancak bu kez baskılanmaktan kurtulan fare nüfusu %430 oranında arttı.

Fare Mücadelesinden Ekolojik Yıkıma

Marion Adası'nda Ekolojik Yıkım: 5 Kedi Felaket Getirdi
Marion Adası'nda Ekolojik Yıkım: 5 Kedi Felaket Getirdi (Kaynak Görseli)
Marion Adası'nda Ekolojik Yıkım: 5 Kedi Felaket Getirdi
Marion Adası'nda Ekolojik Yıkım: 5 Kedi Felaket Getirdi (Kaynak Görseli)

19. yüzyılda fok ve balina avcılarının gemileriyle adaya giren farelerin meteoroloji istasyonunu istila etmesi üzerine yetkililer, 1949 yılında adaya beş adet evcil kedi getirdi. Ancak adada herhangi bir doğal avcının yer almaması kedilerin önlenemez biçimde çoğalmasına zemin hazırladı. Scientific raporlarına göre, 1977 yılına gelindiğinde adadaki kedi nüfusu yaklaşık 3 bin 400 seviyesine ulaştı.

Adada hiçbir ağacın bulunmaması ve bitki örtüsünün yalnızca yosun ile ot öbeklerinden oluşması, yer altındaki tünellerde yuvalayan deniz kuşlarını kediler için açık bir hedef haline getirdi. Kediler zamanla fare avlamayı tamamen bırakarak, gece saatlerinde yuvalarına dönen ve toprağı oyan fırtına kuşlarına yöneldi. Polar Biology ve Antarctic Science dergilerinde yayımlanan araştırmalar, 1970’li yıllarda adadaki kedilerin her yıl ortalama 450 bin deniz kuşunu katlettiğini ortaya koydu.

Yok Olan Türler ve 42 Yıllık Zorlu Mücadele

Kedilerin yırtıcı faaliyetleri adadaki tür dengesini tamamen bozdu. Bayağı dalgıç fırtına kuşu (common diving petrel) adadan tamamen silindi. Bu tür, ancak son kedinin yakalanmasından 24 yıl sonra, 2015 yılında Goodhope Körfezi’ndeki 1 hektarlık dar bir alanda yeniden görüntülenebildi. Kedilerin temizlenmesinden 20 yıl sonra dahi kuşların yuva yoğunluğundaki artış yalnızca %56 seviyesinde kaldı.

Güney Afrika makamları, ekolojik yıkımı durdurmak amacıyla 1977 yılında kapsamlı bir imha programı başlattı. İlk aşamada virütik kedi panlükopeni hastalığı taşıyan 96 kedi adaya salındı ve bulaşıcı hastalık 18 ay içinde kedi nüfusunu %50 oranında azalttı. Kalan nüfus için gece avcılığı, tuzaklama ve zehirleme yöntemleri uygulandı. 1982’de sayı 600’e düşürülürken, Temmuz 1991’de son kedinin de yakalanmasıyla 42 yıllık süreç sona erdi. Marion Adası, kedilerin tamamen temizlendiği en büyük ada unvanını kazandı.

Kedilerden Sonra Baş Başa Kalan Yeni Kriz: Fare İstilası

Kedilerin adadan tamamen temizlenmesi, adada bu kez yeni bir ekolojik krizi beraberinde getirdi. Üzerlerindeki av baskısından kurtulan fare nüfusu sonraki 20 yıl içinde %430 oranında devasa bir artış gösterdi. Otçul beslenen farelerin, doğrudan canlı albatros yavrularına saldırarak onları katlettiği tespit edildi.

Adadaki fare istilasını tamamen sonlandırmak ve ekosistemi koruma altına almak amacıyla günümüzde 25 milyon dolar bütçeli “Mouse-Free Marion” projesinin hayata geçirilmesi planlanıyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Soru: Marion Adası’na kediler ilk olarak neden ve ne zaman getirildi?

Cevap: Kediler, 19. yüzyılda gemilerle adaya giren ve meteoroloji istasyonunu istila eden farelerle biyolojik mücadele amacıyla 1949 yılında adaya salınmıştır.

Soru: Kedilerin adadan temizlenmesi ne kadar sürdü ve hangi yöntemler kullanıldı?

Cevap: 1977’de başlatılan imha süreci 1991’e kadar sürdü. Bulaşıcı kedi panlükopeni virüsü, gece avı, tuzaklama ve zehirleme yöntemleriyle Temmuz 1991’de son kedi yakalanmıştır.

