Meta, Brezilya seçimlerinde Devlet Başkanı Lula’nın rakibi Flavio Bolsonaro’ya karşı taraflı algoritmalar kullandığı iddialarını derinlemesine inceleyen açıklamasında, platformun siyasi ideolojilere dayalı içerik sunmadığını vurguladı. 2026-10-17...
Meta, Brezilya seçimlerinde Devlet Başkanı Lula’nın rakibi Flavio Bolsonaro’ya karşı taraflı algoritmalar kullandığı iddialarını derinlemesine inceleyen açıklamasında, platformun siyasi ideolojilere dayalı içerik sunmadığını vurguladı. 2026-10-17 tarihinde yapılan açıklamada, Meta’nın tüm adaylara eşit kurallar uyguladığı ve sistemsel teknik aksaklıkların öne çıkardığı belirtilti.
📌 Öne Çıkan Başlıklar
Kritik Gelişme: Meta, Lula karşıtı algoritma iddialarını kesinlikle reddetti.
Resmi Veri / Açıklama: Platform, “sistemler siyasi ideolojiye dayalı içerik sunmaz” dedi.
Süreç / Sonraki Adım: Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi’nin kararını bekliyoruz.
Kararın Detayları ve Sürecin İşleyişi
Meta, Brezilya Seçiminde Lula Karşısında Algoritma Suçlamalarını Reddetti
Meta’nın açıklamasında, 4 Ekim’deki seçim sürecinde yaşanan “hedefli baskı” iddialarının, aslında küresel teknik aksaklıklar ve yasal düzenlemelerden kaynaklandığı öne sürüldü. Şirket, “Meta, Brezilya’daki tüm adaylara, partilere ve siyasi görüşlere aynı kuralları uygulamaktadır” dedi. Meta AI ile ilgili iddialar, platformun yapay zeka özelliklerinin sınırlı kullanımına ilişkin teknik belgelerle desteklendi.
Sahadan İlk Bilgiler ve Tarafların Açıklamaları
Lula, Instagram, Facebook ve WhatsApp’ı “rakibi Bolsonaro’yu kayırmak için taraflı algoritmalar kullandığı” gerekçesiyle eleştirdi. Bu iddialar, Folha de S. Paulo gazetesinde yayımlanan Meta çalışanlarının iç yazışmalarına dayanıyordu. Çalışanlar, “teknik aksaklıklar nedeniyle Lula’nın kampanya hesaplarının öne çıkarılmasının kısıtlandığını” kabul ettiler ancak bu aksaklıkların “sistemsel” olduğunu savundu.
Bölgesel ve Sektörel Yansımalar
Meta’nın açıklaması, Brezilya’daki dijital medya ortamında algoritma şeffaflığı konusuna yeni bir bakış açısı getirdi. Seçim kampanyalarında sosyal medya platformlarının rolü, uluslararası arenada da yoğun tartışma konusu olmaya devam ediyor. Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi’nin 25 Ekim’de yapılacak ikinci tur için aynı kuralların uygulanacağına dair karar bekleniyor.
🔍 GAZETECİ MASASI
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Meta’nın açıklamasında kullanılan teknik terimler, şirketin algoritmik şeffaflık çabalarının bir yansımasıdır. Ancak, platformun küresel ölçekteki politikalarını inceleyen araştırmalar, algoritmaların tamamen tarafsız olmadığını göstermektedir. Bu bağlamda, Brezilya’daki seçim ortamında algoritmaların etkisi, yalnızca teknik aksaklıklarla sınırlı kalmayıp, sosyal medya ekosisteminin dinamikleriyle de şekilleniyor. Gelecekte, platformların politik içerik filtreleme yöntemleri, seçmen davranışları üzerinde daha belirgin bir etki yaratabilir. Meta’nın açıklaması, bu konuda kamuoyunu sakinleştirmeyi amaçlasa da, dijital platformların siyasi süreçlerdeki rolü hâlâ tartışma konusudur.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Meta’nın açıklaması, algoritma taraflılığını tamamen ortadan kaldırıyor mu?
