Marmara Kapalı Cezaevi duruşma salonunda 101’inci gününe ulaşan İBB davasında, tutuklandıktan sonra görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, 14 Ekim tarihinde başlattığı savunmasını dördüncü günün sonunda tamamladı. Toplam 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı dava kapsamında mikrofona geçen İmamoğlu, hakkındaki iddialara karşı geniş kapsamlı bir hukuki ve siyasi değerlendirme yaparak duruşma salonundaki beyanlarını noktalamış oldu.
600 günü aşkın süredir cezaevinde tutuklu bulunduğunun altını çizen İmamoğlu, kendisine yöneltilen usulsüzlük, rüşvet ve casusluk suçlamalarını somut evraklar, Sayıştay raporları ve resmi kayıtlarla reddetti. Mahkeme heyetinin davanın 101’inci gününde tutukluluk durumlarını yeniden gözden geçirmesi beklenirken, İmamoğlu’nun savunmasını bitirmesiyle birlikte söz hakkı savunma makamındaki sanık avukatlarına devredildi.
- Kritik Gelişme: Ekrem İmamoğlu, Silivri’de 101 gündür süren İBB davasındaki dördüncü gün savunmasını tamamlayarak sözü avukatlarına bıraktı.
- Resmi Veri / Açıklama: İddia edilen 560 milyar liralık kamu zararı iddiasının somut dayanaktan yoksun olduğunu söyleyen İmamoğlu; ellerinde tapu, dekont, Sayıştay kararları ve kurum içi denetim belgeleri bulunduğunu vurguladı.
- Süreç / Sonraki Adım: Marmara Kapalı Cezaevi duruşma salonundaki celsede mahkeme heyetinin tutukluluk hallerine ilişkin ara karar vermesi bekleniyor.
Savunmanın Dördüncü Gününde Hukuki ve Siyasi Vurgular

Duruşmanın dördüncü gün oturumunda konuşmasını tamamlayan Ekrem İmamoğlu, sürecin başından itibaren yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Yargılama sürecinin 600 günü aşan tutukluluk boyutuyla yürütüldüğünü belirten İmamoğlu, Türkiye’de adalet sisteminin geldiği aşamaya dikkat çekti. 2024 yerel seçimlerinin ardından belediyelere yönelik başlatılan idari ve adli süreçlerin Ekim 2024 döneminde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e yönelik adımlarla ivme kazandığını dile getiren İmamoğlu, orada uygulanan kayyum modelinin aşamalarını anlattı.
Esenyurt sürecinde yaşanan atama trafiğine değinen İmamoğlu, soruşturma öncesinde gerçekleşen unvan değişikliklerinin planlı bir idari tasarruf olduğunu savundu. Görevden alınan belediye başkanının yargısal süreçlerde tahliye edilmesine karşın görevine iade edilmemesini eleştiren İmamoğlu, idari mekanizmaların uygulamadaki tutarsızlıklarını masaya yatırdı. Esenyurt Belediyesi’nde ihale süreçleri ve iddia edilen usulsüzlükler gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturmalardaki gözaltı kararlarına değinen İmamoğlu, davanın toplumsal ve siyasal katmanlardaki algısına dair mesajlar verdi.
Konuşmasında toplumun tüm kesimlerine ve farklı siyasi dinamiklere seslenen İmamoğlu, yöneltilen suçlamaların ve hazırlanan iddianamenin hukuki temelden ziyade siyasi saiklerle şekillendirildiğini dile getirdi. Farklı siyasi partilere gönül vermiş vatandaşlara ve toplumun her kesimine hitap eden İmamoğlu, yargılandığı dosyanın içeriği itibarıyla siyasi bir nitelik taşıdığını altı çizili ifadelerle duruşma zaptına geçirdi.
Finansal İddialara ve Casusluk Suçlamalarına Somut Yanıtlar
İmamoğlu savunmasının son bölümünde, iddianamede yer alan finansal zararlar ve mali usulsüzlük iddialarını detaylı rakamlarla tahlil etti. İddianameye konu edilen devasa rakamların tutarsızlığına değinen İmamoğlu, başlangıçta 560 milyar lira olarak öne sürülen tutarın sonradan 160 milyar lira seviyesine düşürüldüğünü belirtti. Söz konusu hesaplamaların Maden Kanunu çerçevesi açılmaksızın ve davanın tarafı konumundaki bakanlık personelleri vasıtasıyla yaptırıldığını kaydetti.
