ABD ekonomisi, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminde korumacı gümrük tarifeleri, Ortadoğu’daki askeri gerilimlerin tetiklediği enerji krizleri ve rekor kamu borçlanmasının gölgesinde %2,2’lik yıllık büyüme temposunu sürdürürken, makroekonomik veriler ile Amerikan hanehalkının alım gücü arasındaki makas açılmaya devam ediyor. Washington yönetiminin hayata geçirdiği vergi indirimleri ve ticaret politikalarının sonuçları somut verilerle incelendiğinde; büyüme rakamlarının arkasında derinleşen bir bütçe açığı ve gelir adaletsizliği tablosu göze çarpıyor.
Başkan Trump’ın ara dönem seçimleri öncesinde sıklıkla dile getirdiği ekonomik başarı iddiaları, bağımsız veri analizleriyle masaya yatırıldı. Elde edilen somut göstergeler; %3,7 seviyesine tırmanan tüketici enflasyonunun, %5 sınırını aşan 10 yıllık devlet tahvili getirilerinin ve yüksek konut kredisi faizlerinin ortalama Amerikalı seçmenin günlük yaşamında hissedilir yükler yarattığını belgelerle ortaya koydu.
- Kritik Gelişme: ABD ekonomisi yıllık %2,2 büyüme oranıyla G7 ülkelerini geride bıraksa da, devasa yapay zeka yatırımları ve kamu borçlanması bu büyümenin ana motoru konumunda bulunuyor.
- Resmi Veri / Açıklama: Ocak 2025’te %3 seviyesinde devralınan enflasyon %3,7’ye yükseldi; bütçe açığı ise Eylül 2026 itibarıyla 2 trilyon dolara (GSYİH’nin %6’sı) ulaştı.
- Süreç / Sonraki Adım: Vergilendirme ve Ekonomik Politika Enstitüsü (ITEP) verilerine göre, gümrük tarifeleri ve vergi politikaları orta gelir grubunun yıllık gelirinde 1.700 dolar net kayba yol açarken, en zengin %1’lik kesime 12.560 dolar avantaj sağladı.
Gümrük Vergileri, Yapay Zeka Dopingi ve Büyüme Dinamikleri

Trump’ın 2 Nisan 2025 tarihinde yürürlüğe koyduğu kapsamlı ithalat vergilerinin ardından Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi küresel kurumlar büyüme tahminlerini aşağı çekmişti. Ancak sonraki aylarda tarifelerin belirli ölçülerde esnetilmesi ve gümrük baskısının hafifletilmesiyle birlikte ABD Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYİH), beklenenden daha dirençli bir performans sergiledi. 2024 yılının sonundaki %3,2’lik ivmenin ardından mevcut durumda %2,2 seviyesinde seyreden büyüme, aynı dönemde diğer G7 ekonomilerinin kaydettiği performansın üzerinde kalmayı başardı.
Büyümenin arkasındaki en stratejik dinamiklerden biri ise Amerikan teknoloji devlerinin yapay zeka altyapısına yaptığı devasa harcamalar oldu. Ülke genelinde veri merkezlerinin inşasına yönelik harcamalar Ağustos 2026’da aylık 5 milyar dolar seviyesine ulaşarak, Trump’ın göreve başladığı dönemin neredeyse iki katına çıktı. Donanım maliyetleri hariç tutulan bu inşaat harcamalarının, teknoloji sektöründeki yatırım iştahı azaldığı takdirde genel ekonomik büyüme üzerinde ciddi bir kırılganlık yaratabileceği finans analistleri tarafından kayda geçirildi.
Mutfaktaki Enflasyon ve Enerji Maliyetlerinin Baskısı
Seçmenlerin 2024 yılında Joe Biden yönetimine yönelttiği en büyük eleştiri olan yüksek yaşam maliyetleri, Trump döneminde de tamamen çözülebilmiş değil. Tüketici fiyat endeksi, Biden döneminde ulaşılan %9’luk tarihi zirvenin oldukça altında kalsa da, Trump’ın devraldığı %3’lük seviyeden %3,7’ye tırmandı. Ekonomistler, uygulanan yeni gümrük tarifelerinin korumacı etkisi olmasaydı enflasyon patikasının daha aşağıda oluşacağını vurguluyor.
Enflasyondaki yukarı yönlü hareketi besleyen bir diğer kritik unsur ise ABD ve İsrail’in İran ile yaşadığı askeri çatışmaların küresel enerji piyasalarında yarattığı tedarik aksamaları oldu. Tarım, sanayi ve nakliye sektörünün temel girdisi olan dizel yakıtın galon fiyatı Eylül 2026’da 6,52 dolara tırmanarak rekor seviyeyi gördü. Sığır eti ve kahve gibi temel gıda maddelerindeki fiyat artışları perakende sektöründe marjları daraltırken, perakendeciler artan enerji maliyetlerinin gıda üretim süreçlerini daha da pahalı hale getireceği konusunda uyarılarda bulundu.