Meta, sistemlerinin siyasi ideolojiye dayalı içerik sunmadığını belirtti, ancak algoritmaların tamamen tarafsız olmasını garanti etmedi. Şirket, teknik aksaklıkların ve düzenlemelerin etkisini minimize etmeye çalışıyor.
Soru: Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi’nin kararından sonra ne bekleniyor?
Mahkeme, 25 Ekim’de yapılacak ikinci tur için aynı kuralların uygulanacağına dair kararını vermesi bekleniyor. Karar, platformların seçim dönemindeki davranışlarını şekillendirebilir.
Kaynak / Ajans: AA
📰
Haber Kaynağı / Ajans:Aa
Bizi Takip Edin & Son Dakika Gelişmelerini Kaçırmayın
Bu haber metni; 5187 sayılı Basın Kanunu, Basın Ahlak Yasası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ilkeleri çerçevesinde editoryal süzgeçten geçirilmiş ve teyit edilmiştir.
✍️ Redaksiyon: furkankural⏱️ Son Güncelleme: 17.10.2026 14:34⚖️ Yasal Denetim: BİK & Basın İlkeleri Uyumlu
Ne? Aydın’ın Efeler ilçesine bağlı Dağeymiri Mahallesi’nde doğada yetişen alıç (hawthorn) meyvesi, kış aylarının habercisi olarak pazar tezgahlarına damgasını vurdu. Ne zaman? Soğukların etkisini artırdığı...
Ne? Aydın’ın Efeler ilçesine bağlı Dağeymiri Mahallesi’nde doğada yetişen alıç (hawthorn) meyvesi, kış aylarının habercisi olarak pazar tezgahlarına damgasını vurdu. Ne zaman? Soğukların etkisini artırdığı Ekim ayının başından itibaren olgunlaşan meyve, 17 Ekim 2026 tarihine kadar yerel pazarlarda 150 TL/kilo fiyatla satılıyor. Kim? Dağlık kesimde hasat yapan köylüler ve pazar esnafı Muharrem Ay, alıcıların artan ilgisini vurguluyor. Nerede? Efeler Dağeymiri Mahallesi’nin taşlık, engebeli arazilerinde doğal olarak yetişen alıç, şehir merkezindeki semt pazarlarında sergileniyor. Neden? Çekirdeklidir, ekşi tadı ve sarı‑kırmızı‑turuncu renkleriyle dikkat çeker, kalp, solunum, böbrek ve soğuk algınlığına iyi geldiği söylenir. Nasıl? Yağmur suyuyla beslenen ağaçların meyveleri elle, zorlu arazide toplandı, temizlenip kilogram bazında satıldı.
Alıç, ceviz büyüklüğünde, fındık kadar büyük bir meyve olup, doğal ortamda kendiliğinden yetişir; bakım gerektirmez. Yerel halk, meyvenin şifalı olduğu inancını nesilden nesile taşıyarak, taze tüketiminin yanı sıra marmelat ve reçel gibi işlenmiş ürünlerde de kullanıyor. Pazar tezgahında 150 TL/kg fiyatla satılan alıç, bölge ekonomisine hem tarımsal çeşitlilik hem de yeni bir gelir kalemi sunuyor.
📌 Öne Çıkan Başlıklar
Kritik Gelişme: Alıç meyvesi, kışın ilk doğal habercisi olarak Aydın pazarlarında yoğun talep görüyor.
Resmi Veri / Açıklama: Esnaf Muharrem Ay, hasatın zahmetli olduğunu, fiyatın 150 TL/kg olduğunu ve sağlık faydalarının geniş bir yelpazeye yayıldığını belirtti.
Süreç / Sonraki Adım: Yerel tarım müdürlükleri, alıç üretimini desteklemek amacıyla eğitim ve pazarlama projeleri hazırlıyor.