Soru: Kediler temizlendikten sonra adada nasıl bir sorun yaşandı?

Cevap: Kedilerin yok olmasıyla fare nüfusu %430 arttı ve fareler canlı albatros yavrularına saldırmaya başladı. Bu durumu çözmek için 25 milyon dolarlık ‘Mouse-Free Marion’ projesi hazırlanmıştır.

Kaynak: Sozcu

📰
Haber Kaynağı / Ajans: Sozcu

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.

38. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı İstanbul’da Başladı

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından organize edilen ve sporseverlerin merakla beklediği 38. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, İstanbul'da büyük bir heyecanla başladı. Dünyanın en prestijli...

38. Boğaziçi Kıtalararası

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından organize edilen ve sporseverlerin merakla beklediği 38. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, İstanbul’da büyük bir heyecanla başladı. Dünyanın en prestijli açık su yüzme organizasyonlarından biri olan dev yarışın startını Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak verdi.

Asya kıtasından Avrupa kıtasına uzanan benzersiz parkurda gerçekleştirilen yarışma öncesinde sporcular, Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı’nda toplandı. Buradan özel vapurlarla yarışın başlama noktası olan Kanlıca Vapur İskelesi’ne nakledilen yüzücüler, startın verilmesiyle birlikte kendilerini İstanbul Boğazı’nın serin sularına bıraktı.

  • 38. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, TMOK organizasyonuyla İstanbul Boğazı’nda başladı.
  • Organizasyona 64 farklı ülkeden toplam 2 bin 500 uluslararası yüzücü katılım gösterdi.
  • Startı Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak verirken sporcular 6,5 kilometrelik parkurda kulaç atıyor.

64 Ülkeden 2 Bin 500 Yüzücü Boğaz’da Kulaç Atıyor

Bu yıl 38’incisi düzenlenen organizasyon, uluslararası düzeyde yoğun bir katılıma sahne oluyor. Toplam 64 farklı ülkeden gelen 2 bin 500 sporcu, iki kıtayı birleştiren eşsiz kulvarda dereceye girebilmek için mücadele ediyor.

Kanlıca Vapur İskelesi’nden başlayan ve Kuruçeşme’de tamamlanacak olan parkur, toplam 6,5 kilometre uzunluğa sahip. Yüzücüler hem zorlu Boğaz akıntısıyla hem de rakipleriyle kıyasıya bir mücadele vererek bitiş çizgisine ulaşmaya çalışıyor.

Sporculardan Filistin’e Anlamlı Destek

Yarışın başlangıç sürecinde sporcuların sergilediği anlamlı davranışlar öne çıktı. Mücadeleye katılan bazı yüzücüler, start alanına doğru hareket ederken ellerinde taşıdıkları Filistin bayraklarıyla dikkat çekti.

Sporcular, kendilerini Kanlıca’ya götüren vapurdaki yolculuk sırasında da ellerindeki Filistin bayraklarını dalgalandırarak barış mesajı verdi. Yüzücüler start noktasına kadar ellerindeki bayraklarla ilerleyerek insani duyarlılıklarını spor organizasyonu vasıtasıyla dile getirdi.

Eşsiz Parkurda Kıtalararası Heyecan

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin her yıl titizlikle yürüttüğü organizasyon, İstanbul’un spor turizmine ve uluslararası tanıtımına devasa bir katkı sunuyor. Kuruçeşme’de kurulan bitiş alanında sporcuları karşılamak ve heyecana ortak olmak için sporseverler de kıyıda yerlerini aldı.

Sıkça Sorulan Sorular

Soru: 38. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nı hangi kurum düzenliyor?

Organizasyon, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) tarafından resmi olarak düzenlenmektedir.

Soru: Yüzme yarışının parkur uzunluğu ne kadardır?

Kanlıca Vapur İskelesi ile Kuruçeşme arasındaki yarış parkuru toplam 6,5 kilometredir.

Soru: Yarışmaya kaç ülkeden kaç sporcu katılmıştır?

Bu yılki organizasyona 64 farklı ülkeden toplam 2 bin 500 sporcu katılmıştır.

Kaynak: Aa

📰
Haber Kaynağı / Ajans: Aa

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.

Osmaniye Hava Durumu Raporu: Sıcaklık ve Nem Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, Osmaniye ve çevresinde önümüzdeki günlerde seyredecek hava durumu koşulları netleşti. Bölge genelinde mevsim normallerinde seyreden hava sıcaklıklarının...