İstihdam Piyasası ve Sıkı Göç Politikalarının Yan Etkileri
İmalat sanayisini ülkeye geri getirme iddiasıyla uygulanan gümrük vergilerine rağmen, imalat sektöründe çalışan Amerikalı sayısı Eylül 2026 itibarıyla 12,6 milyon seviyesinde kalarak hafif bir gerileme gösterdi. Trump’ın ikinci döneminde özel sektöre her ay ortalama 34 bin yeni istihdam eklenirken, bu rakam Biden döneminin son yılındaki aylık 122 binlik ortalama artışın belirgin şekilde gerisinde kaldı.
Buna karşın, ABD’deki işsizlik oranının %4,2 gibi nispeten düşük bir patikada kararlılık göstermesi dikkat çekiyor. Veriler, bu durumun temel nedeninin yönetim tarafından uygulanan sert göçmenlik kısıtlamaları ve kitlesel sınır dışı etme programı olduğunu gösteriyor. Toplam iş gücü arzının daralması, işsizlik oranının yükselmemesi için her ay daha az sayıda yeni istihdam yaratılmasının yeterli olması sonucunu doğurdu.
Kamu Borçlanması, Yükselen Faizler ve Konut Piyasası
Trump yönetiminin hayata geçirdiği geniş kapsamlı vergi indirimleri, federal hükümetin borçlanma gereksinimini rekor seviyelere çıkardı. Eylül 2026 ile biten bir yıllık dönemde federal bütçe açığı 2 trilyon dolar olarak gerçekleşti ve milli gelirin %6’sına ulaştı. Uluslararası Para Fonu (IMF), bütçe açığının 2030 yılına kadar GSYİH’nin %8’ini aşacağı öngörüsünde bulunarak, kontrolsüz artan ulusal borcun gelecekte bir finansal kriz riskini tetikleyebileceği uyarısını yaptı.
Devasa borçlanma ihtiyacı, ABD hükümetinin borçlanma maliyetlerini doğrudan yukarı çekti. Ocak 2025’ten bu yana 10 yıllık ABD devlet tahvili getirileri %5 sınırını aşarak 2007 küresel finans krizinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Tahvil faizlerindeki bu tırmanış, konut kredisi (ipotek) piyasasına da doğrudan yansıdı. Yeni 30 yıllık konut kredisi faizlerinin %6,9’dan %7,4’e yükselmesi, ilk kez ev alacaklar için gayrimenkul piyasasını erişilemez hale getirirken, mevcut ev sahiplerinin düşük faizli eski kredilerini kaybetmemek adına taşınmaktan kaçınması konut piyasasında kilitlenmeye yol açtı.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
25 yılı aşkın ekonomi-politik izleme tecrübemizle Washington’daki makro tabloyu okuduğumuzda, Trump yönetiminin seçmene vadettiği ‘üretim devrimi’ ile sahadaki verilerin örtüşmediği net şekilde görülüyor. Büyüme rakamları %2,2 ile kâğıt üzerinde olumlu görünse de, bu büyümenin iki suni ayağı var: Teknoloji devlerinin yapay zeka veri merkezlerine yaptığı muazzam harcamalar ve bütçe açığını 2 trilyon dolara fırlatan devlet borçlanması. İmalat sektöründe istihdam artışı sağlanamadığı gibi, gümrük vergilerinin faturası ve enerji fiyatlarındaki tırmanış Amerikan orta sınıfının omuzlarına yüklenmiş durumda. Nitekim ITEP verileri, en zengin %1’lik dilim vergi indirimleriyle kazancını artırırken, orta kesimin 1.700 dolar fakirleştiğini somut verilerle kanıtlıyor. Tahvil faizlerinin %5’i aşması, Amerikan ekonomisinin önümüzdeki dönemde daha yüksek borç servisi ve derinleşen konut kriziyle yüzleşeceğini gösteriyor.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Trump’ın gümrük vergileri ABD enflasyonunu nasıl etkiledi?
İthal mallara getirilen yüksek gümrük tarifeleri ve Ortadoğu’daki savaş nedeniyle rekor kıran dizel yakıt fiyatları, enflasyonun Ocak 2025’teki %3 seviyesinden %3,7’ye tırmanmasında ana etken oldu.
Soru: Vergi politikaları farklı gelir gruplarına nasıl yansıdı?
Düşünce kuruluşlarının verilerine göre, yürürlüğe giren vergi düzenlemeleri ve gümrük maliyetleri neticesinde hanehalklarının orta beşte birlik kesimi 2026’da ortalama 1.700 dolar gelir kaybı yaşarken, en zengin %1’lik kesim ortalama 12.560 dolar ek avantaj sağladı.
Soru: ABD’de konut kredisi faizleri neden yükseliyor?
Federal hükümetin bütçe açığının 2 trilyon dolara ulaşması ve devletin borçlanma ihtiyacı nedeniyle 10 yıllık ABD tahvil getirileri %5’i aştı. Bu durum 30 yıllık konut kredisi faizlerini %7,4’e çıkararak konut piyasasında durgunluğa neden oldu.
Kaynak / Ajans: Bbc