Alıç Meyvesinin Üretim Süreci ve Hasat Zorluğu
Aydın Dağlarında Yetişen Alıç Meyvesi: Kışın Şifalı Lezzeti ve Ekonomik Fırsat
Alıç, dağlık ve çalılık alanlarda doğal olarak oluşan dikenli bir ağaç türüdür. Meyve, yalnızca yağmur suyundan beslenir; ek sulama ya da gübreleme gerektirmez. Hasat dönemi genellikle ekim ayının başında başlar ve meyveler, engebeli ve taşlı arazide elle toplanır. Esnaf Muharrem Ay, “Dağlık kesimlerde doğal olarak yetişen ve kışın habercisi olarak bilinen bu meyve, toplanması oldukça zahmetli. Dikenli çalılıkların içinde, kayalık zeminde, tek tek toplamak zaman alıyor” şeklinde açıklama yaptı. Toplanan meyveler, temiz suyla yıkanıp, kalite kontrolünden geçtikten sonra pazar tezgahlarına yerleştiriliyor.
Sağlık Açısından Alıç ve Yerel Ekonomi
Alıç, antioksidan, flavonoid ve C vitamini bakımından zengindir. Bilimsel çalışmalar, düzenli tüketimin kolesterol seviyesini düşürdüğünü, kan dolaşımını iyileştirdiğini ve bağışıklık sistemini güçlendirdiğini gösteriyor. Bölge halkı, özellikle kalp ve solunum rahatsızlıkları için geleneksel olarak alıç çayı ve reçel tüketiyor. Ekonomik açıdan ise, 150 TL/kg satış fiyatı, ortalama yıllık gelirine ek bir %12‑%15 oranında katkı sağlıyor. Yerel kooperatifler, alıç ürünlerini markalaştırarak, turistik pazarlara da açmayı planlıyor.
Pazar ve Tüketici Talepleri
Efeler semt pazarındaki alıç tezgahı, haftanın beş günü yoğun ilgi görüyor. Yerel tüketicilerin yanı sıra, çevre illerden gelen ziyaretçiler de bu şifalı meyveyi satın alıyor. Sosyal medya üzerinden yayılan fotoğraflar ve tavsiyeler, talebi daha da artırdı. Pazar yöneticileri, alıcıların talebine yanıt verebilmek için stok takibi ve fiyat istikrarı sağlamak amacıyla haftalık hasat raporları hazırlıyor. Ayrıca, Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, alıç yetiştiriciliğini desteklemek üzere 2027‑2028 yılları için hibe programı duyurdu.
🔍 GAZETECİ MASASI
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Alıç meyvesinin bölgeye kazandırdığı ekonomik dinamizm, yalnızca doğal bir ürünün pazara girmesiyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda kırsal kalkınma stratejilerinin yerel kaynaklarla bütünleşmesinin bir örneği. Zorlu hasat koşulları, iş gücünün değerini artırırken, fiyatın 150 TL/kg seviyesinde sabitlenmesi, hem üreticiyi motive ediyor hem de tüketici algısını koruyor. Önümüzdeki sezonlarda, kooperatif destekli paketleme ve marka oluşturma çalışmaları, alıcı kitlesini genişletip, ihracat potansiyelini ortaya çıkarabilir. Ancak, sürdürülebilir hasat ve orman ekosistemine zarar vermemek adına, bölgesel planlamanın titizlikle yürütülmesi şart.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Alıç meyvesi hangi sağlık sorunlarına iyi gelir?
Alıç, antioksidan ve flavonoid içeriği sayesinde kalp damar sağlığını destekler, kan basıncını dengelemeye yardımcı olur, solunum yollarını rahatlatır, böbrek fonksiyonlarını iyileştirir ve soğuk algınlığı semptomlarını hafifletir.
Soru: Alıç hasadı nasıl gerçekleşiyor ve neden fiyatı yüksek?
Hasat, dağlık ve çalılık alanlarda elle, tek tek toplanır; bu süreç engebeli arazi, dikenli ağaçlar ve meyvenin küçük boyutu nedeniyle zahmetlidir. İşçilik maliyeti ve sınırlı üretim, kilogram fiyatının 150 TL’ye çıkmasını açıklamaktadır.
Kaynak / Ajans: Aydinhedef
📰
Haber Kaynağı / Ajans:Aydinhedef
Bizi Takip Edin & Son Dakika Gelişmelerini Kaçırmayın
Bu haber metni; 5187 sayılı Basın Kanunu, Basın Ahlak Yasası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ilkeleri çerçevesinde editoryal süzgeçten geçirilmiş ve teyit edilmiştir.