Belediye bütçesinden yapılan borç ödemelerinin, elde edilen finansal kârların ve ihale iptalleri sonucu sağlanan kamusal tasarrufların dosyaya ‘zarar’ başlığı altında yazıldığını belirten İmamoğlu, kurumun mali disiplinine dikkat çekti. Kendi ellerinde noter onayları, tapu kayıtları, banka dekontları, Sayıştay denetim raporları ve idari denetim belgeleri bulunduğunu altını çizerek vurgulayan İmamoğlu, iddia makamının tanık beyanlarına dayalı kurgusunu eleştirdi.
Örgüt üyeliği ve casusluk yönündeki suçlamaları kesin bir dille reddeden İmamoğlu, dosyaya delil olarak konulan beş dakikalık bir nezaket ziyareti fotoğrafına tepki gösterdi. Söz konusu fotoğraftaki şahsın devletin en üst düzey bürokratları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Milli İstihbarat Başkanı ile geçmişten bu yana fotoğraflarının bulunduğunu hatırlatan İmamoğlu, bu durumun tutarsızlığını mahkeme heyetine sundu. Rüşvet iddialarında adı geçen kişilerin kolluk ifadesinde kendisini ilk kez Vatan Emniyet’te gördüklerini beyan ettiklerini aktaran İmamoğlu, somut delil yokluğuna mercek tuttu.
Siyasi Polemikler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Çağrı
Savunma maratonunun üçüncü gününde CHP bünyesinde yaşanan iç tartışmalara ve mahkemenin butlan kararı sonrası genel başkanlık makamına gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun beyanlarına değinen İmamoğlu, davanın niteliğine ilişkin farklı görüşlere sert tepki göstermişti. Dördüncü günde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hemşehri sıfatıyla seslenen İmamoğlu, idari ve yargısal süreçlerde kurulan yapılara karşı uyarılarda bulundu.
Cumhurbaşkanı adayı sıfatıyla vizyonunu dile getiren İmamoğlu, seçilmesi halinde devlet kurumlarının tarafsızlık ilkesiyle çalışacağını ifade etti. Mahkemelerin, emniyet teşkilatının, mülki idare amirlerinin ve güvenlik güçlerinin tüm vatandaşların ortak değeri olacağı bir kamu yönetimi vaat ettiğini kaydetti. İstiklal Marşı’nın ilk kelimesi olan ‘Korkma’ vurgusuna atıfta bulunan İmamoğlu, toplumsal cesaret ve adalet arayışının altını çizdi. Konuşmasını tamamlamadan önce tarihten ve edebiyattan alıntılar yapan İmamoğlu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu yönündeki anayasal ilkeyi hatırlatarak sözlerini noktaladı.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Silivri’deki 101 günlük maraton ve İmamoğlu’nun dört güne yayılan kapsamlı savunması, yalnızca hukuki bir dosyanın kapatılması anlamına gelmiyor; aynı zamanda Türkiye’nin önümüzdeki siyasi takvimini doğrudan şekillendirecek bir dönüm noktası olarak kayda geçiyor. Davanın 600 günü aşan tutukluluk süreciyle birleşmesi, yargı mekanizmasının siyaset üzerindeki vesayet tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda. İmamoğlu’nun savunmasında rakamsal verilerle bilirkişi raporlarını çürütme gayreti ile toplumsal kesimlerin tamamına yönelik kapsayıcı söylemi birleştirmesi, savunmanın sadece mahkeme heyetine değil, kamuoyu vicdanına yapıldığını somut olarak gösteriyor. Mahkemenin bugün vereceği tutukluluk değerlendirmesi kararı, hem hukuki prosedür hem de siyasi dengeler açısından belirleyici bir eşik niteliği taşıyor.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Ekrem İmamoğlu’nun savunması tamamlandıktan sonra duruşmada hangi aşamaya geçildi?
İmamoğlu’nun dört gün süren savunmasını tamamlamasının ardından sorgu aşaması bitmiş olup söz hakkı sanık avukatlarına geçmiştir. Mahkeme heyetinin gün içerisinde tutukluluk durumlarını yeniden değerlendirmesi beklenmektedir.
Soru: İBB davasında kaç sanık yargılanıyor ve tutukluluk durumları nedir?
Toplam 436 sanığın yargılandığı davanın 101’inci gününde, Ekrem İmamoğlu dahil olmak üzere 53 tutuklu sanık bulunmaktadır.
Soru: İddianamedeki finansal zarar iddialarına karşı savunmada hangi kanıtlar sunuldu?
İmamoğlu, iddia edilen kamu zararının dayanağı olmadığını, borç ödemeleri ve ihale indirimlerinin zarar gibi gösterildiğini belgelere dayandırarak aktardı. İddialara karşı ellerinde tapu, dekont, Sayıştay raporları, noter onayları ve kurum içi denetim belgeleri bulunduğunu ifade etti.
Kaynak / Ajans: Bbc