Osmaniye Hava Durumu

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, Osmaniye ve çevresinde önümüzdeki günlerde seyredecek hava durumu koşulları netleşti. Bölge genelinde mevsim normallerinde seyreden hava sıcaklıklarının etkisini sürdürmesi beklenirken, yetkililer vatandaşlara günün en sıcak saatlerine karşı dikkatli ve tedbirli olmaları yönünde uyarılarda bulundu.

Doğu Akdeniz kuşağında yer alan kentte, gün içerisinde yüksek sıcaklık ve zaman zaman hissedilen nem oranı günlük yaşamı doğrudan etkiliyor. Bölge sakinleri ve kente seyahat edecek vatandaşlar için meteoroloji uzmanları, belirli zaman dilimlerinde açık alanda uzun süre kalınmaması gerektiğini vurguluyor.

  • Osmaniye genelinde sıcaklıkların mevsim normalleri civarında seyretmesi bekleniyor.
  • Öğle saatlerinde dik gelen güneş ışınlarına karşı nem ve sıcaklık uyarısı yapıldı.
  • Rüzgarın genellikle güney ve batı yönlerden hafif, zaman zaman orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.

Osmaniye Hava Durumunda Haftalık Beklentiler

Osmaniye il genelinde yapılan meteorolojik tahminlere göre, gün içerisinde sıcaklıkların yüksek seviyelerde seyretmesi öngörülüyor. Özellikle sabah saatlerinde nispeten serin bir hava hakim olurken, öğle saatlerine doğru termometreler yükselişe geçiyor. Kent merkezinin yanı sıra Kadirli, Düziçi, Bahçe ve Toprakkale gibi ilçelerde de benzer hava koşullarının etkili olması beklenmektedir.

Hava şartlarındaki anlık değişimler ve nem oranındaki artış, kentte ikamet eden vatandaşların günlük planlamalarında meteorolojik verileri yakından takip etmesini gerekli kılıyor. Meteoroloji uzmanları, hava kütlelerinin bölgedeki geçişi sırasında oluşabilecek anlık rüzgar artışlarına karşı da vatandaşların hazırlıklı olması gerektiğini belirtmektedir.

Sıcak ve Nemli Havada Alınması Gereken Önlemler

Meteoroloji uzmanları, Osmaniye ve çevresinde etkili olan sıcak hava dalgalarına karşı özellikle kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların, yaşlıların ve çocukların daha tedbirli olmasını tavsiye ediyor. Günün en sıcak zaman dilimi olan 11.00 ile 16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça doğrudan güneş altında kalınmaması önerilmektedir.

Ayrıca bol sıvı tüketimi, hafif gıdalarla beslenme ve güneş koruyucu giysilerin tercih edilmesi gibi basit ancak etkili adımlar, aşırı sıcakların sebep olabileceği olumsuz etkileri en aza indiriyor. Açık alanda çalışmak zorunda olan iş kollarında da çalışma saatlerinin imkan dahilinde düzenlenmesi hayati önem taşıyor.

Rüzgar ve Yağış İhtimali Değerlendirmesi

Son meteorolojik verilere göre Osmaniye çevresinde önemli bir yağış kütlesi beklenmemekle birlikte, yüksek kesimlerde zaman zaman yerel bulutlanmalar gözlemlenebilir. Rüzgarın genellikle kıyı kesimlerden iç bölgelere doğru hafif, zaman zaman ise orta kuvvette esmesi beklenmektedir.

Yetkililer, havadaki nem oranının yüksek olduğu günlerde hissedilen sıcaklığın termometre değerlerinin üzerine çıkabileceğini hatırlatıyor. Bu nedenle, resmi kanallardan paylaşılan anlık meteorolojik durum güncellemelerinin takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Soru: Osmaniye hava durumu tahminlerine nereden ulaşılabilir?

Osmaniye hava durumu tahminlerine Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün resmi internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden anlık olarak ulaşabilirsiniz.

Soru: Osmaniye’de günün en sıcak saatleri hangileridir?

Osmaniye’de genellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında hava sıcaklığı günün en yüksek seviyelerine ulaşmaktadır.

Soru: Aşırı sıcaklarda nasıl önlemler alınmalıdır?

Bol su tüketilmesi, güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmaması, koruyucu şapka ve giysiler kullanılması uzmanlar tarafından önerilmektedir.

Kaynak: Trends.google

📰
Haber Kaynağı / Ajans: Trends.google

Bu yazar henüz bir profil açıklaması eklemedi.