✍️ Redaksiyon: furkankural⏱️ Son Güncelleme: 17.10.2026 14:18⚖️ Yasal Denetim: BİK & Basın İlkeleri Uyumlu
Edebiyat ve düşünce dünyası, 17 Ekim 2026 itibarıyla Türkiye'nin önde gelen yayınevleri tarafından eş zamanlı olarak yayımlanan 10 yeni yapıtla zenginleşti. Can Yayınları'ndan İletişim'e, Yapı...
Edebiyat ve düşünce dünyası, 17 Ekim 2026 itibarıyla Türkiye’nin önde gelen yayınevleri tarafından eş zamanlı olarak yayımlanan 10 yeni yapıtla zenginleşti. Can Yayınları’ndan İletişim’e, Yapı Kredi Yayınları’ndan İş Bankası Kültür Yayınları’na kadar uzanan geniş yayın yelpazesinde okurla buluşan seçki; çağdaş teknolojinin edebiyat üzerindeki tesirlerinden Osmanlı ve Bizans döneminin tarihsel dönüm noktalarına kadar pek çok alanı doğrudan kayda geçirdi.
Haftanın yeni çıkanları arasında Yekta Kopan’ın algoritmalar çağında okurluk bilincini sorguladığı denemelerinden, Selim Nüzhet Gerçek’in 1922 yılından günümüze taşınan mistik polisiyesine kadar geniş bir içerik bütünlüğü masaya yatırıldı. Hem çağdaş Türk edebiyatının hem de dünya külliyatının seçkin örneklerini bir araya getiren bu külliyat, edebiyat kamuoyunda düşünsel bir derinlik oluşturmayı amaçlıyor.
📌 Öne Çıkan Başlıklar
Kritik Gelişme: Can Yayınları, İş Bankası Kültür Yayınları, Everest, Doğan Kitap ve İletişim Yayınları dahil pek çok yayınevi yeni eserlerini eş zamanlı olarak raflara taşıdı.
Resmi Veri / Açıklama: Yekta Kopan, Reşad Ekrem Koçu ve Selim Nüzhet Gerçek gibi usta kalemlerin yapıtlarının yanı sıra uluslararası ödüllü yabancı metinler Türkçe edebiyat envanterine girdi.
Süreç / Sonraki Adım: Yeni eserlerin özellikle dikkat ekonomisi, edebiyatta yapay zekâ etkisi ve tarihsel tefrika metinlerinin yeniden basımı ekseninde edebiyat panellerinde ele alınması planlanıyor.
Yapay Zekâ Eşiğinde Okurluk ve Tarihin Kayıp Sayfaları
Yapay Zekâdan Tarihin Gizemine: Haftanın 10 Yeni KitabıYapay Zekâdan Tarihin Gizemine: Haftanın 10 Yeni Kitabı
Haftanın öne çıkan düşünce metinlerinin başında Yekta Kopan’ın kaleme aldığı ‘Okudum da Ne Oldu?: Yapay Zekâ Çağında Okur Olmak’ adlı eser yer alıyor. Can Yayınları etiketiyle okurlara sunulan kitap, çocukluk hatıralarından başlayarak bireyin kitaplarla kurduğu bağı irdeliyor. Kopan, sosyal medyanın yarattığı gürültülü ortam ile dijital dikkat ekonomisinin kıskacındaki modern okurun dönüşümünü masaya yatırıyor. Eserde çevirinin kolektif doğasından sesli kitap sektörüne kadar yayıncılığın güncel mekanizmaları sorgulanırken, yazar nihai yargılarda bulunmak yerine okurla birlikte kolektif bir tefekkür alanı açıyor.
