İstanbul’un Maltepe ilçesi Cevizli Mahallesi’nde 8 Ekim tarihinde meydana gelen ve 5 vatandaşın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan feci bina çöküşünün ardından başlatılan adli süreçte ilk somut yargı kararları verildi. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturma kapsamında gözaltına alınan yapının mimarı H.B. ile şantiye şefi M.O., sevk edildikleri nöbetçi hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Facianın hemen ardından başlatılan teknik ve hukuki incelemeler, 7 katlı binanın ilk üç katının aniden çökmesiyle başlayan sürecin idari ve cezai sorumlularını ortaya çıkarmayı hedefliyor. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sağlık kontrolünden geçirilen ve ardından adliyeye sevk edilen iki teknik sorumlu, ‘taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçlamasıyla tutuklanarak davanın seyrini değiştiren bir hukuki boyut kazandı.
- Kritik Gelişme: Facianın ardından gözaltına alınan mimar H.B. ve şantiye şefi M.O. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
- Kayıpların Bilançosu: 14 kişinin enkaz altında kaldığı olayda 9 kişi sağ kurtarılırken, 5 kişi yaşamını yitirdi.
- Hukuki Durum: Binanın resmi sahibi D.B.’nin 2016 yılında vefat ettiği tespit edildiğinden hukuki süreç iki teknik sorumlu üzerinden şekilleniyor.
Faciaya Giden Süreç ve Sahadaki Kurtarma Seferberliği
8 Ekim günü Maltepe Cevizli Mahallesi Doğu Sokağı üzerinde bulunan 7 katlı binanın alt katlarında meydana gelen ani çökme, bölgede büyük bir alarm durumuna yol açtı. İhbarın hemen ardından olay yerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, AFAD, UMKE, emniyet güçleri ve çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi. Yapının üst katlarında mahsur kalan vatandaşların tahliyesi için saniyelerle yarışılırken, enkaz altında kalan 14 vatandaşın kurtarılması amacıyla profesyonel ekipler tarafından hummalı bir arama kurtarma faaliyeti başlatıldı.
Arama kurtarma ekiplerinin yoğun gayretleri neticesinde enkaz yığınlarının arasından 9 vatandaş sağ olarak tahliye edilerek en yakın sağlık kuruluşlarına sevk edildi. Ancak ne yazık ki, göçük altından çıkarılan 4 kişinin olay yerinde, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 1 kişinin ise yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hastanede hayatını kaybettiği kayda geçti. Toplam 5 can kaybıyla sonuçlanan bu yıkım, yapı güvenliği ve denetim mekanizmalarının işleyişini bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıdı.
Adli Soruşturmanın Seyri ve Sorumluların Hukuki Durumu
Olayın hemen ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, yıkımın nedenlerini ve sorumlularını tespit etmek amacıyla resen soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında ilk aşamada, binanın mimari projesine imza atan H.B. ile yapım sürecinde teknik denetimden sorumlu olan şantiye şefi M.O. hakkında gözaltı kararı verildi. Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki sorgu ve ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından Kartal’daki İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’na sevk edildi.
Savcılık makamında alınan detaylı ifadelerin ardından, şüphelilerin kusur durumları ve mevcut deliller göz önünde bulundurularak tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevkleri gerçekleştirildi. Mahkeme, dosyaya sunulan ilk tespitler ve teknik veriler doğrultusunda her iki şüphelinin de tutuklanmasına hükmetti. Öte yandan, yürütülen idari araştırmalarda, binanın resmi sahibi olarak görünen D.B.’nin 2016 yılında vefat ettiği bilgisine ulaşıldı. Bu durum, cezai sorumluluğun doğrudan projelendirme ve uygulama safhasındaki teknik kadrolar üzerinde yoğunlaşmasına neden oldu.
Olayın Perde Arkası ve Analiz
Maltepe’de yaşanan bu son facia, Türkiye’deki yapı stoğunun güvenliği ve denetim süreçlerindeki yapısal boşlukları bir kez daha acı bir şekilde masaya yatırdı. Yedi katlı bir binanın alt katlarının aniden çökmesi, sadece malzeme kalitesizliğini değil, statik hesaplama hatalarını ve yıllar içinde yapılan kontrolsüz müdahaleleri de akıllara getiriyor. Mimar ve şantiye şefinin jet hızıyla tutuklanması, yargının kamuoyu vicdanını rahatlatma ve olası delil karartma girişimlerinin önüne geçme iradesine somut verilerle işaret etti. Ancak asıl düğüm, binanın geçmişte aldığı ruhsatlar, imar affı süreçlerinden yararlanıp yararlanmadığı ve yerel yönetimlerin denetim raporları incelendiğinde çözülecektir. Bina sahibinin 2016 yılında vefat etmiş olması, sorumluluğun teknik imzacılara kalmasına yol açsa da, bu davanın inşaat sektöründeki ‘imzacı şantiye şefliği’ ve ‘kağıt üstündeki denetim’ sorununu kökten sarsacak bir emsal teşkil etmesi kaçınılmazdır.
Merak Edilen Sorular ve Yanıtlar
Soru: Maltepe’deki binanın çökme nedeni tam olarak belirlendi mi?
İlk incelemelere göre 7 katlı binanın alt üç katında meydana gelen çökmenin kesin teknik nedeni, savcılık tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetinin hazırlayacağı detaylı statik ve zemin raporunun ardından netlik kazanacaktır.
Soru: Bina sahibi neden yargılanamıyor?
Yapılan incelemelerde binanın resmi sahibi olan D.B.’nin 2016 yılında hayatını kaybettiği tespit edilmiştir. Türk Ceza Kanunu uyarınca şahsi cezai sorumluluk ölümle sona erdiğinden, hukuki süreç hayatta olan ve yapım aşamasında imzası bulunan mimar ile şantiye şefi üzerinden yürütülmektedir.
Kaynak / Ajans: Haberturk