Geçmişin edebiyat mirasını bugüne taşıyan bir diğer çalışma ise Selim Nüzhet Gerçek’in İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle yayımlanan ‘Meçhul Kuvvetlere Kurban’ adlı eseri oldu. Gerçek’in 1922 yılında İleri gazetesinde ‘Ahmet Kâmil’ müstear ismiyle yayımladığı bu mistik polisiye, yazarın ilk kez basılan ‘Habeşistan Hançeri’ başlıklı hikâyesiyle birlikte tek ciltte toplandı. İstibdat döneminin siyasi ve toplumsal baskı ortamında, Agâh Paşa’nın Mısır mitolojisiyle bezeli İstanbul yalısında işlenen Ahmet Nebil Bey cinayetini konu alan roman; olay yerindeki rasyonel kanıtlar ile duvarda beliren hiyeroglifler gibi doğaüstü unsurları karşı karşıya getiriyor.
Tarih alanında ise Reşad Ekrem Koçu’nun vaktiyle Tercüman gazetesinde 106 bölüm tefrika edilen ‘Harun El Reşid’ adlı eseri Doğan Kitap tarafından yeniden basılarak literatüre kazandırıldı. İslam tarihinin altın çağı olarak anılan Bağdat merkezli refah dönemini, Bermeki ailesinin bürokratik yönetim kabiliyetini, Batı imparatoru Charlemagne ile kurulan diplomatik ilişkileri ve Bizans seferlerini Koçu’nun özgün anlatım diliyle sunan yapıt, dönemin saray erkânının gündelik hayatına dair zengin bir panorama vadediyor.
İnsan Ruhunun Karanlık Dehlizleri ve Toplumsal Yüzleşmeler
Çağdaş anlatı sahasında ise güçlü kurgusal metinler edebiyatseverlerin karşısına çıkıyor. Everest Yayınları etiketiyle yayımlanan Mustafa Orman imzalı ‘Kar Yağıyor Behçet Hanım’, ölüm döşeğindeki ikizi Selim’in kimliğini çalarak Kars’a sığınan Salih’in varoluşsal hesaplaşmasını anlatıyor. Kars’ın karla kaplı ikliminde geçen ve çağdaş bir Habil ile Kabil anlatısını andıran yapıt, bireysel suçluluk duygusunu kentin üzerini örten sessizliğin arkasındaki siyasi gerilimlerle harmanlıyor. Dilin şiirsel ritmi ve hakikat ile yanılsama arasındaki geçirgenlik romanda başarıyla tesis ediliyor.
İletişim Yayınları’ndan çıkan Kerem Bakıcı imzalı ‘Söyletme Çok Ağlarım’, yedi yıllık mahkumiyetin ardından sevgilisinden gelen mektupların kesilmesi üzerine cezaevinden kaçan Merdan’ın trajik hikâyesini sayfalarına taşıyor. Soğuk sokaklar, Dayı’nın Kahvehanesi ve karanlık aile miraslarıyla örülü bu ilk roman, tutku ve çaresizlik ekseninde insanın iç hesaplaşmalarını çarpıcı bir üslupla aktarıyor.
Dünya edebiyatı cephesinde ise Yapı Kredi Yayınları etiketiyle raflara çıkan Danimarkalı yazar Asta Olivia Nordenhof imzalı ‘Cepteki Para’ bulunuyor. 159 kişinin yaşamını yitirdiği ‘İskandinav Yıldızı’ feribot faciasını ve bu facianın arkasında yatan sigorta şirketi menfaatlerini arka plana alan eser, toplumun çeperinde yaşayan Maggie ve Kurt çiftinin çözülen evliliği üzerinden neo-kapitalist düzenin bireyler üzerindeki ezici tahribatını belgeliyor. Roman, daha önce PO Enquist Ödülü ile Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’ne değer görülmüştü.
Felsefeden Sessiz Kitaplara Uzanan Kültür Köprüsü
Düşünce dünyasını besleyen çalışmalardan biri de Alfa Yayınları tarafından yayımlanan Stephen Hetherington imzalı ‘Epistemoloji Nedir?’ kitabı oldu. Hetherington, bilginin doğasını, doğrulanabilirliğini ve sınırlarını hem kavramsal hem de gündelik yaşam pratikleri üzerinden ele alarak, okuru en temel kabulleri dahi felsefi kuşku zemininde yeniden tartmaya davet ediyor.
Kanon Kitap tarafından yayımlanan Bahadır Karasulu imzalı ‘Hormisdas Uyurken’, Sasani İmparatorluğu’ndan Roma’ya sığınan Prens Hürmüz’ün Konstantin’in yeni başkentinde kurduğu hayatı ve asırlar sonrasına uzanan metafizik serüvenini odağına alıyor. Eser, Bizans’ın karanlık mahzenlerinden günümüz İstanbul’una uzanan zaman sıçramalarıyla iktidar hırsının zamansız doğasını resmediyor.
Türk şiirinin yapısal gelişimini tahlil eden Özcan Temel’in ‘Şiir Üzerine Yazılar’ı Ati Yayınları etiketiyle basılırken; halk şiirinden divan geleneğine, modern akımlardan çağdaş seslere kadar geniş bir estetik analiz imkânı sunuyor. Çocuk edebiyatında ise Ketebe Çocuk etiketiyle yayımlanan ve 2025 Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nın sürdürülebilirlik temalı BRAW Amazing Bookshelf Sustainability Ödülü’nü kazanan Guridi imzalı ‘Ö’, kış uykusuna yatmak yerine doğayı keşfeden bir ayının gözünden iklim ve insan tahribatını hiç metin kullanmadan sessiz bir görsel anlatıyla sergiliyor.
🔍 GAZETECİ MASASI
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Yayıncılık sektöründe bu hafta gözlenen zengin içerik tablosu, dijitalleşmenin ve yapay zekânın getirdiği dikkat dağınıklığı krizine karşı yayıncıların ‘nitelikli içerik’ kalkanıyla yanıt verdiğini ortaya koyuyor. Özellikle Yekta Kopan’ın denemelerinde doğrudan yüzleştiği yapay zekâ tehdidi, aslında sadece metin üretim mekanizmalarını değil, derinlemesine okuma kabiliyetini de tehdit ediyor. Bu bağlamda, tefrika dönemi mirası olan Selim Nüzhet Gerçek veya Reşad Ekrem Koçu gibi isimlerin yeniden dolaşıma sokulması, kolektif edebiyat hafızasının tazelenmesi adına stratejik bir hamle niteliği taşıyor. Kitapların yalnızca tüketim nesnesi değil, sosyolojik ve felsefi bir direnç noktası olduğu gerçeği, haftanın seçkisine yansıyan temel ortak payda olarak kayda geçiyor.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Selim Nüzhet Gerçek’in Meçhul Kuvvetlere Kurban romanının önemi nedir?
Eser, 1922 yılında İleri gazetesinde tefrika edilmiş erken dönem bir mistik polisiye romandır. İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan bu yeni baskıda, yazarın daha önce hiç basılmamış olan ‘Habeşistan Hançeri’ adlı hikâyesi de ilk kez okurla buluşmaktadır.
Soru: Guridi’nin ödüllü eseri Ö’nün teması nedir?
Hiç metin içermeyen sessiz bir anlatı olan ‘Ö’, kış uykusuna yatmayan bir ayının doğa yolculuğu üzerinden iklim krizi ve çevre tahribatını çocukların gözüyle ele almaktadır. Eser, 2025 Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nda BRAW Sustainability Ödülü kazanmıştır.
Soru: Yekta Kopan yeni kitabında hangi meseleye odaklanıyor?
Kopan, ‘Okudum da Ne Oldu?: Yapay Zekâ Çağında Okur Olmak’ kitabında dijitalleşme, dikkat ekonomisi ve yapay zekâ ekseninde modern okuma alışkanlıklarını ve yayıncılığın dönüşümünü sorgulamaktadır.
Kaynak / Ajans: Haberturk
📰
Haber Kaynağı / Ajans:Haberturk
Bizi Takip Edin & Son Dakika Gelişmelerini Kaçırmayın
Bu haber metni; 5187 sayılı Basın Kanunu, Basın Ahlak Yasası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluk Bildirgesi ilkeleri çerçevesinde editoryal süzgeçten geçirilmiş ve teyit edilmiştir.
✍️ Redaksiyon: furkankural⏱️ Son Güncelleme: 17.10.2026 14:04⚖️ Yasal Denetim: BİK & Basın İlkeleri Uyumlu